ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Sayı: 17 ATSIZ MECMUA Sayfa: 3

yanların yanında birkaç talebenin aklına türkü söylemek gelir. Onları menedecek bîr kuvvet yoktur. Bu takdirde talebe mesele-yi kendi arasında ve yumruk dövüşüyle hal-leder. Buna karşı da idare bîr şey yapamaz. Çünkü bir mektep, yetmiş tarakta bezi ol-duğu için mektebe uğramaya hiç vakti ol-mayan ve talebe tarafından nefret edilen bir müdür tarafından idare olunur, ve mü-dür muavinleri alay edilmek veya tahkire uğramak, hatta dayak yemek korkusuyla talebenin arasına çıkamazsa o mektepten daha fazla birşey beklemek abes olur.

  Mektebin facialarından biri de doktorudur. Yüksek Muallim Mektebinin maaşlı bir dok-toru vardır, Bu doktorun en mühim vazifesi her gün öğleyin gelip viziteye çıkan talebe-yi muayene etmektir. Halbuki doktor, ek-seriya 80 basamak merdiveni çıkmaya ü-şendiği için mektebin üst katında olan revi-re çıkamaz. Saat tam on ikide, doğruca a-şağı kattaki yemekhaneye gelir, yemeğini yer ve gider. Bazen de daha lûtufkâr dav-ranarak muayene olunmak isteyen talebe-yi aşağıya çağırtır. Fakat tatil zamanların-da kampa ve saireye gittiği için bu doktor hiç görünmez olur. O zaman hasta olan ta-lebeye ya arkadaşları tarafından belediye doktoru getirilir, yahut da talebe kendi pa-rasıyla bir doktor bulur. Vizite parası bula-mayan talebe için yapılacak iş talihe küs-mektir.

  Talebe ekseriya mektep doktoru tarafın-dan baştan savma bir muayeneye maruz kalmamak ve hatta doktorun asık suratını görmemek için hariçte bir doktora muaye-ne olunarak aldığı reçeteyi mektebe yaptır-mak üzere getirir. Fakat bu reçeteyi yap-tırmak ta meseledir. Reçetedeki ilâç Avru-pa malı ise mektep doktorunun milliyetper-verliği tutar, bunu kabul etmez. Fakat dok-torun alâkasızlığı bu kadar değildir. Mekte-bin sıhhî şeraitini anlamak için şimdiye ka-dar bir defa bile mektebi gezmemiştir. Ke-za talebenin yıllık sıhhî muayenesi diye bir şey yapmak âdeti değildir. Son dört yılda, arkadaşlarının gözü önünde, iki talebe ida-renin ve doktorun kayıtsızlığı yüzünden a-sabiyetle başlayan hastalıklarını tımarha-nede ikmal ettiler.

Ve daha geçenlerde olan ikincisinde, hasta ancak polis kuvvetiyle çıkarabilecek hale gelmeden önce mektep idaresi kendisine düşen vazifelerden hiç birisini yapmadı.

  Yüksek Muallim Mektebinin diğer bir derdi de tedrisatıdır. Bu mektepte İngilizce, Al-manca, Fransızca, tedris usulü adında gece dersleri vardır. İki kadın hocanın muvaffa-kiyetle idare ettiği İngilizce ve Almanca derslerini bir tarafa bırakırsak diğerleri tam bir orta oyunu ve karagöz mahiyetindedir. Tedris usulü derslerinde serbest münaka-şalı konferans namı altında yapılan maska-ralıklar talebeye eğlenceli saatler geçirtir. Fransızca derslerinde Fransızca'dan başka her şey öğrenilir ve konuşulur. Misal olarak bu derslerin birinde Nedim'in şiirleri okun-duğunu söylemek, dersin ne kadar ciddi-yetle yapıldığını anlatmaya kâfidir.

  Yüksek Muallim Mektebinin iç yüzünü teş-kil eden facia yazmakla tükenir şey değil-dir. Bu hususu anlamak için bir Yüksek Mu-allim talebesiyle dertleşmek insana daha pek çok ve pek feci hakikatler öğretilir. Bu kadar anarşi ve bedhahlık arasında, başka bir muhit olsaydı, her halde birçok ahlâksız-lık hâdiseleri de vaki oturdu. Bu olmadığı i-çin Yüksek Muallim talebesi tebrike şayan-dır.

  Memlekete lise hocası yetiştirecek bir mektebi bu feci vaziyetten kurtarmak lâ-zımdır. Müstakil binası ve muktedir idare a-damlarıyla bu mektep hakikaten bir Yük-sek Muallim Mektebi olmalıdır. Yıllardır bu mektebin keşmekeşine sebep olan müdü-rün istifa edeceğini memnuniyetle işittik. Yeni gelecek müdürün irade sahibi ve ve-kur bir insan olması, hele şimdiki müdür gi-bi kız talebenin ekseriyette olduğu bir mek-tepte ara sıra kız talebeyi karşısına topla-yarak erkekler aleyhinde konferans ver-mek suretiyle erkek ve kız talebe arası-na tefrika saçacak idaresizlikler yapmaya-cak kıratta bulunması lâzımdır. Yeni müdür mektebi muzır anasırdan temizleyecek va-tanperver bir insan ve bir TÜRK olmalıdır.

 

***

Sayfa 4

 



 

<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>