EN SİNSİ TEHLİKE

 
 

 

 

3

Millî ülkü ve millî gururla yoğurulan ve geçmişteki hakları ariyan fa-şizm savaşmak mecburiyetindedir. Bu onun için suç sayılamaz. Çünkü yaşamak isteyen herhangi bir rejim de savaşmak zorundadır. Nete-kim Fransa, büyük ihtilâli yapıp demokrasi ve cumhuriyeti kurduktan sonra her zamankinden daha çok savaşmıştır. Demokrat İngiltere bile düpedüz ticaret harpleri yapmaktan çekinmemiştir. Komünist Rusya ise, içerde rejimini biraz sağlamlaştırdıktan sonra Polonya, Azerbay-can, Gürcistan, Ermenistan, Başkurdistan ve Türkistan'la savaşarak Polonya’dan başkasının istiklâllerine son vermiş, bu sefer de ilk önce, hariciye nazırları Molotof’un dediği gibi Polonya’daki ırkdaşlarım kur-tarmak üzere, Almanya tarafından zaten yere serilmiş olan Polonya-’ya arkadan hücum etmiş, sonra küçük Fin ırkdaşlarımızla çarpışarak büyük bir zafer kazanmış, Romanya’yı tehdit ederek Besarabyayı al-mış ve yine tehditle üç küçük Baltık devletini kendisine eklemiştir. Bunlar için kimse Rusya’yı ayıplayamaz. Çünkü hayat savaştır.

Faşizmin, hayatta esas halin savaş olduğunu iddia etmesi biyoloji ba-kımından doğrudur. Bunu açık olarak ilân etmesini ya toyluğuna veya mertliğine vermelidir. Faşizmin en büyük kusuru tenkide müsaade etmeyişidir.

Komünizm (ve onun mutedil şekli ve anası olan sosyalizm) ise ezilen insanların haklarını güya korumak için ortaya atılmış, fakat ortaya atı-lırken milliyet gibi, ferdî mülkiyet ve din gibi bazı esaslı unsurları inkâr etmek gafletine düşmüş ve bünyesine hiçbir inanca bağlı olmayan menfaatçileri de karıştırarak büsbütün bozulmuş hayalî bir meslektir. Bu mesleğin en büyük yanlışlarından birisi de kendi sistemini dünya ölçüsünde tatbike kalkmış olmasıdır. İzaha lüzum yoktur ki insan top-luluklarının hepsi aynı şartlar, prensipler ve kanunlarla idare edile-mez.

Milliyeti reddetmenin ne çıkmaz bir yol olduğuna ve sosyalizmin an-cak "millî" olarak yaşayabileceğine en büyük örnek Almanya olayları-dır. Dünyanın her yerinde kuvvetli ve kültürlü milletler tarafından tah-kir edilen, ezilen ve iş başına ancak zorla gelebilen sosyalistler "millî sos-yalist" olunca Almanya da seçimle ve ezici birçoklukla hükümete geçmişlerdir. Çünkü milliyet maddî ve manevî bir şeydir. İrsî, anane-vi, tarihî, biyolojik ve antropolojik bir keyfiyettir; inkâr olunamaz. "Ya-şamak için bir millete mensup olmağa lüzum yoktur" sözü insanlar için doğru değildir. Çünkü ancak hayvanların milliyeti yoktur.

Birinci cihan savaşından sonra insanların sola doğru gittikleri sanıl-mıştı. Bu zan yanlış çıktı ve birkaç serbest seçim insanların bilâkis sa-ğa temayül ettiğini açıkça gösterdi: Alman faşistleri, yani millî sosya-listler, serbest seçimle iktidar mevkiine geldi. 1936 son kânununda yapılan Yunan seçiminde komünistler 300 saylavlıktan 15İni, yani reylerin % 5'ini kazanabildiler. Netice Yunanistan da kırallığın yeniden kurulması ve komünizmin yok edilmesi oldu. 1936 Mayısında yapılan Belçika seçiminde sağlar 441, sollar 248 saylavlık elde ettiler. Solların da ancak 27 tanesi komünistti. Buna mukabil sağ tarafta bulunan ve yeni kurulup seçime ilk defa iştirak eden Belçika faşistleri 78 azalık kazanmışlardı. 1936 ikinci teşrininde yapılan Amerika seçiminde sosyalist ve komünistlerden bir tek saylav seçilmedi. İngiltere’nin gü-ya sosyalist fırkası olan İş Fırkasına gelince, bu, birçok memleketler-deki sağ partilerden daha milliyetçidir.

Devamı