Türkçü görüş bu telâkkiyi
reddeder. Bizim telâkkimiz tarihin hakikatlerini
kendi zaviyemizden gören bir telâkkidir. Tarihi,
olduğundan büyük veya değişik göstermeye lüzum
kalmadan kendi görüşümüzü ortaya sürmek ve
başkalarının bizim hakkımızdaki görüşlerini kabul
etmek gibi bir aşağılık duygusundan uzak bulunmaya
mecburuz, kendimizi başkalarının gözü ile tanıyacak
değiliz.
Size bir örnek vereceğim: Bazı
coğrafya kitaplarında «falan asırda dünyanın bilinen
kısımları» diye haritalar vardır ve bu haritalarda
Ön yurdumuzun meçhul bölümler arasında
gösterilmiştir. Ecdadımızın oturduğu yerleri
herhangi bir asırda, herhangi bir millet bilmeyip de
kendisince meçhul yerlerden sayar ve biz de bunu
aynen kabul edersek bu objektif bir görüş mü, yoksa
gaflet mi olur?
Eskiden mektep kitaplarında millî
tarihimiz Hicrî 699 daki «İstiklâl-i Osmanî» ile
başlardı. Şimdi öyle başlamıyor amma çok çok 1071
Malazgirt savaşına kadar gidiyor ve Anadolu’yu
dolduran Karamanoğulları, Aydınoğulları gibi
beğlikler ayrı birer devlet olarak sayıyor. Bu
telâkki hâlâ hanedanları milletten üstün tutmak
zihniyetinin mevlûdudur.
Devletimiz şu şekilde
kurulmuştur: On Birinci Asırda anayurtta, yani
Türkistan da Karahanlılar sülâlesi vardı.
Anayurt dışında ve Karahanlılarla sınırdaş olarak da
yine Türkler tarafından kurulmuş Gazneliler
devleti bulunuyordu. Ecdadımız olan Türkmenler yani
Oğuzlarla Kartukların Müslüman çoğunluğu bu iki Türk
devleti arasında onların hâkimiyet ihtiraslarına
âlet olduktan sonra Gazneliler tarafından
kendilerine verilen topraklara girdiler. Fakat
askerliklerindeki kuvvet ve şiddet dolayısıyla
metbuları olan devleti ürkütmekte gecikmediler.
Gazne ililer, Türkmenlerin kudretini kırmak için
başkanları Arslan Yabgu'yu yakalayarak
hapsettilerse de başkanlarını kaybetmek onların
gücünü kırmak şöyle dursun, bilâkis hınçlarını
arttırdı ve Gaznelilerle yapılan bir sıra
çarpışmalardan sonra nihayet 1040 ta kazanılan «Dendânekan»
meydan savaşı ile Horasan'da müstakil bir devlet
kuruldu. Îşte Horasanda kurulan bu devlet, Îslâm
müverrihlerinin hükümdar sülâlesine izafetle Selçuk
Devleti dediği bu yeni teşekkül bizim devletimiz,
yani Türkiyedir.
Horasanda kurulan bu devlet Azerbaycan, Irak,
Suriye ve Anadolu’yu sonradan fethetmiş ve en son
aldığı Anadolu’nun kapıları 1071 Malazgirt
savaşı ile açılmıştır. Selçüklülerin Türkiyesi
İslâmiyet’ten önceki ve sonraki bütün zamanlarda
olduğu gibi, bir kaç hükümdarla birden idare
olunurdu.