VE MHP YİNE YAPTI YAPACAĞINI

VE MHP YİNE YAPTI YAPACAĞINI

 

  

            Siyasi grupların içerisinde en tuhaf ve anlaşılmazı herhalde MHP’dir. O kadar ki bu partiyi, kendi taraftarları bile anlayamıyor. Dünya üzerindeki fikir sistemleri çizgilerini her geçen gün daha çok netleştirirken, MHP henüz çizgisini kararlılıkla belirleyebilmiş değildir. Kendi söylemine bakarsanız milliyetçi olduğunu iddia etmektedir. Fakat yaptığı icraatlardan bunun tam tersi, yani ümmetçi olduğu anlaşılmaktadır. Bir grup hem milliyetçilik hem de ümmetçilik yapamayacağına göre bu işte bir terslik vardır.

            “Milliyet” ve “ümmet” kelimeleri ne demektir? Milliyet, ulus ve millet anlamına gelmekte, kökü ise “soy” ifadesini anlatmaktadır. Tarihe baktığımızda insan kavimleri milliyetlerine, yani soylarına göre gruplanırdı. Ülkeler de bu yüzden soy, yani milliyet adlarına göre kuruluyor. Örneğin Fransızlar’ın ülkesi Fransa, İngilizler’in ülkesi İngiltere, Almanlar’ın ülkesi Almanya, Arapların ülkesi Arabistan gibi. Bugün millet, ulus gibi kavramlar da hep bu bahsini ettiğim toplumu ifade etmektedir.

            Buna karşılık ümmet, aynı dine inanan insanlar tarafından oluşturulmuş gruplara verilen isimdir. O hâlde milliyetçi, mensubu bulunduğu milletin refahını isteyen, milletinin büyüyüp gelişmesi için uğraş veren ve hayatını milletine vakfeden kimseyken ümmetçi, milliyetçinin milleti için istediklerini, inandığı dinden olan diğer insanlar için düşünen kimseye denir. Şu hâlde MHP’nin milliyetçi mi yoksa ümmetçi mi olduğunu anlamak, yani MHP’nin Türk Milleti için mi yoksa islam ümmeti için mi çalıştığını tetkik etmek zor olmasa gerekir.

            Bu tetkiki yapmak için aslında çok geriye gitmeye gerek yoktur. Bugünlerin kamuoyunu en fazla meşgul eden konusu olan türban yasasında, AKP’ye verdiği destekle kendini açıkça belli etti. AKP’nin niyeti başından beri belliydi ve biz de bunu söyleyip durduk ama dinletemedik. Söylediğimiz bir şey daha vardı; MHP’nin milliyetçiliği sadece etiketten ibaret, aslında AKP’yi kıskandıracak derecede ümmetçi diyorduk ama o da dinlenmedi. Şimdi her şey ayan beyan ortada. MHP, türban konusunda, DTP’den başka AKP’yi destekleyen tek siyasi parti. Hadi ümmetçi ve kürtçülerin dayanışması Kurtuluş Savaşı yıllarına dayanıyor ama MHP’nin bu işbirliğinde işi ne? Bunu anlamak lazım. Saadet Partisi bile türban konusuna taraf olup yorum yapmazken MHP tüm çabasıyla bu işe girişiyor. Herhalde bu olayı gördükten sonra MHP’nin milliyetçi mi yoksa ümmetçi mi olduğunu anlamak için uzun araştırmalara da gerek yok.

             Fakat biz yine de MHP’nin milliyetçi mi yoksa ümmetçi mi olduğunu tam olarak anlayabilmek için geçmişte yapılanları da burada hatırlamak ve hatırlatmak istiyoruz. İlk önce şu soruyu soralım: MHP milliyetçi midir? Gelin önce bu soruya, MHP’nin kendi tarihinde cevap arayalım?

            Milliyetçilik, milletini her şeyin üzerinde tutmak ve her değerin üzerine koymaktır. Bir kişi veya kurum milliyetçi olabilmek için milletini canından çok sevmeli, milletinin önünde ve üstünde hiçbir şeyi görmemeli, milli his ve duyguları en üst düzeyde bulunmalı, milletinden olmayan hiç kimseye ve hiçbir kültüre hayranlık beslememeli ve milletine düşmanlık besleyen unsurları derhal fark ederek bu unsurlarla mücadele etmelidir. Peki MHP bu saydığımız hususlara ne kadar riayet etmiştir ve etmektedir? İşte MHP’nin milliyetçi olup olmadığını anlamak için buna bakmak gerekiyor. 

            Türkiye Cumhuriyeti’nde parti kongresi kürtçe diye anılan uydurma dille açılan sadece iki siyasi parti bulunmaktadır. Bunlarda birisi hepimizin malumu şu sürekli ad değiştiren, şimdiki adı DTP olan partidir, bir diğeri de MHP’dir. Komünist partilerde bile böyle bir rezalete rastlanılmış değildir fakat MHP’nin üç yıl önceki Diyarbakır İl Kongresi, MHP Diyarbakır İl Başkanı Servet ARZAKÇI tarafından kürtçe denen sonradan icat edilme dille yapılmıştır. Çeşitli etnik grupların kendi aralarında çıkardıkları tuhaf konuşmayı bir dil olarak alıp, kongresinin açılışını bu konuşma tarzıyla yapan bir parti nasıl olur da milliyetçilik iddiasında bulunabilir? Hele ki adına kürtçe denen konuşma tarzını bugün kimlerin kullandığı ve bu tarzla konuşanlara yapılan muamele aşikâdır. Hâl böyleyken MHP’nin bu şekilde konuşup kongresini bu şekilde açması, herhalde onun milliyetçi olmadığını, aksine elinden gelse milliyetçi anlayışa, yani tek bayrak, tek millet ve tek dil anlayışına muhalefet edeceğinin göstergesidir. Hem MHP, sadece türban konusunda değil, kürtçe konuşma hususunda da DTP ile mutabakata varmış bir partidir.

            Bilindiği gibi MHP, her yıl Erciyes’te “Erciyes Kurultayı” adını verdiği büyük bir toplantı düzenler. Çadırlar kurup konserler verirler. Ülkücülerin arasındaki bağı sağlamlaştırmak için yapıldığı hâlde MHP ve Ülkü Ocakları’nın farklı teşkilatları arasında sürtüşmelerin sıkça yaşandığı bu toplantıların geçen yıl yapılanında yaşananlar tam anlamıyla bir facia idi. Sahneye çıkan rutin ülkücü şarkıcılarla birlikte, ülkücülerin alkış ve tezahüratlarıyla birlikte, kürtlüğü ve kürtçülüğü ile ün salmış olan Zara da Erciyes sahnesindeki yerini aldı. Çekmiş olduğu dizilerde, arka fonda kürtçe adlı sayıklamayla şarkılar söyleyen Zara, bu sefer de ülkücülerin isteğini kıramayarak Erciyes’i şereflendirmişti(!). Zara, Bozkurt işareti yapmayarak ülkücülerin kalbini kırsa da yine de büyük beğeni toplamıştı.

             Bunlar bir yana; az önce bahsini ettiğimiz MHP İl kongresini kürtçe konuşarak açan MHP Diyarbakır İl Başkanı Servet ARZAKÇI, Erciyes Toplantılarında da kameralara verdiği pozlarla göz dolduruyordu. Boğazına bir kürt peştemalı bağlayan Arzakçı, çevresine topladığı peştemallı ve Türkçe bilmeyen adamlarla her zaman yaptığı gibi kürtçe dedikleri tarzla konuşuyordu. Herhalde bunu yapmaktaki amacı kürtleri MHP’ye çekmekti. Peki o zaman! MHP kürtlerle haşır neşir olmaya devam etsin. Türkleri de unutsun. Çünkü bölücülerin isteklerini yerine getirenlerle biz bilinçli Türklerin işi olamaz.

 

            Hatırlarsanız MHP’nin AKP’ye destek verdiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce cumhuriyet mitingleri düzenlenmişti. Bu mitinglerde aydın, çağdaş, uygar ve laik Türkler bir araya gelip şeriata ve kürtçülüğe  büyük bir milli tepki gösterdiler. Yer gök “Kahrolsun kürt – islam faşizmi” sloganlarıyla inledi. Fakat bu mitinglerde MHP’yi göremedik. MHP’nin o sıralarda söylediği tekerleme aynıydı: “bizi çatışma ortamına çekemeyecekler.” Peki aynı MHP geçenlerde emekli komutanlarımıza, subaylarımıza saldırmadı mı? Son derece üsturuplu bir şekilde MHP’yi eleştiren ve Genel Merkezi önüne çelenk koyan asker kökenli derneklerin üyelerine, yani emekli subaylarımıza, komutanlarımıza hücum eden o çatışma ortamına girmemek için elinden geleni yapan MHP’li ülkücüler değil miydi? Şeriatçı ve kürtçü gerici zihniyeti etkisiz hâle getirmeye gelince provokasyonlara kapılmıyorlar, ama bu ülke için canını ortaya koyup kelle koltukta yaşamış emekli askerlerimiz şeriatı ve kürtçülüğü eleştirince aynı ülkücüler, üzerinde Türk Bayrağı bulunan çelengi parçalayacak ve emekli askerlerimize saldıracak kadar kuduruyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

            Bu örneklerden görüldüğü gibi MHP’nin milliyetçilikle alakası yoktur. Yaptıkları milliyetçilik “18 yaşını doldurmuş ve seçmen kaydını yaptırmış herkes bizim ilgimiz dahilindedir” milliyetçiliğidir. Ama bu milliyetçiliği diğer partiler de yapıyor. Bize Türk Milliyetçiliği yapan parti lazım.

            Şimdi bir de MHP’nin ümmetçi olup olmadığını anlamaya çalışalım. Tabi bunun için de yine MHP’nin yaptığı icraatlara bakalım. Ümmetçiliğin, millet kavramını reddederek, dini birliği esas aldığını az önce de belirtmiştik. Ülkücülerin her protesto gösterilende attıkları demirbaş sloganları olan “Ya Allah, Bismillah, Allahü Ekber” bile MHP’nin ümmetçiliğini göstermektedir. Eğer MHP milliyetçi bir parti olmuş olsaydı, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” şeklinde sloganlar atması gerekirdi.

            MHP’nin ümmetçi olduğunu göstermek için fazla uğraşmadan son yaşanan olaylara dikkat çetmek istiyorum. 22 Temmuz seçimlerinde MHP, AKP’ye muhalefet etmesi umuduyla Meclis’e gönderildi. Bu yüzden CHP tabanından, ulusalcı kesimden bile oy aldı. İnanılan, CHP ile MHP’nin birleşerek AKP’ye karşı bir cephe oluşturacaklarıydı ama olmadı. MHP, Meclis’e girer girmez DTP’li milletvekilleri ile öpüşüp koklaştıktan sonra AKP’nin güdümündeki yerini aldı.

 

            MHP’nin ilk icraatı, Abdullah GÜL’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamaktı. Başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere cumhuriyete bağlı olan kurum ve gruplar, Cumhurbaşkanlığı konusunda AKP’ye geçit vermemek için var gücüyle uğraşmış ve başarılı da olmuşlardı. AKP, Cumhurbaşkanını seçemeden erken seçime gidilmişti. Fakat yapılan seçimde MHP’de 70 milletvekili ile Meclis’e girince, AKP’ye destek verdi. Bu sayede AKP Cumhurbaşkanını seçmiş oldu. Sadece bu olay bile MHP’nin ümmetçilikte AKP’ye eş olduğunu göstermeye yetmektedir.

            Ardından türban konusu ortaya çıktı. AKP türban için bastırmaya başlayınca MHP kendiliğinden AKP’yi destekleme işini yapmaya başladı ve üniversitelerde türbanın serbest olması yasası Meclis’e sunuldu. Eğer MHP bu işe destek vermeseydi, AKP tek başına salt çoğunluğunu yakalayamıyordu. Ama MHP’siz irticai hareket olur mu? Hemen destekledi ve yasayı jet hızıyla Meclis’ten geçirdiler.

            Türban, biliyorsunuz bugün artık bir siyasi propaganda aracı olmuştur. Buna destek verenler de türbanın temsil ettiği siyasal görüşü, yani şeriatı destekliyorlar anlamına gelir. Şeriatı destekleyen bir kimsenin de cumhuriyeti sevip kabullenmesi mümkün değildir. Onun içinde egemenliğin milletin elinde olduğu bağımsız cumhuriyet değil, insanların baştaki padişahın ya da halifenin kulu kölesi olduğu şeriatın özlemi vardır. MHP’de türbana destek vererek neyin özlemi içinde olduğunu açıkça göstermiştir.

            Hem şöyle bir düşünün; hiç MHP’nin düzenlediği bir mitingde “Kahrolsun şeriat, yaşasın cumhuriyet” şeklinde söylenen slogan duydunuz mu? Ben duymadım! Bir düşünün acaba neden?

            İnsanların eğitim ve kültür seviyesi düştükçe kandırılması ve inandırılması daha kolay olur. Böyle insanlar, içinde bulundukları toplum için her zaman tehlikeli kimselerdir. Nitekim atalarımız “cahil dostun olacağına alim düşmanın olsun” demişlerdir. Cahil ve bilgisiz insanların nimetlerinden çok külfetleri olur. Bugün din adı kullanılarak istenilen yöne çekilip götürülen ve sorup sorgulamadan önlerine sunulan her şeyi kabul eden kimseler de işte böylece tehlikelidir.

            Bu yüzden artık düşünmeyen, sorgulamayan ve tahlil yapamayanlar değil, düşünen, anlayan, bilen, ileriyi gören, çağdaş ve uygar beyinlere ihtiyacımız vardır. Kimin ne olduğunu, neyi desteklediğini görmek artık çocukların yapacağı işlerdendir. Hep birlikte, milletçe aydınlığa yürümekten başka yol olmadığı açıkça görülmüştür.

            Şeriat özlemcilerinin saltanatı geçicidir. Ebedi olan cumhuriyetin zaferidir. 

Buğra Şad

21 Şubat 2008

 

Biz Kimiz?

Anasayfa

Düşünce Alanı

VE MHP YİNE YAPTI YAPACAĞINI
VE MHP YİNE YAPTI YAPACAĞINI