Anadolu
topraklarına maden yaptık.
Yıl-lardır bakımsız kalan vatan
tarlaları kuduz bir sürünün
cesetleri ile gübrelendi.
Her şe-ye ve her şeye rağmen ölmez
bir millet ol-duğumuzu 20'nci
asır tarihlerine de yazdır-dık.
Bu son hayat
hamlesi bize yeniden birçok şey
kaybettirdi. . Asırlardan beri
sonsuz bir kaynak gibi israf
ettiğimiz Türk kanı biraz daha
aktı içinde sefil yaşadığımız
harabeler arttı. Çok şey
kaybettik. Fakat istiklâlimizi
kazandık.
Yeryüzündeki
bütün mukaddes şeyleri
kasalarına tıktığını zanneden
patron ruhlu milletlerin
iktisadî felsefesi, dünyaya hür
yaşamak için gelen Türkün imanlı
hamlesi karşısında geri döndü.
Sermaye imane mağlup oldu Mefkure menfaati
boğdu. Müstemleke
ihtirasının hakkı vatan ve
istiklâl aşkının kudreti ve
ateşi karşısında eridî. Mazlum
zalimi yendi.
Bu itibarla
20'inci asır filozoflarına,
iktisat ve içtimaiyat âlimlerine
ve nihayet büyük ordular
erkânıharplerine, tetkik
olunacak yeni bir mevzu ve yeni
bir örnek verdik. El-lerindeki
kitaplara, kaidelere ve
beyinle-rindeki sistemlere
uymayan bir millet oldu-ğumuzu
gösterdik. Yalnız bunlarla da
kal-madık.
Türk tarihi
son asırlarda öksüz ve
müte-hassir kaldığı bir Türk
Dahisine kavuştu ve onu ölmez
bir "şaheser" olarak sinesine
al-dı. Türkün Tunç iradesini
tem eden bir deha doğdu. Garbın
ilim metotları Türk kafasına
girerse ne harikalar
doğacağını bütün dün-ya
öğrendi. Fakat artık irademizin kudre-tinden
emin olarak kendi içimize ve
işimize bakmaya mecburuz. Artık
Türk köylüsü-nün damarlarını bîr Terkos
çeşmesi gibi akıtmaktan ve