| |
|
|
Sayı: 15 |
ATSIZ MECMUA |
Sayfa: 3 |
|
Türkü |
Bir Kadın Âşık Oldu |
|
Ne dertliymiş benim
başım,
Bîr an tükenmedi
yaşım,
Yolda yitirdim
yoldaşım;
Yamaçları sulu
dışlar!
Hey dağlar, hey ulu
dağlar!
***
Neyleyeyim gönül
garip,
Bağım viran, bülbül
garip.
Sararıp solan gül
garip.
Yüreği burkulu
dağlar,
Çiçeği kokulu dağlar
!
***
Ersem bir kuş
kanadına,
Varsam bulutlar
ardına,
Eş olsam her
feryadına,
Felek yutturdu kan,
dağlar!
Vahşi güller takan
dağlar...
Goz yaşımı sele
versem,
Ahlarımı yele
versem,
Bu bahtımı ele
versem,
Bana yan yan bakan
dağlar,
Vız gelir her cakan
dağlar!.
|
|
Minyatürden daha
şık kopükleşen
engine.
Yılan gibi
kıvrılan mor
suların rengine
Kolunu uzatarak
bir kadın âşık
oldu.
Bir kadın âşık
oldu bakarken
mavi suya.
Hazla sızlayan
bağrı acıyı duya
duya,
Kalbini
fırlatarak bir
kadın âşık oldu.
Çok görmeyin bu
aşkı... Bin bir
gözden süzülen
Acı elemler gibi
haz alarak
üzülen
Gönlüne dert
katarak bir
kadın âşık oldu.
Bir kadın âşık
oldu., hem de
çılgınlar gibi;
Sanıp suyu
kendine sankî
candan yar gibi,
Mor sulara
yatarak bir
kadın âşık oldu.
Bu öyle bir sızı
ki: Dağlar bile
çökerken.
Hızla koşan
bulutlar elemini
dökerken
Coşkun suya
batarak bir
kadın âşık oldu.
Bir kadın âşık
oldu, aşk yeri
kalp yerimdir;
İçinde haz
yaratan mor
sular
gözlerimdir.
Kollarını atarak
bir kadın âşık
oldu.
Yılan gibi
kıvrılan mor
suların rengine,
Kolunu uzatarak,
bir kadın âşık
oldu.
Minyatürden,
daha şık
köpükleşen
engine
Kalbini
fırlatarak bir
kadın âşık
oldu... |
|
|
Mumyalar |
Gece |
Bu yirmi mumyayı
elimle yaptım,
Hepsi de Öz be öz
çocuklarımdır.
Bu ölüler benim
yoğum varımdır.
Her şeyi bırakıp
bunlara taptım.
Bunlara yer verin
boş masanızda,
Süsler odanızı bir
heykel kadar.
Sîze bakıp bakıp
sırıtıyorlar
Onlara tanıdık
çıkmasanız da.
Kalmadı başımı
vurmadık bir taş.
Hepsi de kalp çıktı
bildiklerimin.
Bîr lokma ekmeği
kazanmak için
Nihayet mumyacı
oldum arkadaş
Biricik kızımla bir
tek karımı
Aç bırakmamaktır
hayatta gayem.
Elimde son kalan
budur sermayem
Mumya yapıp satmak
duygularımı...
|
|
|
Göçtü bir kor yığını
uzakta; ufuklardan
Sızdı bir şerit gibi
semaya, kıpkızıl kan
Damla, damla içirdi
rengini denizlere
Sinsi bir yangın
gibi; kaydı sönük
izlere.
§
Hafif esmer bulutlar
koyulaştı ilerde
Yandı kubbemizdeki
parlak avizelerde.
Gündüzün velvelesi;
perde, perde uyuştu.
Matem tülleri giyen
sükût; gece olmuştu, |
|
|
|
|
|