Devletin genişliği ve Türk
hâkimiyet telâkkisi bunu gerektiriyordu. Selçuk
Türkiyesinde dört sultan bulunuyor, fakat bunlardan
üçü, Horasandaki büyük sultanı metbu tanıyordu.
«Rûm» yâni Anadolu’daki sultan bu tâbi
hükümdarlardan birisiydi. Bütün eski tarihimizde
olduğu gibi tâbi hükümdarlar büyük sultana
danışmadan yabancı komşularıyla ve hattâ bazan
birbirleriyle de çarpışıyorlar, fakat bu hal, Avrupa
milletlerinde de gördüğümüz gibi devletin biriliğini
bozmuyordu.
Türkiyenin tarihindeki garip bir
tecelli ile devlerimiz, bütün diğer devletlerden
farklı olarak kurulduğu toprakları kaybedip sonradan
aldığı topraklar üzerinde tutunan tek devlet örneği
olarak kalmıştır. Almanya, İngiltere, Fransa hâlâ
kuruldukları topraklar üzerindedir ve normal olanı
da budur. Bilfarz Fransa Balya'yı kaybedip de
nüfusunun yarısı ile Kuzey Afrika’ya yerleşse veya
İngiltere Britanya adasının güney bölgesinden
çıkarılıp İskoççaya sığınsa bu durum tabiî
sayılabilir mi? Sayılamaz. Onun gibi bizim de
kurulduğumuz toprakları, hâlâ Türklerle meskûn ve bu
devleti kuranların mezarlarıyla süslü toprakları
unutamayıp hissen oraya bağlı kalmamız kadar tabiî
bir netice olamaz.
Aile, cemiyet veya devlet, her
hangisi olursa olsun bir topluluk faziletle
kurulursa sağlam olur. Temelinde rezilet bulunursa
çabuk çöker. Devletimiz faziletle kurulan
topluluktur. Tarihe yiğitlik ve feragatle girmiştir.
Devlet kurulduğu zaman başkanlığa üç namzet vardı.
Fakat bu mevki en büyükleri olan Musa Yabgu
veya en kahramanları olan Çağrı Beğ değil, en
küçükleri Tuğrul Beğ geçirildi. Bunda, savaş
meydanlarındaki çelik kılıçlı demir bileklilerin,
barıştaki insanî kalplerinden taşan bir şefkat
duygusunun izlerini de görüyoruz. Çünkü Tuğrul
Beğ'in çocuğu olmuyordu. Amcası ve kardeşi onun bu
büyük ıstırabını devlet başkanlığı ile gidermek
yolunu tuttular. İşte, devletimizin ilk başkanı,
büyük Sultan Gazi Tuğrul Beğ'dir.
Selçuk Hanedanından sonra bu
devletin başında Çengiz Hanedanı bulunmuş, büyük
Çengiz İmparatorluğunun batı kolu olan İlhanlılar,
sıklet merkezleri Azerbaycan olduğu halde Türkiyeyi
yürütmüşlerdir.
Şimdiye kadar Çengiz halefleri, bizim
tarihlerimizde Moğol veya Tatar diye anılarak
yabancı bir devlet ve hanedan diye gösterilmiştir.