On yedinci asır sonuna kadar muayyen
bir araziye, kâfi miktar halka mâlik olan bir memleket kimseye
muhtaç olmadan, kendi milli vasıtalarıyla temin ettiği
istihsalatı ile iktisadi istiklalini temin ve idame
ettirebilir-di.
***
Böyle bir memleketin komşularıyla olan
iktisadi mahiyetteki münasebeti onlardan kendisine mevcut
bulunmayan lüks eşyayı ithal etmekten ibaretti.
***
Bu devirde memleketler,
vatandaşlarının ihtiyaçlarını bizzat kendileri temin ederek her
hangi bir tehlike karşısında harici yar-dımdan müstağni
bulunmaya çalışmakta i-diler. Hükümet adamlarının vazifesi önce
memleket içinde malların serbest bir su-rette seyrinin temini,
sonra da istihsalin teşvik ve himayesinden ibaretti. Fakat sı-naî
hayatların inkişafı milletlerin iktisadiya-tında muhtariyetin
önüne demirden bir set çekti. Milletler siyasi istiklâllerin
nispetinde iktisadi hayatlarında birbirlerine bağlandı-lar.
***
Bir
memlekete ait iktisadi hadiselere baş-langıçta yalnız o
memleketin malı iken son-raları bunların iyi ve fena neticeleri bütün memleketlere tesir eder oldu. Bugün bir memleketin
iktisadi hayatındaki buhranlar o memleketin