Erkek,
korkunç hayat sarsıntıları
altın da yorgun; Kız,
bahtiyarlık ve hürriyet
sarhoş... Erkek, yüzünün
çizgilerinde Hayat
tecrübelerinin ve hayat
ihanetlerinin izlerini
saklıyor; Kızın parlak
bakışlarında tecrübesizliğin
ürkekliği ve maceraların
hasreti var... Erkek yirmi
beşinde ve cesur. Kız
yirmisini biraz geçmiş ve
fettan... ve... Mevsim
bahar... işte onlar böyle
karşılaşıyorlar... Erkek,
kızın gözlerinde bir cennet
görüyor... Kız erkeğin sert
yüzünde bir masal şehzadesi
arıyor... Bakışıyorlar ve
geçiyorlar. Erkek,
başkalarından hep kızı
işitiyor... Kız,
arkadaşlarından hep erkeği
dinliyor.. Gençlik
tezcanlıdır... ve
gönüllerinde uyuyan yılanlar
başkal-dırıyor. Gece...
Etrafta ağaçların dallarını
okşayan sinsi rüzgâr...
Ötede beride ötüşen kuşlar
ve böcekler... Gökte ay
ışığı...Ve...Yan yana
erkekle kız... Eğer mevsim
bahar ve vakit gece
olursa...
Eğer
sinsi rüzgâr yapraklarla
fısıldaşırsa...Eğer kuşlar
ve böcekler öterken gökte ay
parlarsa... Ve b u dekorun
ortasında bir genç erkekle
bir genç kız yan yana
bulunursa... Onlar ne
konuşur?...
İşte
bunlar da onu
konuşuyorlar... Erkek: "Seni
seviyorum" diyor... Kız: "Bu
sizin herkese söylediğiniz
sözdür,, dîye cevap
veriyor... Erkek ağır
basıyor:
Nişanlanalım!".. Kızın
cevabı daha keskin çıkıyor:
"Ben seni sevmiyorum ki'"..
Erkeğin karşılığı kılıç gibi
iniyor: "Sevmiyorsan bu
vakit benimle burada niçin
bulunu-yorsun?"..
Kız
susuyor... Erkek de
susuyor... Yaramaz kuş
yorulu-yor ve tembel böcek
uykuya dalıyor... Ay... O,
bütün esrarı biliyor... Ay
her şeyi görüyor... Fakat ay
naziktir... Ve, kendi
fazlalığını anlıyor: Bulutun
arkasına çekiliyor...