Osman
Gazi'nin dedesi Süleyman şah’tır. En evvel bu, Rûm
(=Anadolu) ülkesine gelmiştir. Gelmesine sebep budur
ki Abbasoğulları zamanından tâ Süleymanşah zamanına
kadar Arap askeri Rum (=Bizans) üzerine galipti. Rum
(=Bizans) da, Acem de mağlûptu. Yâfes nesli olmaları
sebebiyle Acem padişahları gayretlendiler. Bize Arap
galip oldu diye gayrete gelip Yâfes neslinden göçebe
Türkler’i kendilerine dayanak edip Araplar'a galip
geldiler. Bu yüzden Arap mağlûp olunca Kâfir
ülkeleri kafa tutmaya başladılar. Kâfirler
Müslümanlara itaat etmez oldu. Bu göçebe Türkler’den
Acem padişahları çekinir oldular. Tedbir düşünerek
ittifak ettiler ki bu göçer evli Türkler'i kendi
üzerlerinden uzaklaştıralar. Süleymanşah Gazi'yi
ileri çektiler ki o, göçer evlilerin ulularındandı.
Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun
yanma verdiler. "Varın, Rûm'da (=Anadolu'da) gaza
edin" dediler. Süleymanşah dahi kabul etti.
Geldiler. Erzurum'dan Erzincan'a indiler.
Erzincan'dan Rûm (= Anadolu) ülkesine girdiler. Rûm
(=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Etrafları
fethettiler. Süleymanşah Gazi havlı bahadırlıklar
etti. Fakat bu Rûm'un (=Anadolu'nun) dağlarından ve
derelerinden incindiler. Göçer evlerin davarı
dereden, tepeden incinir oldu. Yine Türkistan'a
döndüler. Geldikleri yola gitmediler. Halep iline
çıktılar. Oradan Ca'ber kalesinin önüne vardılar.
Orada Fırat ırmağının önlerine geldiler. Geçmek
istediler. Süleymanşah Gazi'ye: "Hanım! Biz bu suyu
nasıl geçelim" dediler. Süleymanşah dahi atını suya
tepti. Önü yar imiş. Atı sürtçü. Süleymanşah suya
düştü. Ecel mukaddermiş. Allah'ın rahmetine kavuştu.
Sudan çıkardılar. Ca'ber kalesinin önünde gömdüler.
Şimdiki zamanda ona Türk Mezarı derler. O kaleye de
yine o nesilden Döger derler bir taife vardır, şimdi
onlar hükmeder. Böyle olunca bu göçer evliler etrafa
dağıldı. Bazısı Berriye'ye gitti. Şimdiki halde
onlara Şam Türkmeni derler. Bazısı yine Rûm'a (=
Anadolu'ya) döndüler. Kimi Tatar ve kimi
Türkmen'dir. Şimdiki halde Rûm'da (=Anadolu'da) olan
Tatar ve Türkmen'ler o taifedendir.
Bazısı
Süleymanşah'ın üç oğluna uydular ki biri Sunkur
Tegin'dir. Biri dahi Erdungrıl'dır. Birisi
Gündoğdu'dur. Fırat suyunun başından bu üç kardeş
geldikleri yola döndüler. Pasin ovasına, Sürmeli
Çukuruna vardılar. Erdungrıl orda kaldı. Kardeşleri
ile gitmedi. Bir dört yüz kadar göçer ev ile kaldı.
O iki kardeş yine asıl vatanlarına gittiler.
Erdungrıl o arada bir nice müddet durdu. Yaylasında
yayladı. Kışlasında kışladı.
Bir nice
zaman sonra Sultan Alâaddin dahi Rûm (= Anadolu)
ülkesine yöneldi. Kısmet olduğu kadar fethetti.
Padişah oldu. Bunu tafsili çoktur. Ben ihtisar
ettim. Onun için ki Osmanlı Hanedanının
menkıbelerini anlatayım.
Erdungrıl
Gazi bunu işitti ki Selçuk Hanedanı neslinden Sultan
Alâaddin, Acem'den Rûm'a (= Anadolu'ya) gelip
padişah oldu: "Öyleyse bize dahi vâcib oldu ki erin
kadri, kıymeti bilinir memlekete gidelim, biz de
gaza edelim" dedi.
Erdungrıl
Gazi'nin üç oğlu vardı. Biri Osman idi. Biri Gündüz
idi. Biri Saru Yatı idi. Ona Savcı dahi derlerdi.
Bunlar dahi Rûm'a (=Anadolu'ya) yöneldiler.
Geldiler. Hısnımansur(18)iline
erdiler.
Erdungrıl
Gazi'nin Rûm'a (=Anadolu'ya) gelmesine dair nice
rivayetler vardır. En doğrusu bu benim
anlattığımdır. O, oğlu Saru Yatı'yı Sultan
Alâaddin'e gönderdi: "Bize de yurt gösterin.
Varalım, gaza edelim" dedi. Saru Yatı, babasının
haberini Sultan Alâaddin'e getirdi. Sultan Alâaddin
de bunların geldiklerine gayet sevindi. Sultan
Önü'nün ve Karaca Hisar'ın tekfuru muti olup Sultana
haraç verirdi. Domaniç Dağı'nı ve Ermeni Beli'ni
bunlara yayla verdi.
Saru Yatı
babasına geldi. Bu haberi verdi. Erdungrıl Gazi dahi
kabul etti. O vakit yürüyüp Engürü'ye (=Ankara'ya)
geldiler. Yerlerinde sakin oldular. Erdungrıl Gazi
zamanında savaş olmadı. Yaylaklarında yayladılar.
Kışlaklarında kışladılar.
O zamanda
Sahip Kara Hisar (= Afyon) ilinde
Germiyanlılar'ın atası Alişar vardı. Bir de Çavdar
derler bir Tatar zümresi vardı. Bu Kara Hisar İli
ile Bilecik ilini zaman zaman gelirler, vururlar,
yıkarlardı. Bu Erdungrıl Gazi'nin gelmesiyle o
kâfirlerin ili o Tatarlar'dan emin olmuştu.
Geldiklerinden bir nice yıl sonra Erdungrıl Gazi,
Allah rahmetine vardı. Erdungrıl Gazi'nin Rûm'a (=
Anadolu'ya) gelmesine dair bir nice rivayet vardır.
En doğrusu benim anlattığımdır.
Söğüt'te
Osman Gazi'yi babasının yerine lâyık gördüler, Osman
Gazi, babasının yerine geçince yakın komşu
kâfirlerle iyi geçinmeye başladı. Fakat Germiyanoğlu
ile düşmanlığa başladı. Onun için ki bu gelmiş
oldukları ülkenin halkını onlar daima incitirlerdi.
Osman Gazi
dahi gâh geceleyin, gâh gündüz gitmekle uzak
yerlerden av avlamaya başladı. Kendisinin yanına
hayli adam toplandı.