Geçen yıl, kutlamamız gereken
büyük bir kahramanlığın 1300 üncü yıl dönümü idi:
Kahraman Kür Şad'ımız ve 40 arkadaşı
Türk istiklâli uğrunda canlarını vermişlerdi. İçinde
bulunduğumuz yıl ise Türkiyenin kuruluşunun 900 üncü
yıl dönümüne rastlıyor. 2500 yıllık tarihi olan Türk
milletinin batıda kurduğu devletin 900 üncü yılı...
Bu devlet 900 yıl önce nasıl
kuruldu? Nerede kuruldu? Onu kuranlar kimlerdi? Bu
destanı gözden geçirelim:
On birinci asrın başlarında
anayurt olan Türkistan da Türk hâkimiyetini ve
devletini temsil eden Karahanlılar devleti vardı.
Onların doğu bölgesinde artık küçülmüş ve siyasî
ehemmiyetini kaybetmiş kâfir Uygurlar yaşıyor ve din
ayrılığı iki türlü Türkü birbirine düşman ettiği
için şiddetle çarpışıyorlardı. Cenupta, Afganistan
da ise üçüncü bir Türk devleti bulunuyordu:
Gazneliler imparatorluğu. Bir yandan İran ve
Horasanı, bir yandan şimalî Hindistan’ı eline
geçirmiş olan ve müslümanlığın yayılması için puta
tapan Hintlilerle boyuna gaza yapan bu Türk devleti
nüfus, servet, ordu bakımından ötekilerden üstündü.
İşte on birinci asrın başında Türk dünyası bu
durumda iken ortaya yeni bir kuvvet çıktı: Selçük
Oğulları...
Selçük Beğ, Karahanlılar
devletinde bir subaşı yani kumandandı. Rivayetlere
göre hükümetle arası açıldığı için kendi Oğuzlarını
toplayarak Harzem yakınlarına geldi. An'aneler,
Selçük Sübaşının yedinci göbek babası olarak bir
Kutlu Han'dan bahsediyorlar. Bu Kutlu Han kimdir?
Gök Türk kağanı İlteriş Kutluk Kağan
mı? Yoksa tarihî değil de ancak an'anevî bir
şahsiyet midir? Buralarını bilmiyoruz. Bildiğimiz şu
ki Selçük Sübaşının babası Yakak (= Dakak) ti
ve Oğuzların Kınık boyundandı. Sınırdaş oldukları
için aralarında rekabet bulunan Karahanlılarla
Gazneliler birbirlerine karşı Oğuzları kullanmak
istiyorlardı.
Selçük Beğ 107 yaşında
öldüğü zaman belli başlı Mikâil Yabgu,
Arslan Yabgu, Musa Yabgu adında üç oğul
bırakmıştı. Bu oğulların taşıdığı «yabgu» unvanı da
gösteriyor ki Selçük ailesi eski ve asil bir
hükümdar soyundandır. Mikâil Yabgu,
galiba babasından önce ölmüş ve Çağrı Beğ'le
Tuğrul Beğ adında iki kahraman oğul
bırakmıştı. Bundan dolayı Selçük
ölünce ailenin reisliği Arslan Yabgu'ya
geçti. Oğuzlar, Selçük Oğullarını baş tanımakla
beraber henüz tam manâsıyla müşterek ve pilânlı bir
hareketleri yoktu.
1015–1020 arasında, en yiğitleri
ve atılganları olan Çağrı Beğ savaşa
çıktı. İslâm ülkesine saldıran Rumlarla çarpışmak
için kendi buyruğundaki Oğuzları alarak Anadoluya
yöneldi. Fakat bu yol Gazneliler imparatorluğu
topraklarından geçiyordu. Büyük padişah
Gazneli Sultan Mahmud, bunların yollarını
kesmesi için kumandanlarından Arslan
Câzib'e buyruk verdi. Oğuzların yolunu
kesmek ne mümkün? Uzun saçlı, çok çevik ve ok
atmakta eşsiz olan Oğuzlar (tıpkı eski Gök Türkler
ve Kunlar gibi) daha ilk adımda düşmanlarına öyle
bir korku saldılar ki Vanda ki Vasporagan Ermeni
devletinin reisi ülkesini Bizansa satarak bütün
tebeasıyla Sivas’a kaçtı.