Taviz bir fedakârlıktır. Ancak
dosta karşı yapılır. Düşmana verilen taviz bir nevi yenik
düşmeden başka bir şey değildir.
Taviz hangi düşmanı isteğinden vazgeçirmiş,
hangi taviz veren kazançlı çıkmıştır?
Zaman kazanmak üzere geçici bir zaman için
verilen taviz, taviz değil, karşı saldırı için bir gerilme ve
gerilemeden ibarettir. Böyle bir düşünceyle yapılmayan,
karşıdakini durdurmak, daha ileri gitmesini önlemek için verilen
taviz yenilmektir. Bunun başka adı yoktur.
İkinci Cihan Savaşından Önce İtalya, Somali
ve Eritre’ye asker yığarken ve bu hazırlığın Habeşistan'ı istilâ
için olduğu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikle herkes
tarafından bilinirken Habeşliler, sınıra asker toplamamak gibi
bir tavizle İtalya'yı belki durduracaklarını ummanın cezasını
çok acı şekilde çektiler. O taviz yani o gaflet yerine İtalya
daha ilk yığmaklarını yaparken iptidaî ordularıyla Eritre ve
Somali'ye saldırsalardı sonuç büsbütün başka olur, hiç olmazsa
Habeşistan istilâsı yıllarca geriye kalırdı.
İkinci Cihan Savaşından önce ve savaş
sırasında Türkiye'nin Rusya'ya manevî alanda verdiği tavizler,
devlet başkanı ağzıyla Türkçülük ve Turancılığın kötülenmesi
Rusların Türkiye üzerindeki emellerinden hiçbirini durdurmadığı
Türkiye'ye saldırmak için ilk hazırlıklarını Alman ordularının
Rusya'ya girmesi üzerine geri bıraktıkları gibi, ikinci
hazırlıklarından da Japonya'da patlayan atom bombası üzerine
vazgeçtiler.
Bununla beraber doğu illerimizden bazılarıyla
Boğazlarda üs istemekten geri kalmadılar.
Tavizin hiçbir güçlüğü çözmediğinin son
örneği Kıbrıs meselesidir. Yunanistan gibi küçük ve aciz bir
devlet bile tavizlerle kanmamıştır.
Çünkü düşmana taviz verilmez. Düşmana verilen
taviz onun cüretini ve iştahını arttırır. Taviz, dostun gönlünü
kazanmak için. verilir. Düşmanın bir gönlü yoktur ki kazanılsın.
Taviz vermeyi kabul eden, hele bunda devam
eden, yenilmeyi kabul etmiş demektir.
Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı
için belki aferin der ama kimse onu şerefli ve haysiyetli
saymaz.
Şerefliler taviz vermezler. Şerefin tavizi
yoktur.
Ötüken, 16 Aralık 1965, Sayı: 24