Tekil İleti gösterimi
Alt 05.11.2006, 23:30   #2 (İleti Bağlantısı)
Tomris
Türkçü
 
Tomris - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 31.12.2005
İletiler: 95
Tomris Rss Beslemesi
KOPUZUN ÇEŞİTLERİ

Kopuz, İç ve Kuzey Asya Türklerin de, bir kemençe dır. Zaman zaman parmakla çalınan bir saz da olabilir. Güney Anadolu‘daki Yörük kemenleri ile eğit denen kabak kemençeler de, kopuzun batıdaki serpintileri olmalıdırlar. Ancak tarihin en derinliklerinden gelen, bizi bu derin sihir ile biraz ürperten, biraz da korkutan, kopuzun en eski tipleri, Kazak kopuzları idiler. Kırgız, Kuzey Asya ve hatta Afganistan’daki kopuz tipleri, bu eski ve köklü kültür merkezine bağlı olmalıydılar. Belki bu kopuzlar çok önceleri, başka maddeler ile yapılıyorlardı. Bunun içindir ki konuya ilk olarak Mütercim Asım Efendi’nin verdiği bir örnekle gireceğiz. Kopuzların türlerini yazarken, herhangi bir sıralamaya bağlı kalmadık. Bununla beraber, kopuzların yapılış ve akrabalıklarını bozmamak şartı ile, bir alfabe sırasına da uyulmuştur. Bunların arasında kopuz adını taşıyan başka sazlar da vardır.

«Hayvan tırnağından kopuz» :

1) Asım Efendi, farsça «pay-i sütür» sözünü yorumlarken, şöyle diyordu: «...Çobanlara mahsus tur. Bir nevi kötü sesli bir çögürdür. Hayvan ayağının tırnağını oyup, içlerini boşaltıp, kuruttuktan sonra üzerine tahta edip ve at kılları geçirip, çalarlar». İçi boşaltılmış tırnağın üzeri, tahta ile mi kapatılıyordu? Yoksa deri veya başka bir madde ile mi, tahta ediliyordu? Yaygın geleneklere göre, bir deri ile kaplanmış olmalıydı.

Ağaç kopuzlar:
2) Ağaç komus: Altay Türk kültür çevresinde bu söz, daha çok kemençeler için söylenir. Kemençeler, ağaçtan yapıldıkları için, bu adı alıyorlardı. Böylece, diğer kopuzlardan ayrılıyorlardı. Ancak 19. yüzyılda, diğer kopuzlar da ağaçtan yapılıyorlardı. Acaba eskiden ne ile kuruluyorlardı. Bu, karanlıktır.

3) Buçı kopuz: Kopuzların, sesleri ile ilgili kopuzlar üzerinde dururken, bulabildiğimiz belgeleri de sunmuştuk 11. yüzyıl Türk kaynaklan, bundan «şakıldayan kopuz, diye söz açarlar. Kaşgarlı Mahmud, bu kopuzu yalnızca «buçı» adı ile anmakta ve açıklamalarında ve bunun iyi ses veren, şakrak bir
kopuz olduğunu yazmaktaydı. Brockelmann da, «buçt (kobuz)» adı ile anıyor ve «wohl klingende (Laute)», diye yorumluyordu. Buçı sözünün, kök ve türeyişlerinin ne olduğunu bilemiyoruz. Ancak «buç buç» sözü bülbülü taklid eden bir ses olarak kullanılıyordu. Hatta 11. yüzyılda, Kaşgarlı Mahmud’un derlediği bir Türk halk şiirinde, şöyle deniliyordu: «Buç buç öter semürgük (bülbül) ». Görülüyor ki buradaki «buç buç» sözleri, bülbül sesini taklid ediyorlardı. Bu görüşlerimiz kesin değildir. Biz yalnızca birbirine benzer ve paralel belgeleri bulup, yanyana koymak istiyoruz.

4) «Temir komus» : Demir kopuz, telli bir saz değildir. Ağza konup çalınan, çatal bir demirdir. Bunu, özellikle kadınlar çok çalarlar. Bu çalgıyı, burada bir bilgi vermek için sunduk.

5) Katkoinus (Teleüt) : Bu da telli bir saz değildir. Bu söz daha çok akordeonlar için söylenir. Belki de, «katlı» olduğu için.

6) Kıl-kobuz: Anadolu’da, Tokat çevrelerinde söylenen, telli bir saz adıdır. Deneme Sözlüğü’nde bulduğumuz bu deyimi, çok önemli gördük. Buradaki kıl sözü, teli anlatmaktadır. Nitekim Kırgız Türklerinde de kemençeye «kıl - kıyak» denme yoluyla, çalgının telli olduğu belirtilmekteydi. Bu deyimi Anadolu’da yeniden aramak gereklidir.

7) Kaylaçang kobıs (Şor): Kopuzların sesleri üzerindeki bölümümüzde bu kopuz türünün adı, yine gözden geçirilmişti. Kuzeylerdeki Şor Türkleri ile çevrelerinde kay hunak sözü, «kopuzla bir destan anlatmak», demektir. Bu destanları kopuzun eşliğinde anlatan aşıklara ise, kayçı adı verilirdi. Kayçılar, Kuzey Türk toplumlarında çok önemli bir yer tutarlardı. Kışlar ile gecelerin uzun olmasının da bunda bu rolü olmalıydı.

«Kaylaçang kopuz», herhalde «destanların söylendiği kopuz» anlamında söylenmeliydi. Destanların hangi makam ve melodiler ile söylendiklerini bilmiyoruz. Herhalde, kopuz gibi ok monoton bir sesle söyleniyordu. Ancak çoğu zaman kopuzlar da, iki sesli olarak çalınırdı. Herhalde destanların anlatılışı
çok monoton olmalıydı ki, «bir ağzıyla destan söyledi (kayladı); bir ağzıyla da yırladı» gibi atasözleri vardı. Yine Radlof’a göre bu çalgının sesi, mırıltı halinde ve derinden geliyordu. Yine aynı Türklerde, sarınçı adı verilen, kopuzlu destancılar da vardı.

Kolca Kopuz:

8) Kolca kopuz: Dede Korkut kitabında sık sık geçen bir tanıtmadır. Gazimiha1, kolca sözünün, alca veya elce olabileceği üzerinde de duruyor. Gerçi bunun çeşitli yazılışları da vardır. Biz etimoloji üzerinde durmuyoruz. Bir paralel belge olarak şunu sunabiliriz:
Yarı Müslüman, yarı şaman Kırgız bakşılarının dualarında, kendi kopuzlarından söz açılırken, «Çam (karagay) ağacından kopuzumu koluma (kolga) aldım, su yılanı gibi dolarıdım», diyorlardı. Buradaki «kobuz kolga almak» paraleli üzerinde durmak, bizce yararlı olur.

Diğer Kopuzlar:

9) Kökle kopuz: Rahmetli Gazimihal, Çağatay şairlerinden Mir Haydar Meczüb’un bir şiirini kitabına alıyor. Şiirin son satın, şöyle idi:
«Yahşi ayalgu bile, kökle kopuz». Radlof, kökle sözünü, «bir melodi çalma» manası ile karşılıyordu. Altayların kuzeyindeki Türkler, yüksek sesle şarkı söyleme için, «kög - lemek» derlerdi. Ancak bu anlayış, fiil durumu ile söyleniyordu.

10) Okça - komıs: Bu anlayış ve deyiş, çok kuzeylerdeki Sagay Türklerinde görülür. Buradaki okça sözü, yaylı manasına kullanılmıştır. Demek ki bu Kuzey Türkleri, yalnızca parmakla çalınan kopuzlara komıs diyorlardı.

11) Ozan kopuzu: Ünlü müzik yazan Abdulkadir Meragi, yazdığı bir notta, iki kopuz türü üzerinde duruyordu:

a) Ozan kopuzu: Üç tellidir. Bu kopuzun teknesi, bütün telli çalgılardan daha uzun imiş. 2) Rumi kopuz: Beş telli imiş ve teknesi de, uda benziyormuş. Fazla bir yorum yapamayacağız. Türk kopuz, dutarları ile sazlarının tekneleri, uda benzer çalgılardan daha uzundur.

12) Çertme kopuz: Burada alfabe sırasını, bozmuş oluyoruz. Adı, Altay Türklerinin kopuzları arasında geçen bu kopuzun yanında, «serçeng, çerçen, çartı» kopuzları da sunmak istiyoruz. Kuzeylerdeki Teleüt Türklerinde görülen bir saz veya kopuzdur. Kökünü, çertme, çırtma gibi sözlerden almış olmalıdır. Radlof’a göre çertmelemek, saz çalmak demektir. Diğer Türk sazları gibi parmakla çalınıyordu. Anadolu’da da, çırtma deyiş ve anlayışı vardır. Göğsüne veya döşüne, kulun derisi, yani tay derisi gerilmiştir. Telleri ise, iki at kılından oluşmuştur. Türk at kültürü’nün önemli bir örneğidir.

13) Çartı kopuz: Türk ülkelerindeki kopuzların, her kimden tanıtmalarını yaparken, bu konuya yeniden döneceğiz. Ancak kopuz türlerini anlatırken, bunları da sıralamamız gerekiyordu. Çartı kopuz, Altay dağlarının kuzey-doğusunda, her türlü kültür tesirlerinden uzak, Tuva‘daki Tuba Türklerine aittir, Vertkov, bunları biraz daha sınırlıyor ve

Tofalar adı ile anıyordu. Ona göre bu saz, üç telli, teknesi köşeli, diğerlerine göre büyük, sapı ise kısadır. Teli at kılındandır. Teknesi geniş tutulmuş ve tahta kısmı geniştir. Belki de bunun için çartı kopuz denmiştir. Çünkü «çartı/yartı», tahta demektir.

14) Çerçen komus: Bu kopuzu da, Altayların kuzeyindeki Şor Türkleri çalar. İki veya üç telli, üç köşelidir tümü kütükten çıkarılarak yapılır. Üzerinde, biraz dış tesirler görülür. «Çerçen», bu Türk kesimlerinin ağızlarında, «iyi ve doğru» demektir. Küçük bir sazdır Uzunluğu, 50 cm. kadardır. Tanıtmasını yapan Vertkov, resmini bulup, verememiştir.

15) Şerçeng komıs: Bu Altay kopuzunun adını, yalnızca Radlof anmaktadır. Ona göre Şor Türklerinin çaldıkları iki telli bir sazdır. Kopuzlar arasında sayılan bu sazın adını, Radlof’un sözlüğünde bulamıyoruz. Bunun için bir yorum yapamadık.

16) Şertpe komuz: Bu kopuz çeşidi, yine çok kuzeylerdeki Şor Türklerinde görülüyordu. İki telli bir sazdı Herhalde bu, yukarıda sözünü açtığımız «çertme» kopuz ile aynı şeydi. Bu söz, bir ağız değişikliği ile oluşmuş olabilirdi. Nitekim Radlof bu benzerliğe işaret etmiş ve sözü «şert - pe diye yorumlamıştı. Bir parmak çertmesi veya çırtmasıdır.

17) Yadıngı komus: Bu, yatık, kanun benzeri bu sazdır.
__________________
Bozkurt yuvasında tilkiler ve çakallar barınamaz!
Tomris adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla