Bu ulusal (!) basın ve bu ulusal(!) basının mensupları,
Türkiye'yi SSCB'nin sömürgesi yapmak için çırpınmış, bunun için
Türk çocuklarının kanını dökmekten çekinmemiş komünist sokak
teröristlerinin, güler yüzlü bir eda takınıp, cahil insanımıza
sevimli görünmeye çalışarak, insanımızı etkisizleştirmeye,
tepkisizleştirmeye ve milli refkleslerini köreltmeye çalışan
elleri kalem tutan sürümleridir.
12 Eylül İhtilali'nden sonra bunların çoğu Türkiye'yi
terk etmişlerdir. Fakat Özal döneminden sonra bunlar, birer birer
ülkeye dönerek basın gücünü komple ellerine geçirmişlerdir.
Bugün Atatürk yaşamış olsaydı, bunların topu ya sallandırılırdı
ya da vatandaşlıktan çıkarılırdı.
Bunların demokrasi anlayışı, Türklüğe zarar veren her konuyu
kapsamaktadır. Terörden tutun, Türkiye'ye ve Türklüğe zararlı
kim ve hangi düşünce varsa, bu mütareke basınının "demokrasi"
sınırları içerisinde yer alır. Bu, dünün kızıl, bugünün ise
liboş ve satılmış basını, milli ve manevi değerleri birer
saçmalık olarak değerlendirdikleri için, bilhassa özel
televizyonlar döneminin başlamasıyla birlikte; Türklüğe, Türk
aile yapısına, kültürüne, töresine kısaca Türk'e dair kutsal ve
önemli olan ne varsa, onları yıkıma uğratma amaçlı yayınlara
ağırlık vermeye başladılar. Çünkü bu basın ve bu basının
mensupları, Türklüğü yok etmeye, Türkleri Orta Asya'ya sürmeye
yeminli olan dış güçlerin kalemlerini ve haysiyetlerini satın
aldıkları, yerli işbirlikçileridir.
Bunlar fikir özgürlüğünü ancak kendi çıkarları doğrultusunda
savunurlar. Bir pekakalı terörist bunların yayın organlarında,
"insaniyet" maskesi ardında Türklük ve Türkiye düşmanlığı
yapabilir ve bu basın mensuplarının hiçbirisi bundan rahatsızlık
duymazlar. Ama Türklüğe, Türkiye'ye, Atatürk'e, laik
cumhuriyete, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kısaca Türk'ün
dokunulamaz tüm kutsal değerlerine düşmanlık eden kansızlara
düşman olan ve bu hoşgörülü, iyi niyetli, namuslu ulu milleti
uyandırmaktan başka bir gayesi olmayan biz Türkçülere sıra
geldiğinde, bu gibilerin düşünce özgürlüğünün sınırları birden
daralır.
Buradan, yıllarca bu milletin ve ülkenin mahvedilmesine çanak
tutan basına sesleniyorum. Fikirlerinize, altyapınıza güveniyor
ve korkmuyorsanız, yayın organlarınızda biz Türkçülere de yer
verin. Yer verin ki; millet gerçekleri, sahte güler yüzlü
yılanları ve gerçekte üstün, özel, namuslu ve iyi niyetli olan
insanları görsün.
Her zaman sözde karşı çıktığınız "sansür" kavramının biz
Türkçülere uygulanmasını istemeniz, sizlerin iki yüzlülüğünü ve
birer nalıncı keseri olduğunuzu gözler önüne sermeye
yetmektedir.
Hadi bugün, yayın organlarınızda, Türklüğün ve Türkiye'nin
aleyhine olan konulara yer vermeyi bırakmaya var mısınız? Var
olmadığınızı biz çok iyi biliyoruz. O yüzden bizler olmasa da,
yeni kuşaklar, artan bir ivmeyle ırkçı olarak yetişmeye devam
edeceklerdir. O sığ beyinlerinizi biraz zorlayın, Kuvayi
Milliye hareketi İnternet'te değil, dağlarda vücut bulmuştur.
Sizin için hayırlı olanı bizlerin İnternet'te kalmasıdır. Yoksa
sizin gibi sahte güler yüzlü hain satılmışların vay haline...
Sözün özü; Ya siz ulusallaşacaksınız ya da sizi bir gün, birileri
ulusallaştıracaktır..
ULU TANRI TÜRK'Ü KORUR..
ATSIZCILAR