ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Sayı: 1 ATSIZ MECMUA Sayfa: 2
Türk Destanının Tasnifi

  Millî destanlar, tarihî vak'aları tasvirden ziyade milletin yüksek millî duygularını in-tikâs ettiren, tamamıyla ve yahut az çok tarihe müstenit bir ideal âlemi gösteren halk edebiyatı eserlerinden ibarettir.

  Millî destanlar ( epopee ) meselesini ciddî surette tetkik gedenler Fransız (Roland)ı
Alman (Nibelungen Lied), Rus ve Hintlilerin
destanlarından ziyade Eski Yunan (Odysse-e ve İliade), İran (Şehname), Fin (kaleva-la), Türk-Kırgız (Manas) destanlarını esas edinmişlerdir. Çünkü bu sonuncular destan-ların en epik olanlarıdır. Bu yoldaki tetkik-lerden alman âlimlerinden Niese'nin Yunan destanlarına, Steinthal'in Finlere, Radlof-f'un Türklere ve bu yıl ölen Th. Nöldeke'nin de.

  İran destanlarına ait eserlerini nazarda bulunduruyorum. Bunların tetkik ettikleri destanlar (Türk müstesna) mezkûr kavım-larda millî vahdetin idrak edildiği bir devir-de bir millî şair tarafından tanzim edilip tam ve muayyen bir kül şeklini almış olan eser-lerdir.

  Homer, Firdevsî, Finli Lönnort zamanının münevver adamları olmakla beraber asır-larının ileri gelen mîllî halk şairleri idiler. Destanların bu zîkrolunan üç millette gö-rülen mükemmel ve muayyen şekli umu-miyetle bu gibi destanların teşekkülünde geçirilmesi icap eden tekâmül safhalarının mahsulüdür.

  1) Destan tertibine tab'an mütemayil olan bir millet muhtelif devirlerde ve  yahut o milletin daha birleşmiş olmayan muhtelif kısımları uzun zaman zihinleri işgal eden vakıalar, maceralı dahilî hayat geçiriyor. Yahut heyecan verici bir dinî ve fikrî hayat an'anelerine malik oluyor.

  Bütün bunlar da o cemiyetin halk şairleri ("Aöde"ler) tarafından büyük ve yahut ufak destan eczası (Episode Keder) şekli verilerek söyleniyor. 

  2) Kendisinde hakiki destancılık (Epik) te-kâmül edene kadar bu millet, ciddi medenî tesire kapılmamış olduğu bir devirde ken-disinin bütün kısımlarını alâkadar eden bü-yük tarihî maceralar; ahlâkî, fikrî mücadele sarsıntıları geçirmiş olmalıdır ki onun evvel-ce husule getirmiş olduğu destan parçaları bu son büyük vakayiin hatıratı etrafına toplanmaya başlasın.

  3) Millette destancılık (Epik) in tam inkişaf ettiği bu sırada bu vakayi dolayısıyla büyük bir medenî hareket vâki olmalı ki bununla cemiyetin bir kısmı evvelce tasavvur olun-mayan medenî seviyeye birden yükselmiş olsun ve o devirde münevver bir halk şairi, lâvhaları millet efradının zihinlerinde te-merküz etmekte ve bir kül şeklîni almaya temayül göstermekte olan millî destanı muayyen bir plân dahilinde tertip ve tanzim edip [ona yazılı , muayyen bir şekil versin.

  İşte Homer, Firdevsî ve Lönnort ancak bu yeni büyük millî kültür hareketinin doğur-duğu şahsiyetlerdir. Bunlar yazıp teyit et-tikleri destanların mucidi değil, belki ev-velce dağınık kalan halk edebiyatı, destan parçalarının bu vekayi, millî birlik duygu-sunun inkişaf ve medeniyet dolayısıyla ha-sıl olan merkezleşmek temayülünün kuv-veden fiile çıkmasında bir vasıtadırlar.

***

  Destancılık tab'ına malik olan bütün mîl-letlerde geçirdikleri, büyük vakıalar, halk şairleri tarafından destan parçaları şeklini alıyorsa da bütün bu parçaların muntazam millî destan şeklinde toplanmasına uygun şerait ancak müstesna mîlletlere nasip olu-yor.

  Bazdan İkinci devreye girmeden medeni-yet tesirine kapılarak ilk devrede husule getirdikleri muhtelif destan parçaların az çok yaşatabiliyorlar (Ruslar gibi) ve yahut umumiyetle destanların yaşama-

Sayfa 3

 



<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>