16
ÇÖZÜLEN BİLMECE
Binbaşı Bögü Alp, Tunga Tigin’in verdiği toydan dönerken alış veriş
evine uğramıştı. Tunga Tigin toy sonunda konuklarına beşer gümüş
akça vermiş olduğundan Bögü Alp bu akça ile karısı Gün Yaruk’a bir
şeyler almak istiyordu. Fakat bir türlü yarar bir nesne bulamamıştı.
Bögü Alp alacak bir şey bulamadığı için alış veriş evinden çıkmak
üzere idi ki, gözleri ilerde birisine takıldı. Onu tanıyor gibi
oldu. Fakat tanıyamadı. Bahadır kişi olduğu kılığından anlaşılan o
adam da kendisinden önce alış veriş evinden çıkmıştı. Bögü Alp da
dalgın dalgın oradan çıkıp kendi çadırına yürüdü. Tam çadırına
yaklaşırken karşılaştı-ğı birisi Bögü Alp’ın şiddetle dikkatini
çekti. Bu adamda hiçbir olağanüstülük yoktu. Yalnız sağ şakağından
çenesine kadar yeni açılmış bir yaranın göze çarpan izleri vardı.
Bögü Alp birdenbire Onbaşı Burguçan’ın sözlerini hatırladı: Burguçan,
Onbaşı Pars’la vuruştuğunu ve Pars’ın yüzünde, şakağından çenesine
kadar derin bir yara açmış olduğunu söylemişti. Pars’ın adı
zihninden geçince Bögü Alp dikkatini onun üzerine yığdı ve Kıraç
Ata’dan dönerken gördüğü Onbaşı Pars’ı hatırladı. Ta kendisiydi.
Yalnız biraz arıklamış ve yorulmuştu. Fakat Onbaşı Pars burada ne
arıyordu? Onun katuna karşı geldikten sonra Ötüken’den kaçtığını
herkes duymuştu. O halde?...
Bögü Alp, çadırının önüne gelmişti. Hızla içeri girerek Gün Yaruk’u
çağırdı:
- Gün Yaruk! Enişten Onbaşı Pars’ı tanırsın değil mi?
- Tanırım.
- Bak çadırın önünden geçiyor. Yüzünde büyük bir kılıç yarası var.
Gün Yaruk seğirtti. Çadırın keçesini aralayıp baktı. Yüzü yaralı
adamı görmüştü:
- " Bu benim eniştem Pars değil" dedi.
Bögü Alp şaşırmıştı; sordu:
- İyi gördün mü?
- Gördüm.
Çadırından fırlayarak yüzü yaralı adamın arkasından ilerledi,
yetişti:
- "Sen Onbaşı Pars değil misin?" diye sordu.
Yüzü yaralı adam birdenbire duraksadı. Şüpheli gözlerle Bögü Alp’a
baktıktan sonra : "Evet" diye cevap verdi.
- Biz bacanağız.
- Benim bacanağım yok.
- Sen Işbara Han’ın onbaşılarından değil misin? Karın Almıla değil
mi?
- Hayır!
Böü Alp şaşırmıştı. Bir müddet bakıştılar. Söze yine Bögü Alp
başladı:
- Öyle ise söyle bakalım: Onbaşı Burguçan’ı neye öldürdün?
- Onbaşı Burguçan mı?
- Evet.
- Tanımıyorum.
- Nasıl tanımazsın? Senin yüzüne şu yarayı açan Burguçan’ı tanımaz
olur musun?
Yüzü yaralı adam irkilir gibi oldu. Sertleşerek:
- "Sen kimsin? Bana niçin soru sorup duruyorsun?
- Ben binbaşı Alp’ım. Senden şüpheleniyorum. Sen Tulu Han’ın adamı
değil misin? Selenge boyunda, sivri kayalar yanında iki Türk ve bir
Çinli ile geçen Onbaşı Pars sen değil misin?
Onbaşı Pars kılıcına el attı. Tam bu sırada ilerden dört nala bir
ulağın geldiği görüldü. Ulak yol açıyordu. Çünkü arkasından kağanla
maiyeti hızla geliyorlardı. Bögü Alp’la Pars acele yol açmak
mecburiyetinde kaldılar. Fakat biri bir yanda, öteki öbür yanda
kalarak birbirlerinden ayrılmışlardı.
Kağan, arkasında birkaç beğ ve ulak olduğu halde geçiyordu. Yolda
olanlar yere diz vurarak onu selâmladılar. Kağan çekildikten sonra
Bögü Alp karşı yana baktı: Onbaşı Pars ortadan kaybolmuştu.
O gece üç atlı Selenge boyundan kuzeye doğru gidiyordu. Bunlardan
biri Binbaşı Çamur Beğ’di. Yanında bulunan Onbaşı Pars’la
konuşuyor-du:
- Onbaşı! Ardımıza kimsenin düşmediğini iyi biliyor musun?
- Biliyorum Binbaşı!
- Ardımıza düşerler de savaşmak gerekirse durumumuz iyi olmaz. Geçen
sefer biz o kadar kalabalık olduğumuz halde bir tek Bögü Alp
içimizden üçünü öldürmüştü.
- Doğrudur. Selenge kıyısındaki ağaçlıkta beni nasıl gördüğüne de
aklım ermiyor.
- Bögü Alp Kür Şad’ın adamı olmasa ondan işkilleneceğim ama değil.
Kür Şad, Tulu Han’ın teklifini kabul etmedi.
- Kür Şad, Tulu Han’ın teklifini kabul etmese bile bunu kağana
söylemeyecektir. Kağanı o da sevmiyor.
Üşütücü bir geceydi. Rüzgâr sert esiyordu. Binbaşı Çamur Beğ
gülümseyerek Pars’a baktı:
- Bögü Alp’ın seninle neden bu kadar ilgilendiğini biliyor musun?
- Hayır.
- Seni bacanağı olan Onbaşı Pars’la karıştırıyordu. Işbara Han’ın
onbaşılarından bir Pars var ki, Işbara Han’ın büyük kızı Almıla ile
evlenmiş, sonra da batıya kaçmıştır. Bögü Alp bu Pars’ı hiç
görmemiştir. Senin adını nereden duyduysa duymuş, seni kendi
bacanağı sanmıştır. Böyle sanmasaydı işin bitikti.
- Bögü Alp şimdi gerçek durumu öğrenmiş midir?
- Öğrenmiştir ama artık iş işten geçmiştir.
- Neden?
- Çünkü şimdi yaralı olarak otağında yatmaktadır!
Pars bir şey anlamayarak Çamur Beği’nin yüzüne baktı. Binbaşı
bilmeceyi çözdü:
- Seni kaybettikten sonra aramağa başlayıp izine düştü. O zaman
benimle karşılaştı. Beni de tanıyacaktı. O gece birbirimize kılıç
savurur-ken yüz yüze gelmiştik. Beni tanımak ister gibi yüzüme
bakarken hemen bir ok çekip gezledim. Devrildiğini görünce de artık
beklemeden sizi bulmağa geldim.