Türk
milletinin, halife-padişah kulluğundan ve ümmet fertliğinden
kurtulup, egemenlik hakkını kazandığı tarih olan 23 Nisan
1920'nin üzerinden 88 yıl geçti. İlkel Arap töresini, din adı
altında Türk milletine zorla dayatmaya çalışan, kula kulluk
edip, Türk milletini, doğmaların egemen olduğu ortaçağ
karanlıklarına tekrar geri götürme amacını taşıyan bedevi ruhlu
gerici insanlar, egemenlik yetkisinin, bu tarihte, kayıtsız
şartsız millete verilmiş olmasını, o gün bugündür bir türlü
içlerine sindirememişlerdir. Meczupların, Türklük ve laik
cumhuriyet düşmanı olan ilkel milliyetsizlerin arabalarına bile,
"Hakimiyet Allah'ındır" diye yazmaları, bu düşüncelerinin ve
milli egemenliğe karşı duydukları tepkinin bir dışa vurumudur.
Türklerin son başbuğu olan Ulu Atatürk, 23
Nisan 1920'de, egemenliği soylu Türk milletine armağan
ederek; Türk milletini özünden ve asaletinden uzaklaştırmış
olan; töresini, dilini, kültürünü, ahlakını, kısaca Türk'ü Türk
yapan tüm değerleri erozyona uğratan din kamuflajlı Arap
etkisini yok eden uygulamalarından birini yaşama geçirmiştir.
Milli egemenliğin ulusa teslim edilmesiyle birlikte;
işbirlikçilere ve gerici, ilkel, Arapçı güruha en etkili ve
anlamlı darbelerden biri indirilmiştir.
Başbuğ Atatürk, 23 Nisan 1920 yılında açılan
meclisin "Büyük Millet Meclisi" olan adını, tüm meclis
konuşmalarında "Türkiye Büyük Millet Meclisi" diye ifade
etmiştir. Bu ifadenin zamanla diğer mebuslar tarafından da
benimsenmesiyle birlikte, meclisin, "Büyük Millet Meclisi" olan
adı, 1921, 8 Şubat'ında çıkartılan bir kararnameyle, "Türkiye
Büyük Millet Meclisi" olmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı ve
egemenliğin Türk milletinin eline geçtiği gün olan 23 Nisan 1920
tarihi ile birlikte yeni Türk devletinin temelleri atılmış
oluyordu. TBMM açıldıktan sonra, ilk iş olarak, yurdu düşmandan
temizlemek için çalışmalarına başladı. Meclisin o zamanki en
yaşlı mebusu olan Sinop mebusu Şerif Beğ, yaptığı meclisi açış
konuşmasında: "İstanbul'un geçici
kaydiyle, yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün
temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin
bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma
baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul
etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin
olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk
yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve
kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak,
Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir." diyerek,
ülkenin içinde bulunduğu durumu
özetlemiştir.
Şerif Beğ'in de o zaman belirtmiş olduğu
gibi, "Tam bağımsızlık ile
yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve
başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son
derece ve kesinlikle reddetmiş"tir.
Meclisin açılışıyla birlikte, milletini
çok iyi tanıyan Başbuğ Atatürk ile O'nun izinden giden mebuslar,
kurtuluş ateşinin ilk kıvılcımını çakmış oluyorlardı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yaptığı
somut çalışmalar, Ermenilerle, 3 Aralık 1920'de yapmış olduğu "Gümrü
Antlaşması" ile birlikte meyvelerini vermeye başlamıştır.
Meclisin başarılı çalışmaları sonucu, 1921 yılında İnönü ve
Sakarya Savaşlarının, 1922'de de, Başkomutanlık Meydan
Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasından ve İzmir'in Yunanlılardan
temizlenmesinden sonra, Lozan Konferansı'na giden yol açılmış,
Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte de, Türk
devleti her alanda tam bağımsızlığını kazanmıştır. Lozan Barış
Antlaşması'nın imzalandığı günden yaklaşık iki ay sonra da
"Türkiye Cumhuriyeti" kurulmuştur.
Ulu Başbuğ Atatürk, çocukları çok sevdiği,
çocukları geleceğin teminatı olarak gördüğü ve çocukların milli
bilinci o yaşlarda kazanmaya başlamasını istediği için Ulusal
Egemenliğin kazanıldığı gün olan 23 Nisan'ı, çocuklara armağan
etti. 23 Nisan'lar, o gün bugündür, Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı olarak kutlanmaktadır.
Atatürk, Türklük ve Laik Türkiye Cumhuriyeti
düşmanı olan gerici ve ilkel Arap aşığı kesimin, 2000'li
yıllarda, Türk milleti için manevi ve tarihsel bir değeri olan
kutsal Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni işgal etmiş olması, Türk
milletinin ağırına gitmekte ve gururunu incitmektedir. Türk
milletinin egemenliğinin ve bağımsızlığının en önemli
simgelerinden biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, söz
konusu soysuzlardan temizlenmesi ve bu kutsal yapıya;
devşirmelerin, ilkel ve gerici düşünce yapısına sahip olan vekil
müsveddelerinin bir daha girememesi bizlerin ve Arap ideolosiyle
mankurtlaşmamış olan ve hala özünü koruyan tüm Türk soyluların
dileğidir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,
geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza ve tüm Türk soylulara
kutlu olsun. Soysuzlara, hainlere ve aptallara inat, tüm Türk
soylular; evlerine, iş yerlerine, parklara, dağlara, ovalara vs.
yaşadıkları her yere Türk Bayrağını asmalıdır.
Ulu Tanrı Türk'ten ve O'nun ülkesinden;
Atatürk'ün putlaştırıldığından dert yanıp, bedevilerin icadı
olan din kamuflajlı öğretiyi ve o öğretinin mucidini
kutsallaştıran, tabulaştıran ve putlaştıran soysuzlardan,
aptallardan ve gerici hainlerden uzak tutsun!
ATSIZCILAR