ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Sayı: 3 ATSIZ MECMUA Sayfa: 2

himayeler ve ahbaplıklarla yükselen mev-kiine ve yahut yakın bir istikbalde olacağını sandığı kızıl ikramiyeli inkılâpların fırsatına ve sergüzeştine istinat edebilir.

  Bu takdirde şahsî ihtiraslarının tatmini için belki bir şeyler bekler, umutlanır. Belki in-sanları ve mefkureleri basamak yaparak yükselmeğe kalkar.

  Belki kendini alkışlayan bir muhit temin e-der.

  Belki etrafındakilerin aptallık ve sersem-likle karışık hayranlığından bir şeyler bek-ler. Hatta tarihleri aldatarak kahramanlar sırasına geçmek ister.

Parlak neticeli muhteşem davalı nazariye-lere inanmış olanlar varsa, onlara geniş ve ıssız bir saha boş bırakılmıştır. Anadolu köylüsünün içine girmeli ve onu bu parlak nazariyeleri anlayacak bir seviyeye yük-seltmelidirler.

  Senelerden beri İstanbul sokaklarından p-roletaryaya ilâm-ı aşk eden gençler, eğer bu feryatlarında samimi iseler, Anadolu'ya koşmalı, köylünün içine girmeli ve orada köylü için yalnız bir cehit ve bıkmaz usan-maz bir aşk ile çalışmalıdırlar.

  Ancak ve yalnız unutmamak lâzımdır ki, Türk köylüsü candan çalışanı çabuk anlar.

 

                           Türklerin Türküsü

Dilek yolunda ölmek Türkler'e olmaz tasa,
Türk’e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa;
Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa
Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz.

Biz Tufanı yarattık uyku uyurken Batı,
Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
Sorsan söyle diyecek gök denilen şu çatı :
Türk gücü bir yıldırım, Türk bilgisi bir deniz.

Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz…

ATSIZ

  Fakat bu yüksek kumarbazların karşısında bile aldanmayan iki şey vardır.

  Biri kendi vicdanları, beşerî vicdanın daimî azabı. Öteki de halkın vicdanı, maşerî vic-dan.

  İşte halkın ve bizim köylümüzün en büyük kuvveti ve kıymetli.

  Garpta moda olan fikir cereyanları zaman zaman memleketimize de gelir. Küçük isti-lâlar yapar. Yeni mefkûreciler, yeni enerji-ler ve yeni kahramanlar belirir.

  Fakat Türk köyleri ve Türk köylüleri bu modalardan habersizdir.

  Onu isli ve tütsülü köy ocaklarının tezek kokuları içinde kendisiyle hemhal görmek ister. Ona kendi dili ile söyler o dille cevap bekler.

  O her şeyi kendine anlatılmadan sezer. Beyninin içinde kaynaşan fikirleri, etlerini-zin altında kıvranan mimikleri, gözlerin için-de pırıldayan mânâyı çabuk anlar.

  Türk köylüsüne bir şeyler söylemek, bir şeyler anlatmak ve onu kendilerine râmet-mek isteyenler her şeyden önce bu mukad-des kütlenin psikolojisini ve ideolojisini öğr-enmelidirler. Çünkü Türk köylüsü ne Fransız köylüsü kadar para düşkünü bir bezirgan ve ne de Rus mujikleri

Sayfa 3

 



 

<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>