900 üncü yıl dönümü

900'üncü YIL DÖNÜMÜ - DEVLETİMİZİN KURULUŞU

 
 

 

 

2

Devletimizin Kuruluşu

Mensup olmakla övündüğümüz Türk, ırkı, şimdiye kadar birçok devlet kuran bir topluluk gibi gösterilmiş ve bu netice, bir hakikat diye herkes tarafından kabul edilmiştir. «Çok devlet kurmak», ilk bakışta bir meziyet gibi gözükmekle beraber dikkatle mütalâa olununca, böyle olmadığı anlaşılır. Çünkü «Çok devlet kurmak» iddiası kabul edilince bunun tabiî neticesi olarak bu devletlerin gayet kısa ömürlü birer müessese olduğu da benimsenmiş olur ki bundan da Türklerin devamlı devlet kurmak kabiliyetinden mahrum, istikrarsız bir millet oldukları neticesi çıkar.

Acaba hakikat bu mudur? Türkler hakîkâten çok, fakat kısa ömürlü devletler kuran bir millet inidir? Bu fikir, Türk milliyetçilerinin de fikri olabilir mi?

Türkçülük bir dünya görüşüne mâlik olmalı ve onun kıyafetten takvime, soyadından aile telâkkisine kadar her şeyi kendi zaviyesinden mütalâa eden fikirleri bulunmalıdır.

Bu mütalâalar millî şahsiyet yaratacak ve millî şahsiyetin değeri nisbetinde bize kıymet kazandıracaktır. Ben, şimdi devletimiz hakkındaki fikirlerimi açıklayacak ve mesele üzerinde Türkçüleri düşünmeye davet edeceğim:

Otuz asırlık tarihimizde biz iki devlet kurduk. Birincisi, tarihin karanlıklarından itibaren başlayarak son çağa kadar gelen ve kaybedilen devlet, yani Türkistan’daki, asıl Anayurttaki devlet; ikincisi de On Birinci Asırda kurulup günümüze kadar gelen Önasya’daki devlet, yani bizim devletimiz. Anayurt dışında kurulan devletler bu hesaptan hariçtir.

«Çok devlet» iddiası hükümdar hanedanlarını devlet sayan Şark tarihçilerinin bize aşılayıp kabul ettirdikleri yanlış telâkkiden doğuyor. Türkler, tarih, yapan, fakat yazmayan bir millet olarak tanınmışlardır. Kendilerinden bahsettikleri Orkun yazıtlarında bile «Yukarıda mavi gök, aşağıda kara toprak yaratıldıktan sonra ikisi arasında insanoğulları yaratılmış, insanoğulları üzerinde ecdadım Bumun Kağan, İstemi Kağan hâkim olmuş» şeklinde gayet kayıtsız ve kısa bir ifade kullanmışlar ve dikkate şayandır ki insanoğulları olarak da yalnız Türkleri saymışlardır.

Müslüman olduktan sonra ise, Arap, Acem tarihçilerinin telâkkilerini tamamiyle benimsemişler, her hanedanı ayrı bir devlet ve hanedanlar arasındaki çarpışmaları millî savaşlar saymak gibi yanlışlıklara düşmüşlerdir.

Devamı



Biz Kimiz?

Anasayfa

Düşünce Alanı

 
900 üncü yıl dönümü