| |
|
|
Sayı: 10 |
ATSIZ MECMUA |
Sayfa: 2 |
|
Münevver,
belki gençlik hülyaları içinde
bi-le düşünemediği bir refaha
kavuşuyor. Mü-nevver kendi
âlemine çekilmiş, halk ile olan
alâkası eksilmiş veya
kesilmiştir. Arada bir
mutavassıt var: Yarım münevver.
Bu yarım
münevver eskiden beri vardır.
Halk ile münevver arasındaki
uçurumu bu dolduruyor.
Tanzimatta halka doğru gitmek
isteyen münevver, muvaffak
olamamış, bütün işler bu yarım
münevvere kalmıştır. O öyle bir
zümre ki, halkı istismar
etmesini öğrenmiştir. Az
tahsilli çok zekânın neler
yapabileceğine en canlı
misaldir. |
Yarım
münevvere meydan boş bırakılmış,
üstelik eline kuvvetli silâhlar
da verilmiştir. Halkın henüz
yabancısı olduğu kanunları
tatbik edecek ve halkı henüz hiç
bilmediği ve pek acemisi olduğu
siyasî hayata alıştı-racaktır.
Yarım
münevver herşeyi kendi
arzularına ve menfaatlerine göre
tefsir ediyor. Herşe-yi kendi
refahı, kendi serveti ve kendi
obur ihtirasları uğrunda
kullanıyor ve harcıyor. En temiz
eserler ve en güzel kanunlar bu
yarım münevverin elinde halk
için zararlı ve korkunç birer
vasıtadır. |
Gel bre hey, senin ile
Mey içelim azar azar.
Kahpe felek alnımıza
Ne dilerse onu yazar.
Yazın bahçeler sazlanır,
Yâr dudağı kirazlanır.
Çağırırsan yâr nazlanır.
Çağırmazsan tutup kızar.
Ele girmez bir kuşsa da,
Bize binde bir düşse de,
Yâr gerdanı gümüşse de,
Deli gönül bir gün bezer.
Haydi, durma "dolu" doldur,
Sağrağını göğe kaldır,
Bu günlerin tadı baldır,
Yarın kahpe felek bozar!
Çaldı gurbet rebâbını,
Bitirdi aşk kitabını,
‘‘Atsız’’ ecel şarabını
Elbet bir gün içip sızar...
|
|
|
|
En
mukaddes gayelere bile kendi
midesini, husyesini ve kesesini
dolduracak bir vasıta diye
bakıyor.
Meşrutiyet
geliyor. Münevver doğruca halk
ile temasa geçince bu yarım
münevver asıl vazifesi olan,
kanun ve direktif dahilinde
normal ve dürüst çalışma devrine
başlıyor. Fakat çok sürmüyor.
Münevver halktan u-zaklaşıyor ve
hatta onu istismara başlıyor, en
güzel vasıtası yarım
münevverdir.
İstiklâl
Harbi ile beraber, münevver
tekrar halkın içindedir. Yarım
münevverin gözü ö-nünde ve
nüfuzu altındadır. Namuslu
olma-ya ve halka hayırlı
yaşamaya mecburdur. Aksini
yaparsa, münevver taralından
ceza-ya çarpılacağını biliyor.
İnkılâplar
olmuş, güzel kanunlar çıkmış ve
|
münevver kendi
âlemine dönmüştür. En şaheser örneğini kazalarda gördüğümüzü bu yarım münevver en büyük halk ve
inkı-lâp düşmanıdır. Çünkü o severken zehirle-yen, iyilik
yaparken aldatan ve yutmakla doymayan bir canavardır.
Güzel
işler yaptığından emin olarak
kendi lemine dönen münevver
aldanıyor. Kuzula-rını kurda
emanet etmiş bir çoban kadar
bedbahttır. Onun güzel
heyecanları ve gü-zel eserleri
ne kirli ellerde ve ne fena
tatbik oluyor. Halkın ıstırabı
artıyor. Halk için için ağlıyor.
İniltisi duyulmaya başlıyor.
Münevverde
aldanmış bir adam hiddeti ile
canlı bir uyanış var. Kuzularını
kurtlara e-manet etmenin
fenalığım anlamış ve fazla bir
hodbinlik ile kendi âleminde bir
refaha çekilmenin hatasını
duymuştur. Bu uyan-manın en
güzel eseri olarak Halkevlerini
gö-rüyoruz. Münevver- |
|
|
|
|