Behcetüttevârîh'in nüshaları şunlardır :
1—Nuruosmaniye Kütüphanesi, Nu. 3059.
2—Bayazıd, Umumî Kütüphane, Nu. 4902.
3—Revan Köşkü Kütüphanesi, Nu. 1538.
4—Revan Köşkü Kütüphanesi, Nu. 1539. .
5—Ayasofya Kütüphanesi, Nu. 2990.
6—Üniversite Kütüphanesi,
acemce yazmalar, Nu. 801 (eski numarası : Ha'lis
Efendi 2212).
7—Fatih Kütüphanesi, Nu. 4203.
8—Viyana Millî Kütüphanesi, Nu. 828.
9—Londra, British Museum, Nu. 1627.
10—Paris, Millî Kütüphane, Nu. 90.
11—Paris; Millî Kütüphane, Nu. 91.
12—Petersburg. Nu. 269.
13—Münih Kıral Kütüphanesi nüshası.
Behcetüttevârîh'in 16 neı Asırdaki
Tercümesi;
Behcetüttevârîh, Kanunî
Sultan Süleyman çağında Türkçe'ye çevrilmiştir.
Çeviren, hayatı hakkında, bir şey bilmediğimiz
''Mustafa Fârsî" adlı bir şairdir. Tezkereci
Sehî, ,bu şairin Acemceyi sevdiğini ve güzel
şiirleri olduğunu söylemekle iktifa ediyor.
Mustafa Fârsî, Behcetüttevârîh'in başlangıcını
zamana göre deriştirerek tercüme etmiştir. Fakat
bazı yerlerde kısaltmalar yapmıştır. Tercümeye
başladığı tarih 20 Muharrem 937 Çarşamba (= 14
Eylül 1530) dır. Mustafa Fârsî'nin
yazdığına göre tarihe çok meraklı olan
Yeniçeriler Kâtibi Sehabeddin Beğ, o zamanın
ileri gelenlerince o kadar tanmmayan bu kitabı
bulup Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa'ya iletmiş,
Mehmed Ağa da Mustafa Fârsî'ye vererek Türkçe'ye
çevirmesini emretmiştir. Tarihî bilgisi epey kıt
olan Mustafa Fârsî, tercümeye "Mahbûbu Qulûb ül-'Ârifin"
adını vermiştir. Bizce bilinen nüshalar
şunlardır :
1—Hafid Efendi, Nu. 222 (tercümeler içinde en
iyi nüsha).
2—Fatih, Nu. 4202 (1599 da istinsah
olunmuştur).
3—Revan, Nu. 1096.
4—Esad Efendi, Nu. 2213 (1GÖ7 de istinsah
olunmuştur).
5—Veliyeddin Efendi, Nu. 2342.
6—Veliyeddin Efendi, Nu. 2343 (bu nüshada
Osmanlılar bölümü yok).
7—Üniversite, Türkçe yazmalar, Nu. 670
(karışık ve eksik bir nüsha).
8—Üniversite, Türkçe yazmalar, Nu. 2381
(Osmanlılar bölümü yok).
9—Berlin, Devlet Kütüphanesi, Nu. 3349.
10—Paris, Millî Kütüphane, Nu. 1031.
11—Kahire, Kıral Kütüphanesi, 233.
Behcetüttevârîh'in Bundan Önceki Seif ve
Atsız Neşirleri :
Osmanlı tarihinin mühim bir kaynağı olduğu
halde Behcetüttevarîh'ten şimdiye kadar
gereğince faydalanamamıştı. 985 (= 1577) yılında
"Câmi'üttevârîh" adında bir umumî tarih yazan
"Zaîm Mîr Mehmed Kâtib" in, Behcetüttevârîh'i
kaynak olarak kullanmasından sonra bu eser uzun
.zaman âdeta unutulmuş, yalnız son zamanlarda
bazı müellifler, küçük ölçüde olmakla beraber,
onu kaynak gibi kullanmışlardır.
Yirminci asırda eserin değeri
gözden kaçmamış ve Osmanlılara ait bölümü iki
defa yayınlanmıştır.
İlk defa Theodor Seıf, 1925
yılında, "Mitteilungen zur Osmanischhe
Geschichte"nin ikinci cildinde (S. 63-128),
Münih ve Viyana nüshalarına dayanarak,
Behcetüttevârîh'in Osmanlılara ait- bölümünü
acemce metin ve almanca tercümesiyle birlikte
yayınlamıştı.
İkinci, defa ise ben, 1939
yılında, eserin başlangıcını, eski Türkler'e ve
Osmanlılar'a ait bölümlerini Türkçeye çevirerek
ve notlar ekleyerek "Dokuz Boy Türkler ve
Osmanlı Sultanları Tarihi" adıyla yayınlamıştım.
Bu tercüme, Seif neşrinden daha iyi olmuştu.
Çünkü ben İstanbul Kütüphanelerinde görebildiğim
6 tana acemce nüshayı Seif'in bastığı metinle
karşılaştırarak mukayeseli bir nüsha elde etmiş,
sonra, zevcem Bedriye Atsız'ın İstanbul
Kütüphanelerindeki sekiz Türkçe nüshayı (ki
ikisinde Osmanlılar bölümü yoktur)
karşılaştırarak hazırladığı Türkçe metinle
kelime kelime karşılaştırıp kontrol etmek
suretiyle bir tercüme meydana getirmiştim. 6
mart 1939'da basımı biten bu eserden, maddî
imkânsızlık dolayısıyla ancak 186 tane
bastırabilmiştim.
Eseri ilk önce,
Uzunçarşılıoğlu İsmail Hakki Beğ şifahen, biraz
sonra genç' tarihçi Adnan Erzi, "Yeni Türk"
dergisinin 1939 yılı Aralık ayında çıkan 84'üncü
sayısında bir yazı ile tenkid etmiş, daha sonra
da Fuad Köprülü, "Osmanlı İmparatorluğunun Etnik
Menşei Meseleleri" adıyla "Belleten"in 1943 yılı
Ekim ayında çıkan 28 inci özel sayısındaki bir
etüdünde (S. 296) bir tercüme yanlışını
belirtmişti.
Bu seferki basımda, her üçü
de haklı olan bu tenkidleri gün önünde tutarak,
bahsedilen eksik ve yanlışlardan kaçındım.
Ayrıca kendim de hicri tarihlerin milâdîye
çevrilişinde ve tercümede bazı yanlışlarımı
görerek düzelttim. Böylelikle öncekinden daha
doğru bir metin elde edilmiş oldu.
Maksadımız Osmanlı tarihine
ait bir külliyat vücuda getirmek olduğu için, bu
seferki basıma, eserin yalnız başlangıcıyla
Osmanlılara ait bölümlerini aldık ve eski
Türklere ait kısa parçayı çıkardık.
Bu Seferki Behcetüttevârîh Basımında
okuyucuların Dikkat Etmesi Gereken Noktalar:
1—Bundan önceki basımda da
olduğu gibi, basıma esas olarak Nuruosmaniye
nüshası alınmıştır.
2—Revan Köşkünde bulunan
nüshalardan biri (1539 numaralısı), bundan
önceki basımda tarafımdan görülmemişti. Adnan
Erzi'nin tenkidiyle öğrendiğim bu nüshadan bu
sefer de faydalanamadığım için, bu nüshaya ait
farklar, tabii, gösterilmiştir.
3—Nuruosmaniye nüshasından
gayrı bütün nüshalar ikinci tertip nüshalar
sayılmıştır. İkinci tertip nüshalarda olup da
Nuruosmaniye nüshasında bulunmayan bazı
kelimeler ve cümleler bu basımda eğri harflerle
gösterilmiştir.