Genelkurmay Başkanlığı'na,
Saygıdeğer Büyükanıt Paşamız ve Komutanlarımız,
22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan seçimlerin sonucu, bu ülkenin
gerçek sahipleri olan Türklük şuuruna sahip, Atatürkçü, laik ve
Cumhuriyetçi Türkleri hayal kırıklığına uğratmış, kuşkuya
düşürmüş ve derin yasa boğmuştur.
Akp adlı Abd güdümlü Türklük, Atatürk ve Laik Cumhuriyet düşmanı
olan siyasal partiyi tekrar iktidara getirenlerin analizini iyi
yapmamız gerekmektedir. Akp'yi destekleyenler, nüfusları
yaklaşık 10 milyona varan Fethullahçılar, kürtler, Osmanlı
özlemcisi kesimler, tarikatçılar, işbirlikçiler, dış güdümlü ve
Akp baskısı altında yayın yapan basın, sermaye ağaları, oylarını
kömüre, altına ve üç kuruşa satmış olan milli şuur yoksunu cahil
kesimlerdir. Bu kesimler, yurt ve millet sevgisini her değerin
üstünde tutan milli şuura sahip Türk çocuklarının indinde
mankurt ve haindirler.
Biz gerçek Türkleri, Akp'ye oy vermiş olan %47'lik kesim değil,
Akp karşıtı olan %53'lük kesim ilgilendirmektedir. Seçim sistemi
adaletli olmuş olsaydı, %53'llük kesim mecliste, Akp'den daha
fazla sandalye sayısıyla temsil ediliyor olacaktı. Seçim
sistemindeki bozukluğu görmezden gelemeyiz. Şimdiye dek böyle
geldiyse, böyle gitmesini kabul edemeyiz. Bizler, Türklük
düşmanı, bilinçsiz ve duyarsız olan ilkel ve hurafeci sürülerin
iradesine saygı duyarak Cumhuriyetimizin ve ülkemizin elden
gitmesine seyirci kalacak kadar enayi ve ruhsuz da değiliz.
Bizler, vatandaşlık bağıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı
olanları değil; kanıyla, ruhuyla ve vicdanıyla Türk gibi Türk
olanları tanıyor ve kabul ediyoruz. Çünkü, zaten iflas etmiş
olan ve uygulamada olmayıp sadece yasalarda kalmış olan sözde
vatandaşlık bağıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı olanı Türk
kabul etme geleneği, bu seçimlerde yurt ve millet düşmanlarının
yüksek bir oy oranıyla tekrar iktidara gelmesi noktasında en
önemli etken olmuştur.
Saygıdeğer Büyükanıt Paşamız ve Komutanlarımız,
Bizlerin yani Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni emanet ettiği
gençlerin sizlerden istirhamı, yukarıda özelliklerine
değindiğimiz kesimlerin iradesine rağmen, "darbe" yapılamaz
diyenlere inat, %53'lük kesimin duygularına tercüman olup, ülke
yönetimine en az 20 yıl boyunca el koymanızdır. Çünkü, mevcut
şer odaklarını bertaraf ettikten sonra, gelecek kuşakları milli
bilince kavuşturmak ve milli bir demokrasi anlayışını egemen
kılarak demokrasiyi tekrar tesis etmek, en akıllıca ve
mantıklıca olan uygulamadır. Aksi takdirde, ülkemizin
ayaklarımızın altından yavaş yavaş kaymasını izleyecek ve yeni
kuşaklara müstemleke olan bir ülke bırakmış olacağız.
Bir darbenin, ülkeyi onlarca yıl geri götüreceğini iddia edip,
sanki bu ülkeyi bizlerden daha çok seviyor ve düşünüyorlarmış
gibi takiyye yaparak hain emellerine ulaşma gayesi taşıyanlara
da verecek cevabımız var. Onlara da diyoruz ki, Türklüğün
unutturulmaya çalışıldığı, ülkenin ve ülkenin tüm önemli
kurumlarının dış güçlerin sermaye kanatlarına birer birer peşkeş
çekildiği, Türk'ün ülkesini devşirmelerin ve hainlerin yönettiği
bir sistem ve anlayışla ileri gitmektense geri gitmeyi ve tekrar
dirilip ilerlemeyi yeğleriz. Kaldı ki, ülkenin ne kalkındığı
var, ne de ileri gittiği. Zaten bu hükümetin kerametleri
hainliklerinden menkul olan çapsız, sıradan ve sığ
yöneticilerinin bu ülkeyi ileri götürdüğüne ve kalkındırdığına
inanmak için ya kara cahil olmak, ya ahmak olmak veyahut da
takiyyeci birer hain olmak gerekir.
Arabayla son sürat gideceğimiz yere doğru yol alıyoruz. Fakat
arabada bazı teknik sorunlar olduğunu fark ediyoruz. Bu durumda
ne yapmayı düşünürüz? Bu şekilde, aman zaman yitiririm diye
düşünüp, gideceğimiz yere bu şekilde varma ahmaklığına düşerek
kaza yapmayı mı yoksa fren yapıp arabayı durdurmayı ve teknik
arızayı giderdikten sonra yola tekrar koyularak ve son sürat yol
alarak zaman kaybı açığını kapatmaya çalışmayı ve hedefe varmayı
mı?
Saygıdeğer Büyükanıt Paşamız ve Komutanlarımız,
Ülkemizin durumu yukarıdaki bozuk araba örneğine benzemektedir.
Bu şekilde ülkenin ileri gittiğini sanıp yerinde sayarak yok
olmaktansa, birkaç yıl geri gidip tekrar toparlanarak ve
dirilerek açığı kapatarak daha da ileri gitmeyi daha mantıklı
buluyoruz. Bu durumu başka bir örnekle de açıklayabiliriz.
Diyelim ki, birinci futbol liginin vasat bir futbol takımı var.
Bu futbol takımı, yıllardır ya orta sıralara ya da küme
düşmemeye oynuyor. Fakat bu futbol takımının sıradan olmayan uz
görür bir yöneticisi çıkıp, böyle ne uzuyoruz ne de kısalıyoruz,
hedef büyütmemiz lazım diyerek ve bazı riskleri göze alarak
takımını kökten yeniden yapılandırıyor. Bu köklü yapılandırma
sonucu bazı handikaplar yaşanma hatta bir alt kümeye düşme
olasılığı da olsa takımının uzun vadede şampiyonluğa
oynayacağından hatta şampiyon olacağından emin. Yeniden
yapılanmayı sağladıktan sonra futbol mevsimi başlıyor. Takımı o
yıl kümede zor kalıyor. Birkaç yıl da, lig sıralamasında yine
orta sıralarda kendisine yer buluyor. Birkaç yıl daha bu şekilde
geçiyor ve 10 yıl sonraki futbol mevsiminde birinci lig
şampiyonluğunu kazanıyor. Bu örnekte, birinci ligde vasat bir
takım olmaya devam etmek mi yoksa bazı riskleri göze alıp uzun
vadede de olsa, ligin gözde takımları arasına girip şampiyon
olmak mı? sorularına verilecek cevaplar önem arz etmektedir.
Sözün özü, biz Atatürk gençleri, hıyanet içinde olan takiyyeci
şeriat özlemcilerinin, tramvay demokratlarının bertaraf edilmesi
ve sürekli ve çağdaş bir Türkiye için kısa vadeli sıkıntıları
çekmeyi göze alıyor ve ordumuzdan bu yönde adımlar atmasını
bekliyoruz.
Saygıdeğer Büyükanıt Paşamıza ve Komutanlarımıza yüce Türk
milleti adına saygılarımızı sunuyor, onlardan bir kez daha tüm
gerçek Türklerin duygularına tercüman olmalarını diliyor ve ülke
yönetimine zaman yitirmeden el koymalarını istirham ediyoruz.
ORDU MİLLET ELELE; ÇAĞDAŞ, LAİK, KALKINMIŞ BİR TÜRKİYE!
Atatürk Gençleri
www.atsizcilar.com
ATSIZCILAR
26 Temmuz 2007