| |
|
|
Sayı: 14 |
ATSIZ MECMUA |
Sayfa: 2 |
|
bazı kültürsüz ve
vahşi ekalliyetlerine istik-lal
vermek isteyen İngiltere,
kendi menfa-ati namına istiklal
isteyen medeni İrlandalı-ları
imha etmekten çekinmiyordu.
Suriye'yi Türk zulmünden
kurtaran Fransızlar daha pek
yakın bir zamanda Şam'ı
tayyarelerle tahrip ettiler.
Mefkûreler taarruzidir. Tedafüi
mefkûre-ye mefkûre değil,
miskinlik derler. Bir mille-tin
terakki etmek istemesi gayet
tabii ve çok basit bir şeydir.
Bu mefkûre |
olsa birer insan
topluluğu olur. Kuvvetli bir
ordusu olmayan millete hiç bir
şey dene-mez. Ordusu olmayan bir
milletin hiç bir şe-yi yok
demektir.
Fakat
geniş maarif, büyük sanayi ve
kuv-vetli ordu. Bunlar bir
mefkûre midir? Bunlar milli
mefkûrenin aletleridir. Milli
mefkûreye bunlar sayesinde
varılır. Biz şimdiye kadar daima
mefkûreden bahsettik. Lakin Türk
gençliğine: senin mefkûren
budur; diye bir şey söylemedik.
|
Mehmetçiğe
Yürü; uzaklaştıkça ardındaki mor dağlar,
Bak mendil sallıyorlar hâlâ kızlar yamaçta.
Sana haber getirir köyünden esen rüzgâr,
Nerdeyse kaybolacak görünen son ağaç la..
Artık köyün silindi tatlı bir ümit gibi,
Unut kendi tarlanı, hatırlama yuvanı
Unut, kapansın kalbin paslı bir kilit gibi;
Anahtarı bir kurşun olsa ila yok ziyanı.
Sakarya'nın o kandan kızaran günlerinde.
Ben sana ne yakındım; sandım ki seninleyim!
Kan dökerek koşarken sen cephe önlerinde
isterdim ki elimle kanlarını şileyim...
Mehmed'im, keder etme kendi çocuklarına
Geride bıraktığın dinmeyen bir yas diye..
Senden bu vatan kaldı, şeref kaldı yarına.
Yetişir hepimize koca bir miras' diye!..
|
|
|
|
olamaz Mefkûre
asırlara bakan içinde doğd-uğu
milleti ruhlandıran ve onları
tek kalp haline getiren, biraz
da müphem ve esrarlı bir şeydir.
Yirminci
asırda her millet çoğalmaya mec-burdur.
Üç beş
hatta sekiz on milyonluk
milletlere millet denemez.
Tarihin
her devresinde birinci derecede
rol oynamış olan Türk milleti
bir İsveç veya bir Hollanda
olmayı milli mefkûre olarak
düşü-nemez.
Yirminci
asırda her milletin buharlı veya
e-lektrikli demir yolları büyük
sanayi fabrika-ları tayyareleri
geniş maarifi kuvvetli ordu ve
donanmaları olmak mecburidir. Bu
asır-da her ferdini okutamayan,
âlimler yetişti-remeyen
milletler millet değildir;
bunlar ol-sa |
Hâlbuki
gençlik çağı, insanların
mefkûreye en susamış olduğu
zamandır. Bazı gençleri-mizi
tanassura, komünizme ve şuna
buna sevkeden saik bir mefkûreye
sarılmak ihti-yacıdır. Eski
Türkler: kanun kötü de olsa ka-nunsuzluktan
iyidir derlerdi.
Bugünkü
genç-lerimiz de mefkûre kötü de
olsa mefkûresizlikten iyidir
deyip benliğimi-ze zarar veren
prensiplere mefkûre diye
yapışıyorlar.
Biz Türk
gençliğine geniş ve büyük mefkû-resini
gösterdiğimiz zaman artık
yabancı p-ropagandaların tesiri
kalmayacaktır.
Mefkûreci
bir gençliğe ahlaksızlık
sahneleri mütereddi edebiyat pek
de o kadar tesir etmez.
O zaman bunlar da
ister istemez Türk genç-liğinin
istediği gibi olmaya mecbur
kalacak-tır. |
|
|
|
|