Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler II

 
 

 

 

3

Kemah Kalesine Gidiş

Ketür köyünden kalkıp Fırat kıyısına mamur yerlerden 9 saat giderek "Şırım" köyüne geldik. Kemah sınırındadır. Buradan yine güneye, Fırat Irmağı ile 7 saat geçerek "Emin" köyünde durak yaptık. Bu da Kemah sınırında olup Tuzla Emini'nin hasıdır. Buradan yine Fırat kıyısınca giderek "Kemah Kalesi" ne geldik.

Kemah Kalesi eski kayserlerden birinin yapısıdır. Sonra Uzun Hasan'ın eline girip Temür'ün kuşatmasına uğramışsa da dayanmıştır. Sonra Birinci Sultan Selim, şehzadeliğinde Trabzon'da iken bir aralık bu kaleyi fethedip içine asker koymuştur. Sonraları Şah İsmail isyan ederek (12) bu kaleyi ele geçirmiştir. Sonra Sultan Selim müstakil Padişah olunca ilkönce Acem'e savaş ilân edip büyük ordu ile Anadolu içinden gelerek bu Kemah Kalesi'ni kuşatmıştır. Kale "Bıyıklı Mehmed Paşa" eliyle fethedildikten sonra daha birçok kaleler alarak Acemistan içerilerine doğru ilerlemiştir.

Kale, Kanunî Sultan Süleyman tahriri üzere Erzurum toprağında "Kuruçay Voyvodalığı" hükmündedir. Erzurum  Paşası'nın hası ve subaşılığıdır. 300 akça ile nâibliktir. Kercas, Kuruçay, Şehir adlarındaki nahiyelerinden kadısına yıllık 3000 kuruş hâsıl olur. Ahalisi İslâmiyet'e itaatli ve sadıktır.

Bir hâkimi de Kale Dizdarı'dır. 500 kale neferi olup Tuzla'dan muayyen maaşlarını alırlar. Yeniçeri Serdarı, Sipah Kethüda Yeri, Nakîbüleşraf'ı ve ileri gelenleri vardır.

Bir hâkimi de Fırat Irmağı'nın karşı tarafında, bir saat mesafedeki 700 evli "Kömür" köyünde oturan Tuzla Emini'dir. Kardan beyaz, Kırşehir tuzundan lezzetli tuzu olur ki her yerde meşhurdur. Bingöl Yaylağı'na çıkanlar tuzu hep bu Kemah şehrinden alır. Bu şehrin övülecek bir nesnesi de ince ve sağlam çadır bezidir ki benzerinin bir diyarda olmak ihtimali yoktur. Rumeli'deki Dırama bezinden iyi, temiz, peçe gibi bezi olur. Hatta halkın dilinde "Kemah bezi, Erzincan kozu, Bayburd'un kızı" diye darbımesel olmuştur.

"Kömür" köyü civarında bağlardan akan "Kömür Suyu", Kercas Dağları'ndan gelip bu Kemah Kalesi dibinde, bir gün mesafedeki "Sultan Melih Gazı Tekkesi" yakınında Fırat Irmağı'na dökülür. Bunun aşağı yukarı karşısında "Mübarek" köyü vardır. Mamur köy olup Erzurum Kalesi Kulları'nın hasıdır.

Tanrı'nın Hikmeti:

Bu "Mübarek" köyündeki mağaraların içinde temmuzda akan saf sular donup buz olur. Halbuki kış günleri hamam suyundan ziyade ılık olur. Tanrı'nın acayip hikmetidir. Bütün vilâyet halkı "katık peyniri" dedikleri peynirlerini bu mağaralarda saklarlar. Böyle bir soğuk su mahzenidir.

Erzurum'dan gelirken bu yerlerde Fırat Irmağı üzerindeki bir göz büyük köprüden geçip 500 adım kadar yokuş yukarı "Keyan" adlı kayalı yerleri aşmalıdır. Göğe uzanmış kayalardır. Kaleye çıkarken bu Keyan Kayaları sağ yöne düşer. Cehennemin dibi ve Gayya kuyusu gibi uçurumdur. "Ayn-ı Manzar" dedikleri çay dahi burada Fırat Irmağı'na karışır. Bu çay "Çebel-i Manzar''dan (13) çıkıp şehrin bahçeleri içinde "Salmı Deresi" ile birleşip Keyan altında Fırat Irmağı'na karışır. Berrak, saf ve hızlı bir sudur.

(12) Osmanlılar kendilerini cihan hâkimi gördükleri için kendilerine karşı savaşan müstakil padişahları da isyan etmiş sayarlardı.

(13) Cebel-i Manzar" Manzar Dağı, "Ayn-ı Manzar" Manzar Pınarı demektir.

Devamı



 

<< Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler II

Anasayfa

Düşünce Alanı >>