Ulu Başbuğ Atatürk ve onun kutlu ülkülemi (ideolojisi) olan
Atatürkçülük, bugüne kadar budunumuza yanlış tanıtılıp, yanlış
öğretilmiştir. Komünist kafalar, yıllar boyu, Ata'yı solcuymuş gibi
göstererek, hem siyasal getiri elde edebilmek amacıyla istismar
ettiler hem de Türkiye'yi kurtaracak tek ülkülem olan Atatürkçülüğün
içini boşaltarak, genç kuşakların gerek Atalarını, gerekse bu
kutsal ülkülemi doğru olarak tanımalarının ve anlayabilmelerinin
önünde engel oluşturdular. Bu zihniyetin temsilcilerinin
Atatürkçülük anlayışları; Atatürk'ün ilkelerinden, salt "laiklik
ilkesi"ni benimsemekten ibarettir. Başbuğ Atatürk'ün diğer
ilkelerini de yarım yamalak uygulayarak, Atamız'ın adıyla siyasal
getiri elde etmeye çalışmaktadırlar. Bu eski komünist, şimdinin ise
"Sosyal Demokrat" liboş takımı, sağlam temeli olan bir ülkülemleri
ve Türkiye'yi esenliğe çıkaracak nitelikte bir siyasal programları
olmadığı için yıllardır Atatürk istismarcılığı yapıp, Atatürk'ün
milliyetçi yönünü, Türklüğe verdiği önemi görmezden gelmekle
kalmayıp; bugüne kadar, kendi ülkülemlerine uygun tarzdaki
-teslimiyetçi, edilgin- milliyetçilik anlayışlarının adını, "Atatürk
Milliyetçiliği" koyarak; hem Ulu Başbuğ Atatürk'e hem de onun kutlu ülkülemine ihanet edegelmişlerdir. Bu bozuk, sözde Atatürkçülük
anlayışlarını da doğruymuş gibi tanıtıp, uygulayarak; Türk
insanının, dış düşmanlara karşı olduğu gibi, "içimizdeki" düşmanlara
karşı da milli reflekslerini törpüleyip, köreltmişlerdir. Oysa
Başbuğ Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı, bu güruhun göstermeye
çalıştığı gibi ne teslimiyetçi, ne de dar kalıplar içerisine
hapsedilmiş sığ bir milliyetçilik anlayışı idi. Başbuğ Atatürk,
milletinin ve ülkesinin bekasını ilgilendiren konularda; çok
duyarlı, ciddi ve tavizsiz bir siyaset izlemiştir. Gerek dış
düşmanlara karşı verdiğimiz bağımsızlık savaşındaki, gerekse iç
düşmanlara karşı olan tavrı ve tutumu da; sert, tavizsiz ve sonuç
alıcıydı.
Bugün, "Türk" kelimesini ağızlarına almaktan rahatsızlık duyan,
Türk'ün ve onun ülkesi Türkiye'nin çıkarlarını savunmaktan aciz, soy
ve vicdan kusurlu insanların ipliklerini tam anlamıyla pazara
çıkarmak, gerçek Atatürkçü olan Türkçüler'in en önde gelen
görevlerindendir.
― "Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza Efendi ise, fikrimin babası
Ziya Gökalp'tir." diyen bir "Türkçü"nün ülküleminin "Sol" olduğunu
iddia etmek; attığını vuran keskin bir nişancının, âmâ/kör olduğunu
iddia etmek kadar mantıksızdır.
Her ne kadar güneş balçıkla sıvanamasa da, Türklük şuuru
açısından "mankurt"laştırılan
ve gerçek Atatürkçülük konusunda cahil bırakılan Türk insanının;
"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim
fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu
yeterlidir." diyen Atası'nı doğru olarak tanıyıp, anlayabilmesi
noktasında söz konusu güruhun yıllardır set oluşturduğu aşikardır.
― "Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum.
Böyle öleceğim. Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına
inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun
rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu
görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle
açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün
varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk
ne demek, o zaman görülecek."
diyen Türkler'in son bozkurdunun Türkçü-Turancı olmadığını iddia
eden bir kişi art niyetlidir; ilk düşünülmesi gereken; o kişide
soyca ya da vicdanen bir bozukluk olduğudur. Şayet art niyetli
değilse o zaman, o kişinin cehaletinden ya da akılsal bir zaafından
söz edilebilir.
Türkiye'de ilk olarak 1924 yılında başlayan antropolojik
çalışmaların mimarı olan Başbuğ Atatürk, "Türkiye Antropoloji
Tetkikat Merkezi"ni kurdurmuştur. Türk Irkı'nın fiziksel
özellikleri, ilk kez bu şekilde incelenmeye başlanmıştır. 1937
yılına gelindiğinde ise, Ulu Başbuğ'un isteği üzerine yurt genelinde
Türk Irkı'nı karakterize eden tüm fiziksel özellikleri incelenirken,
kafatası ölçümleri de yapılmıştır. Acaba hangi solcu bunları
düşünür, ister ya da uygular? Atatürk'ün milliyetçiliği,
gösterilmeye çalışıldığı gibi değil, işte böyle milliyetçiliktir!
Ulu insan Atatürk, Türklüğü ilgilendiren ne varsa onunla
ilgilenmiştir. "Mu Kıtası Teorisi" bunun en uç örneklerinden
biridir. Meksika'lara kadar bilim adamı gönderip, acaba Türkler'in
atalarıyla ilgili bir belge bulunabilir mi diye düşünüp; bu konuda,
her türlü ipucunu önemseyerek, araştırmalar yaptırmıştır. Acaba biz
ırkçı değiliz,Türkçü değiliz, Atatürk milliyetçisiyiz(!) diyenleri
bu gibi belgeler heyecanlandırıyor mu veya onları hiç ilgilendiriyor
mu?
Türkler'in tarihsel sembolü olan "Bozkurt"tan, bu söz konusu Atatürk
milliyetçileri(!) acaba neden bu kadar rahatsızlık duyuyorlar veya
"Bozkurt" kelimesi onlarda niçin alerji yapıyor? Bu kafalar, acaba
gerçekten çok mu cahil yoksa çok mu art niyetliler? Oysa, tüm
Türkçüler için olduğu gibi, Başbuğ Atatürk için de bozkurt ve
bozkurt sembolü çok önemliydi. Atatürk, Adliye Eski Vekili Mahmut
Esat'a "Bozkurt" soyadını verirken; 1935 yılında üretilmeye başlanan
sigaraya "Bozkurt" adını koyarken ve bu sigaranın kapağındaki
ongunun/amblemin "Bozkurt" resimli olmasını isterken; 1927'de
piyasaya çıkarılan 5 ve 10 liralık kâğıt paralar üzerine bozkurt
resmi koydururken; Türk bayrağını, Türk tarihinin, Osmanlı'dan
ibaret olmadığına vurgu yaparcasına, "Mavi fon üzerinde yeşil bir
kurt başı" şeklinde olan Göktürk Bayrağı olarak değiştirmeyi
düşünürken; "Türk İzci Ocağı" bünyesindeki çocuklara "Yavru Kurt"
adını verirken, "Bozkurt"a ve Türk tarihine olan özel ilgisini
göstermiştir. Bunlara ilaveten, Fuat Köprülü'nün Atatürk'e Türkiyat
Enstitüsünün ambleminin nasıl olması gerektiğini sorduğunda Atatürk:
"Karlı Tanrı Dağları'nın önünde elinde meşale tutan bir "Bozkurt"
olsun, Bu meşale, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilminin ifadesi
olsun. Ergenekon'dan çıkmamızda kılavuz olan Bozkurt, Türklüğün
Anadolu topraklarındaki yeni devletinin kuruluşunu ifade etsin."
şeklinde cevap vermiştir. Başbuğ Atatürk'ün kendi eşyalarının
arasında da bozkurt motifli olanları zaten her şeyi anlatmaya
yetmektedir.
Ulu Atamız'ın, Maarif Vekâleti’nin (Milli Eğitim Bakanlığı) girişine
koydurduğu ve Atamız'ın uçmağa varışından/ölümünden sonra İnönü'nün
kaldırtmış olduğu "Ergenekon'dan Çıkış Tablosu" da, Atatürk'ün
katıksız bir Türkçü olduğunu yadsınamaz bir şekilde gözler önüne
sermektedir.
Eski Türkler'de, "Başkomutan" anlamına gelen
"Başbuğ" kelimesi bu eski "kızıl kafalı", yeni Atatürk
milliyetçisi(!) olan güruhun en çok rahatsız oldukları
konulardan bir diğeridir. Atatürk gerçek anlamda bir
"Başbuğ"dur. Bu yüzden, tüm Türkçüler de Atalarına "Başbuğ"
derler. Bu da, sözde Atatürkçülere çok dokunur. Atatürk, "Başbuğ" değildir, sadece bir
"Önderdir"
diyenler; acaba Atatürk'ün kendisinin kurduğu "Türk İzci Ocağı"nın
kendisine yaptığı "Başbuğ"luk teklifinden, ulu Ata'nın bu teklifi
kabul ettiğinden ve bunu da bir telgrafla şu şekilde bildirdiğinden
haberleri var mıdır?
―
"Vatana yüksek seciyeli ve metin ruhlu gençler yetişmesini
temenni eylediğim İstanbul Türk İzci Ocağı’nın, Başbuğ’luk
teklifini büyük bir hissi iftiharla kabul ediyorum. Genç
arkadaşlarıma teşekkür ve selamımın tebliğini rica ederim."
O
tarihlerde yayınlanan "Cumhuriyet Gazetesi" de manşetini "Başbuğ"
olarak atmıştı. Bunun yanında 10Kasım 1938 tarihli "Ulus
"Gazetesi"nin manşeti de şu şekilde atılmıştı: "Atatürk
başkumandan; Başbuğlar yetiştirilmezler, onlar başbuğ
hasletleriyle doğarlar!"
Ulu Başbuğ Atatürk'ün Türkçülüğünü ispat eden aşağıdaki sözlerini
bilmeyen veya bilmezden gelenlere inat, biz Türkçüler, Türk
insanına, Atası'nın özdeyiş ve sözlerinin sadece "Ne Mutlu Türk'üm
diyene" ve "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" - sözlerinden ibaret
olmadığını öğreteceğiz. "Ne Mutlu Türk'üm diyene" sözünün sadece
Atatürk'ün 10'uncu yıl nutkunun son cümlesi olduğunu -başka yerlerde
geçtiği söylense de ası yoktur- ve o metinin içeriğini
göz ardı ederek, esas ifade edilmek istenenin beden ve ruh
itibarıyla "Türk" olmak olduğunu görmezden gelenler ve bunu böyle
göstermeye çalışanlar, bugün Atatürk milliyetçisi(!)
geçinmektedirler.
Atatürk, hem kuramsal hem de uygulama açısından tam anlamıyla dört
dörlük bir Türkçüydü. Atatürk milliyetçiliğinin içini boşaltmak
isteyen ve Atatürk'ün Türklük'le ilgili sözlerini "Ne Mutlu Türk'üm
diyene" sözünden ibaret görerek ve bu sözünde aslında neyi ifade
ettiğini saptırmaya çalışan sahte Atatürkçüler, Ulu Başbuğ'un bu
sözlerini bilmezler, bilseler de işlerine gelmeyeceği için bilmezden
gelirler.
Atatürk'ün görmezden gelinen ve Türk insanına öğretilmek istenmeyen
bazı özdeyişleri ve sözleri şunlardır:
― "Ben her şeyden
önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim.
Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben
görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde
kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının
tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya
sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne
aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o
zaman görülecek."
Başbuğ Atatürk'e göre Türk'ün tanımı:
Başbuğ Atatürk'ün manevi kızı olan Afet İnan Hanım, üniversitedeki
doktora tezinin konusunun, hocasının: "Milletini anlat, Türkler'i
anlat" demesiyle birlikte belli olmasının ardından, tezini
hazırlamaya başlamış, tezini hazırladıktan sonra da göstermek için
Atatürk'e götürmüştür, Atatürk de onlarca sayfalık tezi görünce,
Türk'ü bir kaç cümleyle kısa ve öz olarak şöyle anlatmıştır:
― "Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği
bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu.
Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik
tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın
yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden,
yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu;
sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu
oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım,
güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır,
dünyayı aydınlatan güneştir."
Damarlarında Türk kanı dolaşıp da, böyle bir anlatım karşısında
tüyleri diken diken olmayan birinin olması mümkün müdür? Atatürk
demekten rahatsızlık duyup, kasıtlı olarak Mustafa Kemal diyerek
Türklükleri ile Atatürk'e olan sevgi ve bağlılıklarının düzeyini
belli eden sahte Atatürkçülerden, Atatürk'ün bu veya buna benzer
anlatım ve özdeyişlerini neden hiç duyamayız? Bu sahte
Atatürkçülerin acaba mayalarında mı bir bozukluk var yoksa Türklüğün
bünyesine aykırı olan zararlı ithal ideolojileri benimsemelerinin
bir sonucu olarak, buduncu bilinç açısından vicdanlarında ve
ruhlarında bir tahribat mı oluşmuş?
― "Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları
geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları
içine katacağım ! Başbuğ Atatürk ( "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh"
sözünü saptıranlara ithaf olunur)
― "İstanbul'da çıkan bir gazeteyi Kaş gar’da ki Türk de
anlayacaktır." Başbuğ Atatürk
― "Türkiye Türklerindir." Başbuğ Atatürk
― "Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Başbuğ Atatürk
― "Dünya yüzünde, Türk’ten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha
temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir."
Başbuğ Atatürk
― "Bir gün, ressamlar Türk'ün simasını kaybederlerse, yıldırımı
alsınlar, yapıversinler." Başbuğ Atatürk
― "Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı
olacaklardır." Başbuğ Atatürk
― "Türk'lerin yasadıkları her yer misak-ı milli hudutları
içindedir." Başbuğ Atatürk
― "Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime
şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar
çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok
iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Başbuğ Atatürk
(Oysa Türkiye'yi, 1938'den bugüne kadar geçen 67 yıllık süreçte kan
ve vicdan itibarıyla tek bir Türk yönetmemiştir!)
― "Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri
ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet
de o kadar kuvvetli olur." Başbuğ Atatürk
― "Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek
olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Başbuğ Atatürk
― "Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan
güneştir." Başbuğ Atatürk
― "Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız bunları
sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız." Başbuğ Atatürk
― "Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün
de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır." Başbuğ Atatürk
― "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin
hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin
istikbaline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün
unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir." Başbuğ Atatürk
― "Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka
milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini
onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek
için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak
şarttır." Başbuğ Atatürk
― "Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit
etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o
sadece özleşecektir." Başbuğ Atatürk (Ab'ci, ABD’ci Batı özentisi
aydınlara(!) duyurulur!)
― "Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola
budur." Başbuğ Atatürk
― "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için
kendinde kuvvet bulacaktır." Başbuğ Atatürk
― "Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" Başbuğ Atatürk
― "Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde
ezilmelidir." Başbuğ Atatürk
― "Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk
milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe
konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna
bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." Başbuğ Atatürk
(Bölücü etniklerin, anadilde eğitim ve yayın istemlerine çanak tutan
sözde Atatürkçüler bu sözü iyi öğrensin!)
― "Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda
benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim.
Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi
milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide
sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu
ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı
ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük
işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim
arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup
olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en
büyüğü budur." Başbuğ Atatürk
― "Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere
de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana
bildirmek bizler için bir borçtur." Başbuğ Atatürk
― "Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği
ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin
yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Başbuğ
Atatürk
― "Yeni Türk yazısı, Türk'ün yaradılıştan gelen zeka ve kabiliyetini
geliştirebileceğinden yeni yazımızı tarlalarında çalışan
çiftçilerimize, sürüleri başında dağlarda dolasan çobanlarımıza
kadar en az bir zamanda yaymaya çalışmak hepimizin vicdan ve milli
haysiyet borcudur." Başbuğ Atatürk
― "Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Başbuğ Atatürk (Etnikçi
Atatürkçüler(!) bu sözü zaten bilmezler!)
― "Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim;
Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelade bir intikam
değil, hayatına, istikbaline, refahına düşman olanların zararlarını
dermeyi hedef tutan bir intikamdır." Başbuğ Atatürk
― "Bütün dünya bilmeli ki; karşımızda böyle bir düşman oldukça onu
affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet, aciz
ve zaaftır; bu insaniyet göstermek değil, insanlık hassasının yok
olduğunu ilan eylemektir." Başbuğ Atatürk
― "Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin
en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan
Türkiye Cumhuriyeti’dir." Başbuğ Atatürk
― "Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır,
Türk Milleti zekidir." Başbuğ Atatürk
― "Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne
kavuşmanın, en derin sevinci ve heyecanı içindeyim." Başbuğ Atatürk
― "Türk, Türk olduğu için asildir. çoğumuz, büyük babamızın babasını
hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz."
Başbuğ Atatürk
― "Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç
dayanağımdır" Başbuğ Atatürk
― " Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir
ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır." Başbuğ Atatürk
― "Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve
istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından
ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve
yaşamayacaktır." Başbuğ Atatürk
Onuncu Yıl Nutku'ndan
― "Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli
Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye
Cumhuriyetidir." Başbuğ Atatürk
― "Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun
bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Başbuğ
Atatürk
― "Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır,
Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve
beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk
milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve
kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir." Başbuğ Atatürk
― "Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük
medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek
medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. " Başbuğ Atatürk
― "Bana, insanlar üstünde bir doğuş yüklemeye kalkışmayınız.
Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir."
Başbuğ Atatürk (Bu sözü, Atatürk'ün mirasını yiyen CHP’lilerin hep
bir ağızdan söylemesini bekliyoruz!)
― "Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç
dayanağımdır." Başbuğ Atatürk
― "Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine
karşı...'Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!' diyelim."
Başbuğ Atatürk
― "Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu,
bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları
olduğunu göstermeliyiz." Başbuğ Atatürk
― "TÜRK çetin işler başarmak için yaratılmıştır!" Başbuğ Atatürk
― "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur!"
Başbuğ Atatürk
― "Bir Türk, cihana bedeldir!" Başbuğ Atatürk
BAŞBUĞ ATATÜRK'ÜN KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ:
Gafil, hangi üç asır, hangi on asır,
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarih söylememiş bunu,
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak.
Yaşanan tarihi gömüp doğru tarihe gidin.
Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa' nın Alpler' inde Oğuz torunları,
Doğudan çıkan biz, batıda yine biz;
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.
Hep insanlar kendini bilseler,
Bilinir o zaman ki hep biriz.
Türk sadece bir milletin adı değil
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar!
Ey yığın yığın insan gafletleri!
Yırtılsın gökteki gafletten perde,
Hakikat nerede?
Başbuğ Atatürk'ün Türkçü olduğunu
ispat eden, daha pek çok uygulaması, davranışı ve sözü vardır.
Türkiye'de, bugüne kadar ilk ve son kez olmak üzere, Türkçü
düşüncenin yaşama geçirildiği tek dönem Ulu Başbuğ Atatürk'ün
dönemidir. O yıllarda, bitti denilen bir milletin yeniden
şahlanarak, kıt imkânlarla yedi düveli alt edip; "Acun var
oldukça, ben bitmem!" dercesine haykırıp, her alanda tam
bağımsızlığını elde etmesi; yüzyıllar boyu ümmet anlayışıyla
yaşamış insanlara milli bir kimlik kazandırılması; kendi öz
dilini, alfabesini kullanmaya başlaması; Türk kadınının
İslamiyet öncesi sahip olduğu hakları tekrar geri alarak, çağdaş bir yaşam tarzına
kavuşması ve benzeri kazanımlar; gücünü, asil kanından, binlerce
yıllık şanlı ve büyük tarihinden alan ulu bir Türkçünün, Türkçü ülkülemi yaşama geçirip, uygulamasının bir sonucu olarak elde
edilmiştir.
Türk'üz Türkçüyüz Atatürkçüyüz!
ATSIZCILAR