Hava sıcak olduğu için sarı yılan yorulmadan,
sağa sola kıvrılmadan ilerliyordu. Bozdoğan ise dövüş durumunu
almış olduğu halde yükseliyordu.
Birkaç yüz adım ilerideki ağaçlıkta yuva
kurmuş olan kargalar bir bozdoğanın orada olduğunu görünce
yavrularını korumak üzere toplanıp saldırdılar. Bozdoğan yoluna
devam etseydi kargalar kendisine yetişemezlerdi. Fakat, o
kendisiyle çarpışmak isteyen düşmanları ihmal edemezdi. Geriye
döndü ve karga sürüsüne daldı. Birkaç dakika vuruştular. Gaga,
pençe ve kanat vuruşlarıyla birkaçını devirdi. Ötekiler
kaçtılar. Keyifli keyifli dönerek yeniden yükselmeye başladı.
Bozdoğan kargalarla savaşırken sarı yılan
dağa doğru sürünerek çıkıyordu. Yolda uyuyan bir kirpi görüp
sessizce yanaşarak onu sokmuş, sonra yine tırmanmaya başlamıştı.
Tam bu sırada yükseklerde uçan aksungur onu seçmiş ve yıldırım
gibi tepesine inmişti. Bu sefer sığınacak yer de yoktu.
Kurnazlıkla kendisini kurtarabilirse kurtaracaktı. Aksungur
tepesine inerken bağırdı:
— Aman! Aksungur kardeş! Ben de sana yardıma
geliyordum. Bozdoğan seninle döğüşmeye geliyor. Sana bu haberi
yetiştirmek için bak ne kadar yoruldum.
Aksungur cevap vermedi. Bozdoğanı görmüştü.
Yılanı bırakarak ona döndü. Bozdoğan da şerefli düşmanını
görünce yarışı bırakmış, onun üzerine atılmıştı.
Ah, döğüşmek bahtiyarlığı! İki denk düşman
şiddetle vuruşuyorlardı. Havada kısa kavisler çiziyorlar, sonra
şiddetle birbirine doğru fırlayarak sert kanat ve pençe
vuruşları yapıyorlar, gagalarıyla birbirlerinin kanat tüylerini
yolarak uçuş kabiliyetlerini azaltmaya çalışıyorlardı. Yılan bir
an döğüşe baktı. Bunun uzun süreceğini anlayarak dayanılmaz bir
hırsa kapıldı ve olanca hızıyla dağa tırmanmaya başladı.
Döğüş sarı yılanın düşündüğü gibi uzun sürdü.
Bozdoğan kanadından ve göğsünden yaralandı. Fakat aksunguru
yenerek düşürmeyi başarmıştı. Keskin gözleriyle dağa bakarak
yılanın kendisini geçmiş olduğunu görünce hızlanmak istedi.
Gerçi yaralı olduğu için eskisi gibi uçamıyordu, fakat ne de
olsa sürünerek
çıkan yılan tepeye varıncaya kadar on defa
oraya çıkıp inebilirdi. Bir iki kanat çırpışından sonra sarı
yılana yetişti ve onu geçerken:
"Kargalarla ve aksungurla dövüştüğüm için bu
kadar geciktim. Yoksa şimdiye kadar iki defa inip çıkmıştım"
diye seslendi. Yılan nefes nefese cevap verdi:
Yalnız sen mi dövüştün? Ben de yolda kirpi
ile dövüşüp onu hakladım.
Yükselmekte olan bozdoğan bu sözleri
duymamıştı bile. Dağın tepesine varmıştı. Fakat orda yuva kurmuş
olan kara kartal bir yabancının geldiğini görünce dışarı fırladı
ve bozdoğanı
önledi.
Bozdoğan zaferle sarhoştu. Kendisinden güçsüz
olanları, kendisiyle denk olanı yenmişti. Şimdi kendisinden
güçlü olanla çarpışacaktı. Tanrım!.. Bu dövüşte, hiçbir karşılık
beklemeden ün ve şan için yapılan bu çarpışmada ne büyük tat
vardı! Bozdoğan yüksünmeden savaşı kabul etti. Yaralı olduğu
halde kartalın saldırışına bir saldırışla karşılık verdi.