Koca
Bozkurt, ulu Türk, yol göstericimiz ve fikir babamız Atsız
Ata'nın yeniden yaktığı Türkçülük ateşi, 3 Mayıs 1944'te büyük
bir milli yangına dönüşmüştü. Bir program yapmadan,
birbirlerinden habersiz, tek tek, birer kartopu misali Ankara'ya
Atsız Ata'larına destek olmaya giden Türkçü gençlerin birleşmesi
sonucu oluşan çığ, Türklük düşmanı İnönü'nün ödünü patlatan
büyük bir kitlesel harekete dönüşmüştü. Bu büyük hareket, Türk
milleti'ni komünizme karşı uyandıran ve gözünün açılmasına neden
olan milli bir harekettir. 3 Mayıs 1944 olayları sonucu fikir
babamız Atsız Ata ve diğer Türkçüler, büyük eziyet ve
ıstıraplara maruz kalmışlar fakat onurlu bir duruş sergileyerek
"Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün
ardından, ne çıkar, bir iki piç!" diyerek katlanmışlar ve
tabutluklardan kurtuldukları günden itibaren de mücadelelerine
kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Bugün, bizler yani Atsız'ın
çerileri, komutanlarının izinden sapmadan, söylediklerini
harfiyen uygulayarak, O'nun emir ve tavsiyeleri doğrultusunda
mücadelemize yılmadan, pes etmeden devam etmekteyiz. Atsız Atamız'dan devraldığımız Türklük bayrağını bizden sonraki
kuşaklara teslim edinceye kadar layıkıyla taşıyıp,
dalgalandırmazsak, Gök girsin, kızıl çıksın!
Başımızda, ruhunu Arap'a ve Batı'ya satmış olan devşirmeler de
olsa, sonunda zindanlara ya da mezara girmek de olsa, "Türk
Ülküsü"nü gerçekleştirme yolunda hiçbir engel, hiçbir baskı,
hiçbir aleyhte uygulama, velhasılıkelam hiçbir şey bizi yolumuz
ve ülkümüzden geri döndüremeyecektir. Bu kutlu savaşta
birilerimiz yere düşse bile ardımızdan gelen yeni Bozkurtlar
düşenlerin yerlerini alacaktır.
Bugün, resmi olarak, "Türkçü" kelimesinin kullanılması bile
kanunen suçtur. Türk'ün yurdunda, Türk'ün ülküsünün bir ifadesi
olan Türkçülüğün kullanılmasına engel olanlar; bir gün bunun
faturasını ödeyeceklerini, bir gün başlarına Tanrı'nın gazabı
inmezse daha da müthişi olan Türk'ün yıldırımının ineceğini
bilsinler!
Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış misali Türk soyundan
gelmeyip de, Türk Budunu'nun engin hoşgörüsü sayesinde bu
ülkenin yönetiminde söz sahibi olan zatlar, bu cennet vatanda
kendilerine kucak açan ve yaşama şansı veren; bu iyi kalpli,
hoşgörülü, soylu millete reva gördükleri muamelelerin
karşılığını aldıklarında sızlanıp, dövünmeye hiç hakları
olmayacaktır. Türkiye Türklerindir. Bu ülkeye Laz'ı, Çerkez'i,
Kürt'ü, Boşnak'ı v.s etnik kimlikleri ortak etmeye çalışmak
kimsenin haddi değildir. Türkler'i, Türkler'in yurdu olan
Türkiye'yi ve bu yurda TÜRK-İ-YE adını veren ulu Türk'ü yani
ATA-TÜRK'ü sevip, ihanet etmeyen herkes yaşayabilir. Ancak
binanın tapusunun kime ait olduğunu unutup, binayı üzerine
geçirmek ya da kendisini binaya ortak etmek isteyenlere; Türk
Budunu'nun dünyanın en hoşgörülü, en iyi niyetli ve en sabırlı
budunu olduğunu, sabrı taşar ve kükrerse de önünde dağların,
taşların duramayacağını bir kez daha hatırlatmak isteriz.
Bizler, Başbuğumuz Atatürk ve fikir babamız Atsız’ın izinden
giderek, hadlerini bilmeyenlerin hadlerini bildirip, Türkiye’yi
hak ettiği konuma getireceğiz. Bir gün o gün de gelecek!
Sonuç, bu bayrağın Turan adlı ulu Türk ülkesinde dalgalanması
olacaktır. Bu kesindir. Er ya da geç bu gerçekleşecektir.
Tanrı'nın verdiği "Kut"la bu soylu budun bunu başaracak ve
Türk'ü yeniden Acunun Beği yapacaktır. Türkçülüğün yeniden
uyanıp, dirildiği kutlu gün olan 3 Mayıs 1944'ün 62'nci
yıldönümü, Türk Budunu'na ve tüm Türkçülere kutlu olsun!
Atsız Atam, sen rahat uyu; emanetinin yılmaz bekçileri olan
ATSIZCI BOZKURTLARIN senden devraldıkları Türkçülük bayrağını
son nefeslerine kadar dalgalandıracak ve senin kutlu tinini şad
edeceklerdir.
Kutlu tinin şad, mekânın uçmak olsun!
ATSIZCILAR