|
yanların yanında
birkaç talebenin aklına türkü
söylemek gelir. Onları menedecek
bîr kuvvet yoktur. Bu takdirde
talebe mesele-yi kendi arasında
ve yumruk dövüşüyle hal-leder.
Buna karşı da idare bîr şey
yapamaz. Çünkü bir mektep,
yetmiş tarakta bezi ol-duğu için
mektebe uğramaya hiç vakti
ol-mayan ve talebe tarafından
nefret edilen bir müdür
tarafından idare olunur, ve
mü-dür muavinleri alay edilmek
veya tahkire uğramak, hatta
dayak yemek korkusuyla talebenin
arasına çıkamazsa o mektepten
daha fazla birşey beklemek abes
olur.
Mektebin facialarından biri de doktorudur. Yüksek Muallim Mektebinin
maaşlı bir dok-toru vardır, Bu
doktorun en mühim vazifesi her
gün öğleyin gelip viziteye çıkan
talebe-yi muayene etmektir.
Halbuki doktor, ek-seriya 80
basamak merdiveni çıkmaya ü-şendiği
için mektebin üst katında olan
revi-re çıkamaz. Saat tam on
ikide, doğruca a-şağı kattaki
yemekhaneye gelir, yemeğini yer
ve gider. Bazen de daha lûtufkâr
dav-ranarak muayene olunmak
isteyen talebe-yi aşağıya
çağırtır. Fakat tatil
zamanların-da kampa ve saireye
gittiği için bu doktor hiç
görünmez olur. O zaman hasta
olan ta-lebeye ya arkadaşları
tarafından belediye doktoru
getirilir, yahut da talebe kendi
pa-rasıyla bir doktor bulur.
Vizite parası bula-mayan talebe
için yapılacak iş talihe küs-mektir.
Talebe ekseriya mektep doktoru tarafın-dan baştan savma bir muayeneye
maruz kalmamak ve hatta doktorun
asık suratını görmemek için
hariçte bir doktora muaye-ne
olunarak aldığı reçeteyi mektebe
yaptır-mak üzere getirir. Fakat
bu reçeteyi yap-tırmak ta
meseledir. Reçetedeki ilâç Avru-pa
malı ise mektep doktorunun
milliyetper-verliği tutar, bunu
kabul etmez. Fakat dok-torun
alâkasızlığı bu kadar değildir.
Mekte-bin sıhhî şeraitini
anlamak için şimdiye ka-dar bir
defa bile mektebi gezmemiştir.
Ke-za talebenin yıllık sıhhî
muayenesi diye bir şey yapmak âdeti
değildir. Son dört yılda,
arkadaşlarının gözü önünde, iki
talebe ida-renin ve doktorun
kayıtsızlığı yüzünden a-sabiyetle
başlayan hastalıklarını tımarha-nede
ikmal ettiler. |
Ve daha
geçenlerde olan ikincisinde,
hasta ancak polis kuvvetiyle çıkarabilecek
hale gelmeden önce mektep idaresi
kendisine düşen vazifelerden hiç birisini yapmadı.
Yüksek Muallim Mektebinin diğer bir derdi de tedrisatıdır. Bu mektepte
İngilizce, Al-manca, Fransızca,
tedris usulü adında gece
dersleri vardır. İki kadın
hocanın muvaffa-kiyetle idare
ettiği İngilizce ve Almanca
derslerini bir tarafa bırakırsak
diğerleri tam bir orta oyunu ve
karagöz mahiyetindedir. Tedris
usulü derslerinde serbest münaka-şalı
konferans namı altında yapılan
maska-ralıklar talebeye
eğlenceli saatler geçirtir.
Fransızca derslerinde
Fransızca'dan başka her şey
öğrenilir ve konuşulur. Misal
olarak bu derslerin birinde
Nedim'in şiirleri okun-duğunu
söylemek, dersin ne kadar ciddi-yetle
yapıldığını anlatmaya kâfidir.
Yüksek Muallim Mektebinin iç yüzünü teş-kil eden facia yazmakla tükenir
şey değil-dir. Bu hususu anlamak
için bir Yüksek Mu-allim
talebesiyle dertleşmek insana
daha pek çok ve pek feci
hakikatler öğretilir. Bu kadar
anarşi ve bedhahlık arasında,
başka bir muhit olsaydı, her
halde birçok ahlâksız-lık
hâdiseleri de vaki oturdu. Bu
olmadığı i-çin Yüksek Muallim
talebesi tebrike şayan-dır.
Memlekete lise hocası yetiştirecek bir mektebi bu feci vaziyetten
kurtarmak lâ-zımdır. Müstakil
binası ve muktedir idare
a-damlarıyla bu mektep hakikaten
bir Yük-sek Muallim Mektebi
olmalıdır. Yıllardır bu mektebin
keşmekeşine sebep olan müdü-rün
istifa edeceğini memnuniyetle
işittik. Yeni gelecek müdürün
irade sahibi ve ve-kur bir insan
olması, hele şimdiki müdür gi-bi
kız talebenin ekseriyette olduğu
bir mek-tepte ara sıra kız
talebeyi karşısına topla-yarak
erkekler aleyhinde konferans
ver-mek suretiyle erkek ve kız
talebe arası-na tefrika saçacak
idaresizlikler yapmaya-cak
kıratta bulunması lâzımdır. Yeni
müdür mektebi muzır anasırdan
temizleyecek va-tanperver bir
insan ve bir TÜRK olmalıdır.
|