1035 ten itibaren Gaznelilerle
Selçüklüler arasında bir sıra savaşlar başladı.
Birinciler, imparatorluklarının yüceliğini korumak,
ikinciler yaşamak için vuruşuyorlardı. Türkü ancak
Türk yener.
1037 de Çağrı Beğ
Merv'de, Tuğrul Beğ Sirahs'ta,
Sultan Mes'ud un yüksek hâkimiyetini tanımak
şartıyla, kendi adlarına hutbe okuttular. Bu yarını
müstakil olmak, bir türlü dominyon haline girmek
demekti. Sultan Mes'ud la Selçük
Oğulları anlaşabilselerdi, birlik olsalardı,
pek büyük bir kuvvet doğacaktı. Fakat uzağı iyi
göremeyenlerin kışkırtmalarıyla araları açıldı.
Sultan Mes'ud büyük ordusuyla
Türkmenlerin üzerine yürüdü. Bu orduda Türklerden
başka Hintliler, Afganlılar, Acemler, Araplar da
vardı. Sarhoş filler ise taarruz kabiliyetlerini
fevkalâde arttırıyordu. Türkmenler çok çabuk hareket
eden hafif süvariler olduğu için çekiliyorlar,
Gaznelilerin ordusunu yorup hırpalıyorlardı. Kunlar
gibi... 25 Mayıs 1040 ta olan Dendânikan meydan
savaşı neticeyi halletti. Sultan Mes'ud
ordusundaki Türklerden bir takımı ela
Türkmenlere geçmişti. Ağır pusatlarına, sarhoş
fillerine rağmen Gazneliler ordusu darmadağın oldu.
Sultan Mes'ud, bir kahraman pehlivan
olmasaydı Türkmenlerin eline düşecekti.
Artık Gaznelilerin yüksek
hâkimiyeti yoktu. Horasan Gaznelilerin elinden kat'î
olarak çıkmış ve orada Batı Türkeli yani Türkiye
kurulmuştu. Padişahlığa üç namzet vardı:
Selçük'ün oğlu Musa Yabgu ile
torunları Çağrı ve Tuğrul Beğler.
Onlar bunun için kendi aralarında sızıltıya
meydan vermediler. Hepsi değerli kimselerdi.
Çağrı Beğ hepsinden yiğitti. Fakat
Tuğrul Beğ'in düşünüşünde daha doğruluk
vardı. Tuğrul Beğ'i Sultan seçtiler.
En gençleri olan Tuğrul Beğ'in
seçilmesinde belki de, çocuğu olmadığı için ömrünce
sıkıntı çeken bir kardeşi, bir yeğeni avundurmayı
istemek gibi yiğitçe bir düşünce de vardı.
Tuğrul Beğ adına hutbe okundu. Arlık
Gaznelilerin de, Karahanlıların da yıldızı
kararmıştı.
Batı Türkleri devletinin, yani
Türkiyenin ilk padişahı olan Tuğrul Beğ
(1049–1063) tarihin en büyük kahramanlarından ve
kurucularından biridir. Eserle hüküm vermek doğru
ise, işte onun eseri olan Türkiye hâlâ dimdik
duruyor. Tuğrul Beğ 1043 te Rey
şehrine geldi. Orada Selçük hanedanı bejlerinin her
birine buyruklar vererek her birinin nereleri
zaptedeceğini tayin etti. Bu beğler pek az istisna
ile aldıkları buyrukları yerlerine getirdiler. Oğuz
ve Bizans orduları arasındaki ilk büyük çarpışma
1043 de Erzurum yakınında Pasin ovasında oldu. Bütün
gün süren savaştan sonra Rum ordusu yok, kumandanı
Liparit de tutsak edildi. Bizans imparatoru,
Liparit'i kurtarmak için 'fidye gönderdi ise de
Tuğrul Beğ fidyeyi kabul etmeyerek
Liparit'i salıvermekle karşılık verdi.
1049–1050 de Selçük beğleri
arasında iç savaşlar oldu.
İnal Beğ, Tuğrul Beğ'le
çarpıştı. Bu işler Bizansa fırsat verdi. 1054 te
Tuğrul Beğ ordularının başında doğu
Anadoluya girdi. Rumlara gözdağı verip döndü. 1055
te halifenin çağırışı üzerine Bağdada gitti. Burada
dargın Selçük beğleri barıştılar. Bağdada geliş,
Türklerin bütün İslâm dünyasının hâkimiyetini elde
ettiklerini gösteriyordu.
Çağrı Beğ'in oğlu
olup Horasan valiliğinde bulunan Alp Arslan,
amcası Tuğrul Beğ'in ölümü üzerine
Türkiye padişahı oldu (1083–1072). O da Türk
tarihinin mertlik heykellerinden birisi idi.