26 Nisan
1660'ta Köse Ali Pasa'nm maiyetinde olarak Varad
seferine katıldı. Bu kalenin fetihnamesini Bosna
Beğîerbeğisi Melek Ahmed Paşa'ya götürdü. Evliya
Çelebi bu sırada Bosna eyaletini dolaşmış ve
akınlarda bulunmuş, hatta Venedik topraklarına kadar
uzanmıştır.
Melek Ahmed
Pala yeniden Rumeli Beğîerbeği olunca Sofya'ya
gitti. Yine vergi toplamak için birçok yerler
dolaştı.
29 Temmuz
1661 de, Tımışvar Ovası'nda, Erdel seferine giden
Köse Ali Pasa ordusuna rastlayıp ona katıldı. Kırım
atlılarıyla birlikte düşmanla çarpışıp Erdel'i bir
hayli dolaştı. Belgrad'da kışladı.
Baharda
Arnavutluk'ta vergi topladıktan sonra 4 Nisan 1662
de İstanbul'a döndü.
10 Mart
1663'te Fazıl Ahmed Paşa ordusuyla birlikte Alman
(Nemse) seferine çıktı. Bu seferin birçok
kısımlarına katıldı. Seferin devamı sırasında
Belgrad'dan Hersek'teki Sührab Mehmed Pasa'ya mektup
götürdü. Venedik sınırındaki hareketlere katıldı.
Macaristan'a döndükten sonra Zrinvar ve Raab
savaşlarında bulundu. Budin'den Eğri'ye giderek
oraları gezdi. Peşte'de Kara Mehmed Paşa ile
buluştu.
Vasvar
barışından sonra Viyana'ya elçi gönderilen Paşa'nın
maiyetinde Viyana'ya gitti. 9 Haziran 1665'te
Viyana'ya girdi. Almanya İmparatoru I. Leopold'dan
aldığı pasaportla çevreyi gezindi. Viyana'da
bulunduğu sırada, vaktiyle, 1647'de Erzurum'da
katıldığı bir cirit oyununda Şeydi Ahmed Paşa'nın
attığı ciritle kırılmış olan dört dişinden üçünü
usta bir dişçiye tedavi ettirdi.
29 Haziran
1665'te Viyana'dan çıkarak çevreyi de gezmek
suretiyle Macaristan'a döndü. Eyalet ve
sancaklardaki kaleleri yoklamaya memur edildi.
Oradan Erdel, Eflak ve Buğdan yoluyla Kırım'a gitti.
1665 yılı içinde ve herhalde güz başlarında, Kırım
Hanı IV. Mehmed Kirey ile Rus Kazakları arasındaki
bir savaşa katıldı.
Kırım'dan
kara yolu ile Kafkasya'ya geçti. Dağistan'ı, Hazar
kıyılarını ve İdil ırmağı ağzını dolaştı. Bu sırada
Terek kalesinde iken Azak'a gitmekte olan bir Rus
elçisinin kafilesine katıldı. Azak'a gelince Osmanlı
Ordusu'nun Girîd seferine çıktığını duydu. Kefe
üzerinden Bahçesaray'a gitti. Adil Kirey'in bazı
akınlarına katıldıktan sonra kara yolu ile
(Karadeniz'den geçmeye tövbeliydi) 11 Mayıs 1668 de
İstanbul'a geldi.
26 Aralık
166S de İstanbul'dan çıkarak Edirne, Gümülcine,
Selanik, Tesalya ve Mora'yı dolaştı. Anaboli'den
gemiyle Girid'e gitti. Kandiye'nin fethi için
yapılan savaşlara katıldı ve fethi gördü.
1670
Nisanında Girit'ten ayrılarak bazı Osmanlı
kuvvetleriyle birlikte Yunanistan'da, Mayna'daki
isyanın bastırılmasında bulundu. Oradan Arnavutluk'a
geçerek bu ülkenin birçok yerlerim dolaştı. 28
Aralık 1670 to İstanbul'a döndü.
Nihayet
Hacca gitmeye karar vererek dostlarından Sâilî
Çelebi ile 21 Mayıs 1671 (=12 Muharrem 1082) de yola
çıktı. Henüz görmediği Sakız, Sisam, İstanköy, Rodos
adalarını; Adana, Maraş, Ayıntap, Kilis taraflarım
gezdi. Şam'a uğrayıp gam Beğlerbeği Hüseyin Paşa'nın
da katıldığı hacı kafilesiyle Hacca gitti.
Hacdan sonra
Hüseyin Paşa'dan ayrılarak Mısır hacılarına katıldı.
Onlarla birlikte Mısır'a gitti. Mısır'da 8-9 yıl
kaldı. Mısır, Sudan ve Kuzey Habeşistan'ı bu
sıralarda gezdi.
Evliya
Çelebi'nin ne zaman Öldüğü, nerede gömülü olduğu
belli değildir. Prof. Cavid Baysun bir takım
karinelerle 1682'de ölmüş olacağını kabul ediyor.
Evliya
Çelebi evlenmemiştir. İnce yapılı olmasına rağmen
sağlam ve çevik olduğu, Kırım atlılarıyla yaptığı
akınlardan ve cirit oyunlarına katılmasından
anlaşılıyor. Sık sık Kırım hanlarının yanma gitmesi
ve soy kütüğünü sayarken yukarılarda bir "Allahverdi
Akay" dan bahsetmesi Kırım'la bir kan bağı
ihtimalini de akla getiriyor. Çünkü "Akay" kelimesi
tam Kırım ağzıyla bir kelimedir ve bizim "ağa" (aka)ın
karşılığıdır.