ATSIZ MECMUA

 
 

 

 

 
Sayı: 8 ATSIZ M5ECMUA Sayfa: 2

  Büyük masraflarla bastırdık. 

  Vatanımızın en mamur yerlerini kuduz bir düşman çiğnemişti. Onların kerpiç harabe-leri yerine beton kâşaneler yükselttik. Tür-kiye şehir ve hatta kasabalarının birçoğu rüyasında bile görmediği binalara ve me-deni teşkilata ve tesisata malik oldu. Niha-yet Orta Anadolu yaylası üzerinde yeni ve büyük bir merkezin ilk nüvesi olan Ankara şehrini meydana getirdik.

  Bu sırada dünyayı kavuran iktisadi buhran bize de çattı. Aklımız başımıza geldi. Ted-birler almaya başladık.

  Biz bu halkın tükenmez bir hazine olduğu-na ve onun enerjisine inanıyoruz.   Çünkü o bunları tarihimizin her safhasında ispat etti ve gösterdi.

***

  Kocası cephelerde çarpışırken yaban otlan yiyerek yavrusunu emziren Türk kadını, cins bir Türk anası olduğunu lazım oldukça ispat etti. Obası açlık ve karanlıkla çarpışır-ken cephelere damarlarım boşaltan köylü-müz aslanlığını her zaman dünyaya göster-di. Ona bir şey vermeden

 

Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Işıksız kulübende boranın esişini
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına...

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Vicdanını ‘‘Paris’’e, ‘‘Moskova’’ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatın gel beraber gülelim,
Ölümüne, gamına, tipisine, karına...

Atsız

  Yukarıdan beri bütün birer cümle ile geçti-ğimiz hadiseler, iktisadi bakışla her biri tek başına birer büyük hailedir. Bunlar bizim maddi ve manevi birçok hazinelerimizi tü-kettiler. Fakat bütün bunlara mukabil hür-riyet ve istiklalimizi kazandık. Milli hudutla-rımız, içinde milli mevcudiyetimize sahip ol-duk.

  Bütün bu harikaların meydana gelmesinde olduğu gibi bütün bu iflas ettirici hadiselerin karşısında da biricik istinadımız Türk köy-lüsü oldu.

  İşte bu fedakârlıkların büyük zararlarını da Türk köylüsü malı ve canı ile ödedi. İk-tisadi nazariyeler hilafına olarak açlığı ah-laksızlığa, sefaleti esirliğe, ıstırabı serserili-ğe tercih etti.

birçok şey istedik. Verdi.  Başımız sıkıldıkça tehlike var gel dedik. Geldi. Böyle bir hazi-neye ve böyle bir mukaddes kütleye malik olan bir millet hangi buhrandan ve hangi tehlikeden yılar? İstiklal için ölümle çarpı-şan ve pençeleşen Arslan, yaşamak için se-faletle ve açlıkla didişmekten korkar ve yı-lar mı?

  Her şeye katlandık ve kazandık. Her şeye katlanacak ve kazanacağız.

  Boş midelerimize yumruk basarak çarpış-masını yedi iklimde deneyerek kaşarlanmış bir milletiz. Ot yiyecek, yağ yakacak, çuval giyecek fakat yine ölmeyecek, yine hürri-yetimizi ve istiklalimizi kaptırmayacak ve kurtarıp yaşatacağız. Bütün bunlar hür ve müstakil Türkiye uğruna ve onun için...

Sayfa 3

 



 

<< Atsız Mecmua

Anasayfa

Düşünce Alanı >>