13
İ-ÇİNG KATUN
Katun, yapılan hileye rağmen kardeşinin kazanamadığını işitince içerle-mişti. Almıla’nın Pars’la evlenmesine mutlaka engel olmalıydı. Yoksa kurduğu planlar
suya düşecek, Işbara Alp gibi büyük bir kozu kaybede-cekti. Yakında elçiler
batıdan gelince Işbara Alp’ın tümenbaşı olacağını biliyordu. Işbara Alp gibi bir
tümenbaşının yardımından uzak kalmak ödenmez bir kayıp olacaktı. Bundan dolayı
İ-çing Katun her çareye başvurarak Almıla’yı kendi kardeşine almanın yollarını
bulmak istiyor-du. Kağanın at uşağı olup kendisine çaşıtlık eden Çinliler Onbaşı
Pars’la Almıla’yı takip ediyorlar, gittikleri yeri, yaptıkları işi günü gününe
İ-çing Katun’a bildiriyorlardı.
Bir gün katun at uşaklarına buyruk vererek bir gezintiye çıkacağını bildirdi.
Kendisine çok süslü ve güzel bir at hazırlandı. Yanında bir binbaşı ile yedi
sekiz çeri olduğu halde gezmeğe çıktı. Kimse nereye gideceğini bilmiyordu. Katun
ağır ağır at sürüyor, ardından gelen binbaşıyı ara sıra yanına çağırarak bir
şeyler konuşuyordu. Bugün Katun’un dudaklarında albızca bir gülümseme vardı.
Kafasından neler geçtiğini kimse bilmiyordu. Böylece gide gide bir ağaçlığa
vardılar. İki nişanlı atlarını bırakmış, konuşuyorlardı Katunu görünce yere diz
vurarak onu selâmladılar. Katun doğrudan doğruya Pars’a söz söyledi:
- Onbaşı Pars sen misin?
- Evet Katun!
- Almıla ile evlenecek misin?
- Evet Katun!
- Almıla’dan vazgeçmek için benden ne dilersin?
Onbaşı Pars’ın kaşları çatıldı. Gözleri yalazlandı. Sesi toklaştı:
- Katun! Bana Çin kağanlığını versen yine Almıla’dan vazgeçmem!
Öfkelenmek sırası İ-çing Katuna gelmişti:
- Onbaşı! Katun’un buyruğuna karşı mı geliyorsun? Ben sana buyruk veriyorum:
Almıla’yı bırakacaksın!
- Hayır Katun! Almıla’yı bırakmayacağım!
- Buyruğuma karşı mı geliyorsun?
- Evet!
İ-çing Katun’un istediği olmuştu. Binbaşıya dönerek: "Bunu tutun" diye son
buyruğunu verdi. Binbaşı Pars’ın yakalanması için buyruk alan çeriler atlarından
inerek onu tutmak için üstüne yürürken onbaşı kılıcını çekerek: "Davranmayın"
diye haykırdı. Erler kılıç çekmek için bir an duraksarken Almıla bir sıçrayışta
atına atladı. Kamçısını şaklatarak, sahipleri inmiş olan atların üzerine
saldırarak onları kırbaçlamağa, kovalamağa başladı. Pars durumu kavramıştı. O da
büyük bir çeviklikle atına sıçrayarak yaya kalmış olan çerilere daldı. Bir iki
kılıç vuruşuyla onları dağıttı. Birkaçını yaraladı. O zaman Binbaşı, Pars’la
vuruşmanın kendisine düştüğünü görerek Pars’a doğru at sürdü. At üstünde
çarpış-mağa başladılar. Almıla, erlerin atlarını sürüp dağıttıktan sonra yeniden
dövüş yerine gelmişti.
Yaya erlerin üzerine at sürüyor, onların Pars’a saldırmalarına engel oluyordu.
İ-çing Katun, gözünün önünde yapılan, fakat hiç de kendi isteğince olmayan
vuruşmayı öfke, kin ve korku ile seyrediyordu. Ah şu karganmış (Mel’un) Almıla!
Bu işe o karışmasaydı şimdiye kadar Pars yakalanmış olacaktı. Katun, bu çok
güzel, çok becerikli kahraman kıza karşı içinden hem öfke, hem kıskançlık
duyuyor, bu iki aykırı duygu onu adamakıllı üzüyordu.
Pars da, binbaşı da yaralanmıştı. Katun, durumun kötü olduğunu görünce buyruk
vererek vuruşu durdurmasını binbaşıya bildirdi. Ayrıldı-lar. Pars soluyor ve katuna sert sert bakıyordu. Katun:
- "Katunun buyruğuna baş eğmemenin sonucunu göreceksin" diye haykırdı.
Pars gülümsedi:
- Bütün sonuçlar yağız yere girmektir. Ha bir gün önce, ha bir gün sonra…
Katun bir işaretiyle binbaşıyı ardına takarak dönerken yaya kalan erler ıslıkla
atlarını çağırmağa başladılar. Pars’da Almıla’yı yanına alarak yola koyuldu.
Bu haber Ötüken’e yayılmadan önce Batı kağanına giden elçilerin dön-düğü haberi
yayılmış, gün batımına doğru da elçiler dönmüşlerdi. Almıla, bugün olup
bitenleri babasına anlatmış, Işbara Alp da Onbaşı Pars’ı çağırarak bir şeyler
konuşmuştu. Elçilerin gelmesinden doğan hareket arasında , ortalık kararırken,
kağan Onbaşı Pars’ın yakalanması için buyruk verdiği zaman yasavullar onu
bulamamışlardı. Çünkü Pars’la Almıla yanlarına iyi pusatlarla iki yedek at almış
oldukları halde Batı kağanının ülkesine, Işbara Alp’ın andası Binbaşı Barman
beğin yanına kaçıyorlardı.
Pars’ın kaçışı, Yüzbaşı Bögü Alp’ın kafasındaki düğümün biraz daha sıklaşmasına
sebep olmuştu. Çünkü Ötüken’e geldiklerinin ertesi günü, Bögü Alp, Binbaşı
Işbara Alp’ın çadırına gelerek Almıla’yı istediği zaman, Onbaşı Pars’la
nişanlandığı cevabını almış, Onbaşı Pars’ın adını işitince de Kıraç Ata’dan
dönerken gördüğü Onbaşı Pars aklına gelmişti. Birdenbire bütün eski şüpheleri
yeniden canlanınca binbaşıya sordu:
- Onbaşı Pars nerede? Kendisini hemen göremez miyim?
- Onbaşı Pars Almıla ile kaçmıştır.
Bögü Alp aylardan beri Almıla’yı düşünüyordu. Batı kağanının önünde yapılan
oyunlardan sonra Işbara Alp’ın kendisine kızını vereceğini, Almıla’nın da
kendisini reddetmeyeceğini umuyordu. Fakat şimdi?... Bütün umutları bir anda
kırılmış, üstelik şu Onbaşı Pars’ı da bir iyice görememişti. Bögü Alp kendinde
şimdiye kadar duymadığı bir yorgun-luk duydu. Sonra Işbara Alp’la bir şeyler
konuşarak çadırdan çıktı.
Birkaç gün sonra Yüzbaşı Bögü Alp, Işbara Alp’ın ikinci kızı Gün Yaruk’la
evlenmişti…