Büyük harp geldi. Yeniden bir sürü
mas-raflara daldık. Çocuklarımız yiyecek ekmek bulamazken,
mahsulâtımız sıfıra inmiş ve ihracatımız durmuşken çöllerdeki
baldırı çıplaklara altın dağıtmakla uğraştık. Niha-yet mütareke
geldi.
Yeniden birkaç emperyaliste miras
olacak kadar büyük arazi ile beraber büyük ser-vetler kaybettik.
İstiklal harbini, gırtlağımızı aşan
borç ve milletimizin dibi çıkmış kesesinden kırıntı halinde
dökülen paralarla başardık.
Ondan sonra da herkese parmak
ısırttıran büyük inkılâplarımız başladı.
Bunların hepsi masrafla olan ve
kıymetleri para ile ölçülemeyecek büyük işlerdi. Milli
müdafaamızı temin için zaruri fedakârlık-larla mühim müesseseler
meydana getir-dik.
Sonra yeni bir medeniyeti bütün etrafı ve
levahiki ile kabul ettik. Bu son zaferi haya-tımız pahasına
kazanmıştık. Zafer ve mu-vaffakiyet içimizdeki dolgun ruh iktibas-larını
ve ıstıraplar içinde geçen hayatımızın sert zembereğini boşalttı,
bir müddet isra-fa daldık. Bu arada yine dâhili isyanlar oldu.