10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü ve Atatürk
Haftası

Büyük komutan, büyük devlet adamı, büyük Türkçü; yurdumuzu düşman
işgalinden kurtaran, bir budunu yok olmaktan kurtarıp, yeniden
vareden; yurdumuza bağımsızlığını kazandırarak, ona; "TÜRK"İYE adını
veren, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Türk Budunu'nun Ata'sı
Başbuğ Bozkurt Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, uçmağa varışının
68'inci yıldönümünde saygıyla, minnetle ve özlemle anıyor, O'nu
bugün daha iyi anlıyor ve arıyoruz.
1938 yılından bu yana 10 Kasım'lar, Türk Budunu için budunsal bir
yas günüdür. Çünkü bugün, Türklüğün güneşi batmıştır. Çünkü bugün,
devşirmeler ve Türklük düşmanları için yaşam yeniden başlamıştır.
Çünkü bugün, karabulutlar Türkler ve Türkler'in yurdu üzerinde
yeniden dolaşmaya başlamıştır.
10 Kasım'lar, Türk insanı için her zaman hüzünlü günler olmuştur.
Bendenizin de, 10 Kasım'larda, içini her zaman derin bir hüzün
kaplamıştır; tıpkı tüm yüzde yüz Türkler'in olduğu gibi. İlkokul 2.
sınıfa giderken, 10 Kasım Atatürk'ü anma gününde okuduğum aşağıdaki
şiir, oldum olası tüylerimi diken diken etmiştir.
MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri,
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde,
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Atatürk'ün uçmağa vardığı gün Cumhuriyet Hükümeti, budunsal yasın
acısını her satırında ortaya koyan ve ulusun duygularını dile
getiren resmi bir bildiri yayımlamıştı.
Anadolu Ajansı'nca duyurulan bu bildiri, aynen şöyleydi:
''İSTANBUL, 10 (A.A) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin resmi
tebliğidir:
Müdavi ve müşavir tabiplerinin neşredilen son raporu Atatürk'ün
dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.
Bu acı hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti Ulu
Şefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize içimiz yanarak
bu tarife sığmayan ziyanından dolayı en derin taziyelerimizi
sunarız.
Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak onun büyük eserine
bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her
şeyden evvel beyan etmeliyiz ki, ölmez olan, onun büyük eseri
Cumhuriyet Türkiye'sidir.
Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda bugüne kadar olduğu
gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizamı ve vaziyeti
idame hususunu, büyük Türk Milleti'nin hükümeti ile tek vücud olarak
teyid ve temin edeceğine şüphe yoktur.
Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 33'üncü maddesi mucibince, Büyük Millet
Meclisi Reisi Abdulhalik Renda, Reisicumhur Vekaleti vazifesini
deruhte etmiş ve ifaya başlamıştır."
10 Kasım 1938'de Ulus Gazetesi, Başbuğ Atatürk'ün uçmağa varışıyla
ilgili manşetini şöyle atmıştı: "ATATÜRK BAŞKUMANDAN: BAŞBUĞLAR
YETİŞTİRİLMEZLER, ONLAR BAŞBUĞ HASLETLERİYLE DOĞARLAR!"
Evet! Tanrı'nın kut verdiği Türk soylular başbuğ hasletleriyle
doğarlar. Başbuğ Atatürk de, Türk'ün Tanrısının "kut"unu
esirgemediği çok özel bir Türk, çok büyük bir başbuğ idi.
O; zekasıyla, uzgörüsüyle, hitabet kabiliyetiyle, söylediği
sözlerle, yazdığı yazılarla, giyim kuşamıyla, kullandığı vücut
diliyle, savaşçı ruhuyla, asaletiyle, yakışıklılığıyla, bozkurt
misali bakışıyla; anıt bir kişilik ve üstün bir insan idi. O'nu
sadece Türkler takdir etmedi. O'nu, dost düşman tüm dünya takdir
etti. Tıpkı eski İngiltere Başbakanlarından David L'loyd George
gibi. Ebedi düşmanımız İngilizler'in Başbakanı Atamız hakkında
şunları söylemişti: "Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu
talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine
nasip oldu."
Ulu Başbuğum, "Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat
Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır." dedin ama sadece
bedensel olarak bizlerden ayrıldın. Sen kalbimizde yaşamaya devam
ediyorsun. Kutlu tinin bizlerle. Sen rahat uyu ve Tanrı Dağları'ndan
bizleri izle.
Türk'ün Atası! Atsızcı Bozkurtlar'ın buyruklarından kendilerine
görev çıkartarak, eserin olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bekçiliğini
son nefeslerine kadar yapacaklardır. Yaşamın, buyrukların, sözlerin,
uygulamaların, ilkelerin gibi, bıraktığın kutsal kitabın "NUTUK" da,
verdiğin görevi layıkıyla yerine getirebilmemiz için, her zaman
bizlerin rehberi olacaktır. Bu soylu budun, eserini sonsuza kadar
muhafaza ve müdafaa edip, yaşatacaktır.
BAŞBUĞ ATATÜRK ÖLMEDİ VE SONSUZA DEK YÜREĞİMİZDE YAŞAMAYA DEVAM
EDECEKTİR!
ATSIZCILAR