4
BÖGÜ ALP’IN YENİ YUMUŞU (VAZİFESİ)
Yüzbaşı Böğü Alp çadırından içeri girip de kalın bir keçeden ibaret olan
yatağına kendini attığı zaman son lokma yemeğini yiyeli epey olmuş ve yeniden
acıkmıştı. Nasıl edip de biraz yiyecek bulmak gerektiğini düşünürken aklına
Onbaşı Pars’ın dolu torbası geldi. Derken o dört atlıyı hatırladı. Bu işte
buduna gelecek bir kötülük olsa gerek diye düşündü. Sonra bunu kağana duyurmayı
tasarladı. Tabiî, önce binbaşısına gitmeliydi. Böğü Alp birdenbire yatağından
fırladı. Sanki baskına uğramış gibi dikildi ve kılıcına el attı. Binbaşısının
Şen-king olduğu aklına gelmiş ve yüzbaşı kudurur gibi öfkelenmişti. Sonra
birdenbire duraksadı: "Binbaşım Çinli Şen-king’se tümenbaşım Kür Şad sağ olsun"
diye düşündü. Fakat yine birdenbire yüzünü buruşturdu. Gördüklerini Kür Şad’a
anlatırken Tulu Han’ın adını da söyleyecekti. O zaman Tulu Han’dan
şüphelendiğini de anlatmalıydı. Fakat Kür Şad’a kardeşini şikayet etmek doğru
olur muydu? Yüzbaşı, kararsızlıkla yine yatağına uzanıp uzun uzun düşündü.
Kapısı açılıp da içeriye bir ulak girdiği zaman zihninde Kıraç Ata’nın sözlerini
tekrarlıyordu. Ulak, yüzbaşıyı selâmladıktan sonra :
- "Yüzbaşı Böğü Alp! Kağan seni hemen otağında görmek diler" diye aldığı buyruğu
bildirdi. Yüzbaşı saygı durumu aldı:
- Buyruk kağanındır.
Sonra birlikte çadırdan çıktılar. Atlarını kağanın otağına doğru koşturdular.
Otağın çevresi kalabalıktı. İki kapısı ardına kadar açılmıştı. Nöbetçiler
ortalığa başka bir manzara veriyordu. Ulak, otağın kapısında Yüzbaşı Böğü Alp’ı
ulaklar başı olan Börü Tarkan’a tanıttı. Börü Tarkan, kağana doğru yürüdü. Biraz
gerisinde Böğü Alp yürüyordu. Tarkan ve yüzbaşı yere diz vurarak kağanı
selâmladılar. Yüzbaşı Böğü Alp kağana ve sağında, solunda olanlara bakarken
Tunga Tigin’in, Kür Şad’ın ve öteki tiginlerle beğlerin yanında Şen-king’i de
görerek kan tepesine çıkmıştı. İ-çing Katun bugün kağanın yanında pek güzel ve
sevinçli görünüyordu. Böğü Alp kağanın işaretiyle ayağa kalkınca Tarkan onu
kağana tanıttı:
- Kür Şad tümeni yüzbaşılarından Yüzbaşı Böğü Alp!
Kara Kağan, Kür Şad ve Şen-king gözlerini Böğü Alp’a diktiler. Şen-king, Çin
akınında kendi buyruklarına kulak asmayan sonra yağmağa iştirak etmeyen dikbaşlı
yüzbaşıyı tanıdı:
Kağanın gir sesi ortalıkta yükseldi:
- Yüzbaşı Böğü Alp!
Yüzbaşı yine yere diz vurdu:
- Buyur Kağan!
- Seni Batı Kağanı’na üçüncü elçi seçtim. Yarın Tunga Tigin’in buyruğunda yola
çıkacaksınız. Gereken at, giyim, azık çadırına gönderilecektir.
- Buyruk senindir!
- Bir diyeceğin, dileyeceğin var mı?
- Dileğim sağlığındır!
- Yarın güneş doğarken otağın önünde hazır bulunacaksınız. Şimdi git, hazırlan!
Böğü Alp yere diz vurarak dokuz adım geriledi. Sonra, kağanı bir daha
selamlayarak geri dönüp hızlı adımlarla otağdan çıktı.
Kendi çadırına girdikten biraz sonra da kapısının önünde at sesleri işitildi.
Bir ulak, Yüzbaşı Böğü Alp’ı selâmlıyor ve kağanın kendisine gönderdiği üç atlı
sırmalı giyimleri, bir torba azığı ve bir kese akçayı kendisine veriyordu.
Ulak, kağanın gönderdiklerini verince son buyruklarını bildirdi:
- Yarın gün doğmadan takımların ve erlerinle otağın önünde bulunacaksın. Kağan
hepinizi gözden geçirecek.
- Buyruk kağanındır!