Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler II

 
 

 

 

5

Bir de baharda bu şehrin dağlarına çulluk (16) kuşları gelip bostan ve dağlarına konar. Kemah halkı bunun mevsimini bildiklerinden gidip kuşu avlayarak tüylerini yolup tuzla turşu yaparlar. Kışın yerler. Çok lezzetli kuştur. Kuvvetlendirici eti vardır. Ellerinden kurtulan kuşlar başka yerlere göçer.

Burada "Kened Efendi Ziyareti" ile köprü başında "Melik Gazi Sultan Ziyareti" vardır. Şehir anayol üzerinde olmadığından kervan yolu değildir. Taşlık bir yerde olup Fırat Irmağı, Sultan Dağı'ndan gelip bu şehir arazisini sular. Bu kalenin kayasını dolanıp batıya doğru akarak İzali Kürtleri içinden geçer. Bingöl'den sonra Murad lrmağı'nı da alır. Sonra Fırat Irmağı, Malatya yakınında "Kömür Ham" geçidinden akar. Harput, Eğin, Palo, Diyarıbekir gibi yerlere gitmek isteyenler Fırat'ı gemi ile geçmeyince karşıya varamaz.

Bu şehri üç gün temaşadan sonra Paşa'nın malı olan Kuruçay Voyvodası'nın muhasebesini görüp kalan malından 700 kuruş alındı. Bana da eski ücret olarak 100 kuruş verdiler. Tuzla Emini Emir Hasan Ağa'dan bakaya mal için 150 kuruş aldık.

Buradan giderek öteki işlerimizi görüp dönüşte yine bir gece Kemah'ta misafir olduk. Ertesi günü sabahleyin Fırat Irmağı kıyısınca 9 saat giderek "Şurım" köyüne geldik. 200 evli bir köydür ve zeamettir. Buradan da Fırat Irmağı kıyısınca zaman zaman sarp yollardan giderek 10 saatte "Cebece Hanı" durağına vardık. Eski zamanda mamur ve şenlikli yermiş. Yine kuzeye giderek Fırat Irmağını sağ tarafımızda bıraktık.

Buradan kalkıp geniş bir ovada giderek "Çemen" köyüne geldik. Azerbaycan toprağında mamur bir köydür. Ketesi (17), keşkesi (18) meşhurdur. Burada pek çok tipi, boran ve kar zahmeti çekip canımızdan bezdik. Buradan kalkıp Erzincan Kalesi'ne geldik.

Erzincan:

Erzurum'a bağlıdır. Cennet bağı gibi bir yer olup nice bin padişah bunu elde etmek için uğraşmıştır. Nihayet 855 yılında (=3 Şubat 1451 - 22 Ocak 1452),(19) Erzincan padişahı olan Sultan Zâhireddin (20) Yıldırım Bayazıd Han'ın dört çevresindeki düşmanlarından intikam almak için yıldırım gibi nereye yönelirse muzaffer olduğunu görünce Amasya Kalesi'nin fethi günü (21) Amasya'ya gelip Erzincan Kalesi'nin anahtarlarını Yıldırım Bayazıd'a teslim etmiş, Padişah da lûtfunun çokluğundan Erzincan tahtanı yine Sultan Zâhireddin'e M ihsan etmiştir. Lâkin sikke ve hutbe Yıldırım Bayazıd adına olmuştur.

(16) Müellif Arapça "selva" kelimesini kullanıyor. Bıldırcın da olabilir

(17) "Kete", pirinç unu hamurundan yapılmış bir nevi katmerli çörektir.

(18) Belki de "kurutulmuş yoğurt" demek olan "keşk" in başka bir şeklidir.

(19) Bu hicrî 855 tarihi büyük bir yanlıştır. Bu tarihte Yıldırım Bayazıd hayatta değildi. Yıldırım'ın Erzincan'ı alması hicrî 803 (=22 Ağustos 1400 - 10 Ağustos 1401) tarihindedir

(20) Erzincan Beği'nin adı "Tahartan" yahut "Mutahharten" dir. Moğollar hizmetindeki bir Uygur ailesinden geldiği için doğrusunun Tahartan olması muhtemeldir ki bu ad Doğu Türkçesi veya Moğolca bir kelime olabilir.

(21) Bu da tarihî bir yanlıştır. Amasya, Yıldırım'dan önce de Osmanlılar elinde bulunuyordu.

Devamı



 

<< Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler II

Anasayfa

Düşünce Alanı >>