15
TULU HAN
Tulu Han otağından oturmuş, düşünüyordu. Karşısında bir beğ ayakta duruyor, Tulu
Han’ın soluk ve kederli yüzüne bakıyordu. İki yıldır Doğu Türkeli’nin kuzey
bölgelerini idare eden Tulu Han’da amcası Kara Kağan’a karşı bir kin başlamış,
büyümüş, dayanılmaz bir hal almıştı. Babasını öldüren İ-çing Katun ceza
görmemişti. Üstelik amcası bu kadını alarak tahta geçmiş, kendi kağanlık hakkını
gaspetmişti. Tulu Han bunu bir türlü bağışlayamıyordu. Kağanlık tahtını elde
etmeğe karar vermiş, yapacağı işleri tasarlamıştı.
Bir aralık gözlerini yerden kaldırarak karşısındaki beğe "Geç kaldılar" dedi. Beğ, bir saygı durumu aldıktan sonra:
"Biraz önce ulak daha gönderdim. Neredeyse
haber alırız" diye karşılık verdi. Sonra sıkı bir sessizlik içinde uzun bir
zaman geçti.
Tulu Han şimdi otağın içinde geziniyordu. Canının çok sıkıldığı anlaşılıyordu.
Yanındaki beğe hiç bakmadan onunla konuşuyordu:
- Ötüken’den haber var mı?
- Var. Elçiler batı kağanının yanından döndüler.
- İki kağan anlaşmışlar mı?
- Bunu kimse bilmiyor.
Bu sırada dışardan at sesleri işitildi. Tulu Han başını kaldırarak baktı. Beğin
gözleri parladı:
- Geldiler.
İçeriye bir ulak girerek yere diz vurdu:
- Çinli hanım geldi Han!
Tulu Han yanındaki beğe buyruk verdi:
- Hanımı kendisi için hazırlanan otağa al. Çamur beğle Çang-su buraya gelsin.
Binbaşı Çamur Beğ, Çuluk Kağan’ın en gözde beğlerindendi. O öldükten sonra oğlu
Tulu Han’a sadık kalmış. Tulu Han kağan olamadı diye adamakıllı içerlemişti.
Biraz sonra Çamur Beğ’le Çinli Çang-su, Han’ın karşısında idiler. Han’ın soluk
yüzünde bir ışıltı vardı. Aylardır ilk defa gülümsüyordu:
- "Anlat bakalım Çamur Beğ, nice oldu?" dedi.
Binbaşı, koynundan bir bitik çıkarıp Han’a sunduktan sonra anlattı:
- Her şey buyruğunca oldu Han! Çin veliahdıyla konuştuk. Sana akrabasından bir
hanımı konçuy (Zevce/Eş) olarak gönderdi. Ötüken kağanı olman için yardım
edeceğini bildirdi. O da gerektiğinde senden yardım isteyecek.
Han, Çinliye döndü:
- Sen de söyle bakalım!
Çang-su sırıtarak eğildi:
- Çin veliahdı Şemin size 10 kese akça gönderdi. Ağırlık olup göze çarpmasın
diye başka hediye yollamadı.
- Yolculuk nasıl geçti?
- Birkaç tehlike atlattık. Çinli uşaklardan ikisi öldü.
- Nasıl?
- Baskına uğradık.
Tulu Han, Çamur Beğ’in yüzüne baktı. Binbaşı yüzünü buruşturdu:
- Çinli uşakların öldüğü bir şey değil. Bizim erlerimizden birisi öldü. Hemen
hepimiz yaralandık.
Tulu Han hayret etti:
- Büyük bir savaş mı yaptınız?
- Hayır Han! Yavuz bir bahadıra çattık. Geceleyin vuruştuk.
- Bu kadar işi bir tek bahadır mı yaptı?
- Evet Han!
- Kimmiş bu yavuz bahadır?
- Öğrenemedik. Geceleyin bize saldırdı. Okla, kılıçla vuruştuk. Aramızdan üçünü
öldürdü; bir çoğumuzu yaraladı. Güçlükle püskürttük.
- Sizden ne istiyordu?
- Bilmiyoruz.
Tulu Han biraz düşündükten sonra:
- Bir dileğiniz var mı?
Çamur Beğ yere diz vurdu:
- Dileğim sağlığındır.
Çang-su da yere diz vurdu:
- Tulu Han! Konçuyu getirmek için yardım edenlere akça adamıştım. Bana bu akçayı
vermeni dilerim.
Tulu Han, Çinliye bir kese fırlattı.
Tulu Han Çamur Beğ’i otağına çağırttı:
- Binbaşı! Babam kağana yaptığın gibi bana da çok hizmet ettin. Elbet günün
birinde bunu öderim. Şimdi senden yeni bir hizmet daha bekliyorum.
- Buyruk senindir.
- Ötüken’e giderek kardeşim Kür Şad’la görüşecek ve bu bitiği ona vereceksin.
Tulu Han, elindeki bitiği Çamur Beğ’e uzattı:
- Ötüken tahtı için savaşa gireceğimi, kendisinden yardım istediğimi de
söyleyeceksin.
- Buyruk senindir.
- Her şeyin hazırlandığını, Çinli bir konçuyla evlendiğimi, Çin veliahdı
Şemin’den yardım göreceğimi de anlatacaksın. Sonra ondan aldığın cevabı bana en
çabuk bir zamanda ulaştıracaksın.
- Buyruk senindir.
- Bu işi başarmak için yanına, konçuyu getirmeğe giderken aldığın adamlardan en
iyilerini al. Bu kese de gereken yerde harcaman içindir.
Tulu Han, dolu keseyi Çamur Beğ’e uzattı. Binbaşı keseyi aldıktan sonra yere diz
vurdu:
- "Buyruğun yerine gelecektir" diyerek otağdan çıktı.
Biraz sonra üç atlı Ötüken yolunda dört nala uçuyorlardı.