11
ÖTÜKEN YOLUNDA
Kara Kağanın elçileri, Batı Elinde iki ay kaldıktan sonra Ötüken’e dönü-yorlardı.
Tunga Tigin, batı kağanıyla üç defa gizli görüşme yapmış, kendi kağanına
götürmek üzere bir de bitik almıştı. Batı Elinde çok büyük konukseverlik
görmüşler, Batı Türkleriyle kaynaşmışlardı. Gerek kağan, gerek katun, gerekse
beğler hem Kara Kağan’la İ-çing Katun’a hem de kendilerine çok büyük hediyeler
vermişlerdi. Batıdan Ötüken’e, bir çok atlara yüklenmiş değerli hediyeler
götürüyorlardı. Fakat Onbaşı Alka’yı, dalgın bakışlı Uygur Alka’yı orada
bırakmışlardı.
Kılıçta, güreşte, yüzlerini ak eden Yüzbaşı Bögü Alp’ın değeri aralarında değeri
artmıştı. Tunga Tigin de yarışı kazanan Onbaşı Yağmur’a iyi koşumlu güzel bir at
bağışlamıştı. At uşağı Yumru, yine yan yana gittiği Gümüş’e at çatlatmamış
olsaydı Bögü Alp’ın mutlaka yarışı da kazanacak olduğunu söylüyor, Gümüş ise
Alka ile Yağmur’a yetişme-sine imkân olmadığını, ancak üçüncü gelebileceğini
ileri sürüyordu.
Aylı bir gecede, konaklamış oldukları su başında dinleniyorlardı. Tunga Tigin,
Işbara Alp otlara bağdaş kurmuşlar, konuşuyorlardı. Konu Ötüken’le Batı Elinin
ölçüştürülmesi, iki Türk kağanının birleşmesi ve Ötüken’in bu yıllarda çekmekte
olduğu sıkıntı ve yoksulluktu. Söz döne dolaşa kendi evlerine geldi. Sonra bir
aralık, Tunga Tigin’in bir sorusu üzerine Işbara Alp kendi onbaşılarını
anlatmağa koyuldu. Onların erdemlerini birer birer saydıktan sonra: "Ben Onbaşı
Pars’ı ötekilerden üstün görürüm. Uslu erdir. İyi düşünür" dedi. Tunga Tigin’le
Bögü Alp aynı zamanda "Onbaşı Pars mı" diye sordular.
Onbaşı Pars adı Tunga Tigin’i de, Bögü Alp’ı da çok ilgilendirmişti. Tunga
Tigin, Şen-king’le vuruşan Pars’ın adını işitmişti. Bögü Alp ise, Kıraç Ata’nın
yanından dönerken gördüğü dört atlıyı ve onların arasındaki Onbaşı Pars’ı
hatırlamıştı. Tulu Han’ın yanından gelen bu dört kişiden birinin Çinli olduğunu
yüzbaşının aklına gelince, yeniden, içini bir kurdun kemirmekte olduğunu duydu.
Beyninden yıldırım hızıyla düşünceler geçiyordu. Şu işi Tunga Tigin’le Işbara
Alp’a açmalı mı, açmamalı mı? Buna karar veremiyordu. Açmanın doğru olacağını
bildiği halde içinden gelen bir ses ona açmamasını buyuruyor, bundan da Bögü Alp
bunlanıyordu:
- Binbaşı! Bu Onbaşı Pars’a güvenin çok mudur?" diye sordu.
Işbara Alp böyle bir soru ile karşılaşacağını hiç düşünmemişti:
- "Güvenim çoktur. Ötüken’e dönünceye kadar evimi Onbaşı Pars’a ısmarladım" diye
cevap verdi.
Arada bir sessizlik oldu. Sonra Işbara Alp birdenbire aklına bir şey gelmiş gibi
sordu:
- Onbaşı Pars’ı tanır mısın?
- Bir defa uzaktan gördüm.
Bögü Alp düşünüyordu: Acaba Tulu Han, Kara Kağan’a karşı bir isyan mı
hazırlıyordu? Onbaşı Pars, Işbara Alp’ın buyruğunda olduğuna göre acaba Işbara
Alp da bu işin içinde mi idi? Tulu Han böylece tuğ kaldırırsa acaba iyi mi
olurdu, kötü mü? Şu Çinli İ-çing Katun’la Şen-king, Kara Kağan’ı yanlış yola
doğru yürüttükleri için acaba Tulu Han tarafını tutmak Ötüken için yerinde olmaz
mıydı?
Sonra birdenbire Kıraç Ata’nın sözlerini hatırladı. Kıraç Ata "Kara Kağan’ı tasa
öldürecek" demişti. Bögü Alp başını göğe kaldırdı. Kıraç Ata’yı yeniden görüyor
gibiydi. 1300 yıl sonra dirileceksiniz demişti. Adınız dünya batıncaya kadar
unutulmayacak demişti. Bir ırmağın kıyısında dövüşeceksiniz demişti. Büyük
günler yaklaşıyor demişti.
Bu sözler aklına gelince yüzbaşı heyecanlanır gibi oldu. Sonra birdenbi-re
ötekilere: "Kıraç Ata adını işittiniz mi" diye sordu. Bu sorguya Tunga Tigin
evet, Işbara Alp hayır diye cevap verdiler
Sonra, pek uzun bir susma oldu. Üç elçi birbirinden başka şeyler düşünüyorlardı.
Üçünün de düşündüğü şeyler kötü şeylerdi. Ayrı yollardan aynı sonuca
varıyorlardı. Üçünün de bilmediği tek şey şuydu: Hepsi bu kara düşüncelerde
kendisini yalnız sanıyor, arkadaşlarının da beyninden korkunç şeylerin geçtiğini
bilmiyordu. Susuyorlardı. Güzel aya, parlak yıldızlara hiç bakmıyorlardı.
İleriye dalmış olan gözlerinin de bir şey gördüğü yoktu. Yalnız düşünüyorlardı.
Nöbetçi olan onbaşı ve erlerden başkaları ise otlara uzanmışlar, uyuyorlardı.
Yan yana uzanmış olan Yumru ve Gümüş, batı kağanı önünde yapılan oyunlar için
uzun uzun konuşmuşlar, yorularak dalmışlardı. Bir aralık Yumru gözle-rini yarı
açarak Gümüş’e döndü:
- "At çatlamasaydı Yüzbaşı Bögü Alp birinci gelecekti" dedi.
Gümüş hafif uykusu arasında bu sözleri duymuştu. Gözlerini açmadan cevap verdi:
- Hayır! Atı çatlamasaydı Yağmur’la Alka’dan sonra üçüncü gelirdi…