O yıl giriştiği padişahlık
savaşında yenilerek Mısır'a kaçmış bulunan
Şehzade Cemle hac sırasında münazarada bulunup
dost olan bu Türk bilgininin "Câm-ı Cemı-Âyîn"i
Otluk Beli savaşından yıllarca sonra yazmış
olması, akla gelecek her hangi bir siyasî
maksadın asla vârid olamayacağını gösterir,
BayatlıHasan'ın beraberinde "mevcut bulunan Oğuznâme'den" Osmanlı sülâlesi ataları olan Kayı
boyu beğleri şeceresinin, Cem Sultan gibi koca
Fatih'in veliahdliğe lâyık gördüğü çok kudretli
ve pek münevver bir şehzade tarafından "ber vech-i
ihtisar tesvîd ü ibrazın. murâd edin" meleri
üzerine yazılması ve millî gelenek ve hanedan
hâtıralarına uygun görülerek takdirle
karşılanması da bu eserin değerini
göstermektedir.
Bu eserde herhalde, Osman Gaziden
önceki çağlara ait Kayı beğleri şeceresiyle
bunlar hakkındaki bilgiler "Oğuznâme" adlı büyük
ve. ananevî Türk tarihinden alınmıştır. Eldeki
eserlere göre ilk Osmanlı tarihçisi sayılan Şükrullah
da (doğumu 1388 yallarında), ilk olarak Osmanlı
silsilesini bir Oğuznâme'den Öğrenen
müelliflerimizdendir (1)
Fatih çağında Istanbul'da Uygur yazısı resmî evrakta
kullanılıyordu. On beşinci asırda bütün Önasya
Türkleri arasında "Moğol yazısı" denilen Uygur
yazısı kullanıldığına göre bu Uygur yazılı
Oğuznâmeler'den birinin kısaltılarak hac sırasında
(1482 başlarında) Bayatlı Hasan tarafından "Câm-ı
Cem-Âyîn"in vücude getirildiği meydana çıkıyor.
Müellif bu eseri bir haftada meydana getirdiğini
söylüyor.
Kırzıoğlu M. Fahrettin
(1) Bak. Atsız, Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı
Sultanları Tarihi, Istanbul, 1939. s. 27.