Erkek
gecenin, kızın ve sevginin
güzelliği altında yorgun...
Kız hayattan sarhoş ve
erkeğin önünde bitkin...
Hâlâ karşı karşıya
duruyorlar... Kızın iradesi
artık eriyor... Bir dakika
sonra o da itiraf edecek...
İşte etmek üzere... İşte...
Fakat her
şeyi bilen ay, buna razı
olmuyor... Birdenbire
bulutun arkasından çıkıyor
ve ışığını kızın gözlerine
akıtıyor... İki ışık
birbirine karışıyor...
Çapkın kuş tekrar ötmeye
başlıyor... Uyanan tembel
böcek yine söyleniyor...
Ve... Kızın zâfı bir anda
kayboluyor...
Erkek ve
kız aynı zamanda farkına
varıyorlar ki erkeğin elleri
kızın yüzünü tutmuş ve
kendisine yaklaştırmıştır...
Kız erkeğin ellerini
tutuyor,.. Yüzünden
uzaklaştırıyor... Ve erkek
hiç birşey söylemeden hiçbir
mukavemet göstermeden buna
itaat ediyor... Yalnız...
Beş dakika önceki bir şeyi
soruyor: "Niçin?"...
Şimdi
hâkimiyet kızdadır ve
erkeğin iradesi kızın elinde
bir lâstik bağdır...
Gülerek: "Çünkü ben
nişanlıyım" diye cevap
veriyor... Ve... Erkek
sarsılıyor...
Erkek
sarsılıyor... Bu kız
sahiden" nişanlı olabilir mî
olamaz mı, bunu
düşünemiyor... Yalnız "Kim
bu bahtiyar?" diye
soruyor... Kızda cevap
yok... Yalnız, kudretli
gözlerini ona dikiyor... Bu
gözlerde erkeğin kalbini
okumak îsteyen bir ışık ve
erkeği kıvrandırmaktan
doğmuş bir gurur var...
Erkek susuyor.. Kız
gülümsüyor... Kuş ve böcek
onların pek yakınma kadar
gelerek dinlemeğe
başlıyor... Ve ay, gözlerini
ikisine dikmiş, merakla
maceranın sonunu bekliyor...
Rüzgâr duruyor... Yalnız
gözlerde ve gönüllerde olan
korkunç bir boğuşma...