ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Sayı: 12 ATSIZ MECMUA Sayfa: 2

mına muhtaçtırlar. Ustalar, dülgerler çalış-maktadırlar, fakat bunların mesaisinde ih-tisas ve iş bölümü yoktur.

  Milletimizin yeni doğuşuyla muasırız. Bü-tün müesseselerimize bakınız bir yenilik, bir acemilik göreceksiniz. Bazıları bu bece-riksizliği, bu acemiliği kötü niyetimize, bazı-ları şarklılığımıza atfetmektedirler. Siyase-timizde, idaremizde, iktisadımızda acemilik vardır.

   Bu pek tabiidir. Ahdiatika göre Allah dün-yayı yedi günde yaratmıştır. İşte biz Yeni Türkiye'nin daha ilk günündeyiz. Fakat dik-kat edelim. Nuh’un tufanları, Firavunun zu-lüm ve istibdadı bizim içindir. Her attığımız adım metin olmalı ve bir daha geri dönme-meliyiz. Garbın teşekkül ve tekemmül et-miş cemiyetlerine benzer hiç bir yerimiz yoktur. Garp cemiyetlerindeki ahenk ve in-zibattan mahrumuz. İhtisas, işbölümü, kıy-met ve ehliyet mefhumları daha bize ulaş-mamıştır. Yeni Türkiye'nin inkişaf ve neş-vüneması güçtür. Garp milletlerinde olduğu gibi bizde müşterek hisler kuvvetli değildir. Buna mukabil müfrit bir "Bencillik" vardır. Halkın idraki sathan genişlemiş fakat derin-lik itibarıyla azalmıştır. Dünün karanlık hü-kümlerinden kurtulan milli duygularda şuur yoktur. Sevki tabiiye müstenittir.

  Bugünün adamlarına düşen vazife, temeli kan ve iman örülü yeni binada oturacak in-sanları buraya layık bir şekilde yetiştirmek-tir. Burada oturacak insanların bu binanın en ücra köşesine varıncaya kadar hürmet-kâr olmaları lazımdır.

  Büyük devlet adamları, şöhretli âlimler gençlikle meşgul olmuşlar, onu yetiştirme-ye çalışmışlardır. Atina'da Solon, Isparta'-da Likörg Yunan sitelerine genç yetiştiri-yorlardı, Fransa'da Ansiklopedistler, Alma-nya'da Fihte Fransız ve Alman medeniyet-lerinin sağlam temellerini gençlerle beraber örmüşlerdir.

  Bize lazım olan gençlik bir fırka ve bir zümre gençliği değildir. Biz fırka ve şahsi-yetlerin ebediyetine kani değiliz. Her şey-den üstün, her şeyden önce bir

  Türkiye vardır. Biz Türk gençliği istiyoruz! Teşkilatı esasiye kanunumuz mükemmel-dir. İdare şeklimiz en asri esaslar üzerine kurulmuştur. Fakat biz bütün bunlara müs-tahak olabilmek için Ansiklopedistler devri-ni hiç olmazsa bugün yaşamaklığımız lazım-dır.

  Dünyanın her tarafında gençlik bir şahsi-yet sahibidir. Bu, nişan, rütbe değildir. Bir kül halinde gençliğin müteradifidir. Kanun-larla, emirle bahşolunmaz. Demokrasi en müşkül idare sistemidir. Demokrat idare-lerde vatandaşlardan ruhi istikrar, ahlaki ciddiyet istenir. Ruhi istikrar, ahlaki ciddi-yet olmayan demokrasiler monarşilerden daha vahim neticeler tevlit edebilirler.

  Türk genci inkılâbı benimsememiştir.
  Mugalâtaya lüzum yoktur. Biz hadise ve vakıalara eserleriyle kıymet ve mana veri-riz. Mersinde mütevazı ve bin türlü mahru-miyetler içinde görünmeye çalışan bir ışık, münevver Türk gencinin Anadolu'ya karşı lakaydisinden bahsediyordu. Çok yazık ki bu ışık feryatlarına bir cevap gelmeden söndü.

  İtiraf etmeliyiz… Vazifemizi yapamıyo-ruz. El çırpmakla, yaşa demekle inkılâba karşı borcumuzu ödemiş sayılamayız.

Hangi adsız Türk genci şehirden köye bir damla nur ulaştırmıştır?

  Efendimiz olduğunu kanunlarımızla ilan et-tiğimiz köylüye her başımız sıkıldıkça koşa-rız. O, ananevi bir tevekkülle bize her şeyini verir. Biz ona ne veriyoruz…

  Demokratik müesseselerde muallim, avu-kat, doktor, sanatkâr ve gazeteci gibi mü-nevverler milli gayelerin tahakkuku için hükümet kadar faaldirler.

Her şeyi hükümetten beklemek doğru de-ğildir. Biz, bu memleketin sırtında münev-veriz diye geçinenler fazileti, şuuru anlaya-bildiğimiz kadar etrafımızdakilere anlat-mak ve onları tenvir etmek mecburiyetin-deyiz.

Sayfa 3

 



 

<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>