ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Aylık Fikir Mecmuası
Yıl: 1, Sayı: 2

Sahibi ve Müdürü: H. Nihâl

15 Haziran 1931
Gençlik ve Mefkûre

  Bundan beş yıl önce idi. Bütün yaşlı insanlar ve bütün dünkü nesiller adeta hep bir ağızdan dile gelmişler, gençlikten şikâyete başlamışlardı. Bir heykel sükûneti ve sessizliği ile karşıladığımız bir sürü hücumlarda bulunuyorlar ve nasihat dolu konferanslar veriyorlardı. Bilmeyiz ne oldu? Bu büyük davalı ve büyük tavırlı insanlar artık sustular. Her biri bir derde veya keyfe daldı. Daha mühim işlerle uğraşmaya başladılar; anlaşılan ateşli hitaplarla haykırdıkları gençliğe nasihat etmekten vazgeçtiler.

***

  Hiç unutmuyoruz ve unutmayacağız...

  Merhum "Hayat" mecmuası yeni çıkmaya başlamıştı. Daha ilk musahabelerini yazan muhterem bir sabık müderris bize İtalyan gençliğinin idealizmini örnek olarak gösteri-yordu. Bu, dünkü nesilden olan zat, şüphe-siz duygusunda samimi idi. Fakat nedense bizim, harikalar yaratan bir milletin çocuğu olduğumuzu unutuyor, bizim büyük birer fedakârlık örneği olan şehit ağalarımızı u-nutuyor, sessiz ve adsız halk kahramanla-rımızın delik deşik olmuş göğüslerini ve va-tan için bol bol dökülen kanlarını unutu-yordu. Bize asil ve yüce örnek olacak kah-ramanlar onlardı. Bize destanlar doldura-cak büyük örnekleri göstermesini unuta-rak, İzonzodan kaçan ve o sıralarda Ana-dolumuz için hülyalar kuran İtalyan gençli-ğini örnek yapmak

istiyordu.   İtalyan devletinin başındaki a-dam kendi milletinin ve gençliğinin ruhunda ve imanındaki zaafları yakından görerek onlara karşı tedbirler alır ve maneviyat aşı-ları yaparken, bizim büyüklerimizin bu yuf-ka yürekli gençliği örnek göstermesi ne ka-dar acı idi. Her hayat gibi Hayat mecmuası da öldü. Bize mefkûre telkin eden bu mec-muada mefkûreden başka her şey vardı. Fakat bugün yine biz onu hayırla ve hür-metle yad ediyor ve Allah rahmet eylesin diyoruz.

***

  Yine o sıralarda ve yine o mecmuada idi. Merhum Gök Alpın boş ve ıssız bıraktığı kürsüye tırmanan bir Fransız lise hocası, Türk gençliğine mefkûreden ve mefkûreci-likten bahsediyordu. Sessiz ve yaygarasız sükûnetin kuvvetini göremeyen, bizi bizden çok sever görünen bu yabancının yaveli na-sihatlerine de gülümsemiştik. Türk yavrusu bu kadar duygusuz, bu kadar görgüsüz ve bu kadar kimsesiz mi idi?

***

  Bize yüksek duyguları ve yalnız bizim mil-letimize mahsus olan mefkûre uğrunda öl-mek aşkını öğretecek insanlar Fransızlar mı idi. O Fransızlar ki, beşeri hukukta müsava-tı ilan ettikleri günden itibaren istilaya baş-lamışlar ve daha dün demokrat ve sosyalist Fransa namına Suriye'deki mirasımıza



 

<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>