| |
|
|
Sayı: 9 |
ATSIZ MECMUA |
Sayfa: 2 |
|
Kapitalizm Buhranı |
|
-V- |
|
Yazan: N. Basilescu |
Devlet Nedir, Devletin Vazifeleri |
Çeviren : |
|
Bükreş Hukuk Fakültesi Reisi |
Safaattin Rıza |
|
|
Bütün
filozofları binlerce senedir
işgal e-den bir meseleye temas
edeceğiz. Sokrat, Platon hatta
realist olan Aristo bile devlete
çok mühim mana vererek onun
ifadesi ya- nında ferde asla
ehemmiyet vermemekte idiler.
Bu büyük
filozoflara nazaran ferdin malı
ve şahsiyeti bilâ kaydüşart
devlete aitti. Bu telâk- |
miştir. Bu devrin
telâkkisine nazaran teba-nın malı
ve şahsiyeti kayıtsız ve şartsız
k-rala aitti.
Fakat bu
zihniyet ve telâkkiye muariz
o-lan, XVIII'inci asır
filozoflarını büyük a-damlarını
hürmetle zikredebiliriz.
Filhakika,
Voltaire, Jean Jeaques Rousse- |
Güneşin
eteği çamlı
bellere
Bir alev tül
gibi dolaştı
kaldı.
Dört allı
katılmış
esen yellere
Turuncu
dağlardan
aştı yol
aldı.
Rüzgarın
dilinde bir
serin beste,
Atlılar bu
gece başka
hevesle:
Yolların
göğsünde
tatlı,
aheste
Nallarla
atılan
kahkahalar
var.
Tütüncü
dengiyle
yatan
atlılar,
Dumanın
keyfini
satan
atlılar,
Ormanın
kalbine
batan
atlılar
Gitmeyin bu
gece yollar
korkulu.
Yollarda
gizliydi
tütün
kokusu.
Bir namlu
ağzıyla
haykırdı
pusu,
Göğüsler
dolaştı ölüm
korkusu,
"Kolcu var!"
narası
titretti
yolu.
Bir kızıl
renk aldı
ormanda,
evler,
Kuytudan
kuytuya
haykırdı
devler,
Nihayet
geceyi sardı
alevler
Kurşunlar
bir kanlı
ezan
okudu...
|
|
|
|
ki tarihin ilk
kısmında tamamen
hüküm sü-rerek Atina
cumhuriyetinin Roma impra-torluğunun sukut ve
intihaline kadar de-vam etti.
Ayni
telâkkiye, biraz tadil edilmiş
şekilde; orta devirde tesadüf
ederiz. Fakat bu sefer bizzat
devlet şahsiyeti yerine muayyen
bir hükümdarın şahsiyetini
görüyoruz. Hüküm-dar, devletin
bütün mana ve ifadesini kendi
şahsında toplamıştır. İşte bu
telâkkidir ki XIV'üncü Lüdvik'e:
"Devlet benim" dedirt- |
au, Kant, Withelm
Von Humbolde ve bütün
ansiklopediler devletin kudret
ve kuvvetine karşı fertleri
yükselterek insanın dünyaya
tabiî hak ve hürriyetlerle
geldiğini, binaen-aleyh onun bu
tabiî haklarını hiç bir kanun
veya iradenin nez edemeyeceğini
ileri sür-düler. Bu telâkki
1789 Fransız ihtilâlinin
kaidesini teşkil etmiş, bu
ihtilâlin inkişa-fında rehber
olmuştur. Fransız ihtilâlinin
bi-ze verdiği hukuku adem
beyannamesi fer-diyetçidir. Gayesi
ferdin tabiî haklarına da-yanarak
onları koru- |
|
|
|
|