900 üncü yıl dönümü

900'üncü YIL DÖNÜMÜ (1040-1940)

 
 

 

 

4

1035 ten itibaren Gaznelilerle Selçüklüler arasında bir sıra savaşlar başladı. Birinciler, imparatorluklarının yüceliğini korumak, ikinciler yaşamak için vuruşuyorlardı. Türkü ancak Türk yener.

1037 de Çağrı Beğ Merv'de, Tuğrul Beğ Sirahs'ta, Sultan Mes'ud un yüksek hâkimiyetini tanımak şartıyla, kendi adlarına hutbe okuttular. Bu yarını müstakil olmak, bir türlü dominyon haline girmek demekti. Sultan Mes'ud la Selçük Oğulları anlaşabilselerdi, birlik olsalardı, pek büyük bir kuvvet doğacaktı. Fakat uzağı iyi göremeyenlerin kışkırtmalarıyla araları açıldı. Sultan Mes'ud büyük ordusuyla Türkmenlerin üzerine yürüdü. Bu orduda Türklerden başka Hintliler, Afganlılar, Acemler, Araplar da vardı. Sarhoş filler ise taarruz kabiliyetlerini fevkalâde arttırıyordu. Türkmenler çok çabuk hareket eden hafif süvariler olduğu için çekiliyorlar, Gaznelilerin ordusunu yorup hırpalıyorlardı. Kunlar gibi... 25 Mayıs 1040 ta olan Dendânikan meydan savaşı neticeyi halletti. Sultan Mes'ud ordusundaki Türklerden bir takımı ela Türkmenlere geçmişti. Ağır pusatlarına, sarhoş fillerine rağmen Gazneliler ordusu darmadağın oldu. Sultan Mes'ud, bir kahraman pehlivan olmasaydı Türkmenlerin eline düşecekti.

Artık Gaznelilerin yüksek hâkimiyeti yoktu. Horasan Gaznelilerin elinden kat'î olarak çıkmış ve orada Batı Türkeli yani Türkiye kurulmuştu. Padişahlığa üç namzet vardı: Selçük'ün oğlu Musa Yabgu ile torunları Çağrı ve Tuğrul Beğler. Onlar bunun için kendi aralarında sızıltıya meydan vermediler. Hepsi değerli kimselerdi. Çağrı Beğ hepsinden yiğitti. Fakat Tuğrul Beğ'in düşünüşünde daha doğruluk vardı. Tuğrul Beğ'i Sultan seçtiler. En gençleri olan Tuğrul Beğ'in seçilmesinde belki de, çocuğu olmadığı için ömrünce sıkıntı çeken bir kardeşi, bir yeğeni avundurmayı istemek gibi yiğitçe bir düşünce de vardı. Tuğrul Beğ adına hutbe okundu. Arlık Gaznelilerin de, Karahanlıların da yıldızı kararmıştı.

Batı Türkleri devletinin, yani Türkiyenin ilk padişahı olan Tuğrul Beğ (1049–1063) tarihin en büyük kahramanlarından ve kurucularından biridir. Eserle hüküm vermek doğru ise, işte onun eseri olan Türkiye hâlâ dimdik duruyor. Tuğrul Beğ 1043 te Rey şehrine geldi. Orada Selçük hanedanı bejlerinin her birine buyruklar vererek her birinin nereleri zaptedeceğini tayin etti. Bu beğler pek az istisna ile aldıkları buyrukları yerlerine getirdiler. Oğuz ve Bizans orduları arasındaki ilk büyük çarpışma 1043 de Erzurum yakınında Pasin ovasında oldu. Bütün gün süren savaştan sonra Rum ordusu yok, kumandanı Liparit de tutsak edildi. Bizans imparatoru, Liparit'i kurtarmak için 'fidye gönderdi ise de Tuğrul Beğ fidyeyi kabul etmeyerek Liparit'i salıvermekle karşılık verdi.

1049–1050 de Selçük beğleri arasında iç savaşlar oldu.

İnal Beğ, Tuğrul Beğ'le çarpıştı. Bu işler Bizansa fırsat verdi. 1054 te Tuğrul Beğ ordularının başında doğu Anadoluya girdi. Rumlara gözdağı verip döndü. 1055 te halifenin çağırışı üzerine Bağdada gitti. Burada dargın Selçük beğleri barıştılar. Bağdada geliş, Türklerin bütün İslâm dünyasının hâkimiyetini elde ettiklerini gösteriyordu.

Çağrı Beğ'in oğlu olup Horasan valiliğinde bulunan Alp Arslan, amcası Tuğrul Beğ'in ölümü üzerine Türkiye padişahı oldu (1083–1072). O da Türk tarihinin mertlik heykellerinden birisi idi.

Devamı



 

Biz Kimiz?

Anasayfa

Düşünce Alanı

 
900 üncü yıl dönümü