Atatürk Türkiye'sinin, Türkçü alınterinin bir eseri olduğunu reddedip, Türkçülüğe cephe alanlar kervanına Mahir Kaynak'da katıldı.
Mahir Kaynak 1934 Gaziantep doğumlu. 1953 yılında Harp Okuluna girdi. 1971'de MİT'te görev aldı. 1980 yılında emekli oldu. 1982'de Öğretim Göevlisi olarak Gazi Üniversitesine döndü. 1993'de emekli oldu.
Mahir Kaynak, Nisan 2006 tarihinde piyasaya çıkan
" İstihbarat ve Terör oyunları" isimli kitabında akıl almaz, yalan yanlış bilgilere yer vermiş. Kitap adından da anlaşılacağı gibi istihbarat analizleri ve Türkiye stratejisi üzerine konular içeriyor. Kitabın tamamı kendi yorumu.
1- Kitabın 17. sayfasında şöyle bir ifade var.
" Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye'nin dört büyük hasmı vardır: Komünizm, Kürtçülük, Türkçülük ve irtica... Türkiye kuruluşundan bugüne bu dört hedefle mücadele etmiştir. Esasen istihbarat teşkilatının yapılanması da buna göredir."
Komünizm, Kürtçülük ve irticayı anladıkta Türkçülük nasıl hasım oluyor? Atatürk'ün Türkçü Ziya Gökalp'ten etkilendiğini bilmeyen yok. Atatürk, kendisinin Türk Milliyetçisi olduğunu, Türkçü olduğunu tüm sözleriyle ve yaptıklarıyla Dünya'ya haykırırken, Türkçülük, Türkçü Devlet Türkiye Cumhuriyeti'ne nasıl düşman olur?
Atatürk'ün 1930 yılında Kırklareli Türk Ocağı'ndaki konuşmasından bir ayrıntı :
"... Bizim devlet hayatımızda bilindiği gibi Osmanlı siyaseti, gayri mütecanis unsurlardan ve maddelerden meydana gelmişti. Bunlardan bir harita yapmak mümkün olmadığı için OSMANLI SİYASETİ YERİNE YENİ BİR SİYASET ÇIKTI. O SİYASET, MİLLİ SİYASET, TÜRKÇÜLÜK SİYASETİDİR. "
Atatürk, yaşadığı süre içerisinde Türkçülük dışındaki tüm akımlara düşmanlık göstermiş ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk 15 yılını Türkçü inkılaplarla yönetmiş, Devlet kurucusu
MAREŞAL bir TÜRKÇÜDÜR.
Eğer ki Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tarihi olarak 1938'i baz alırsak, İnönü yönetiminin en büyük düşmanı Türkçülüktür. Evet böyle denebilir. Ama o zaman da, bu dört büyük hasım denilen Komünizm listeden çıkarılmalıdır. Öyle ki İnönü dönemi ile komünist yıkıcı faaliyetler hız kazanmış, Türkiye, Türkçülükten uzaklaştırılmaya başlanmış, 1944 Irkçılık Turancılık davası ile Türkçülük yasaklanmıştır. Bu sefer de sırasıyla komünizm, irtica ve kürtçülük hız kazanarak memleketi türlü felaketlere götürmüştür.
Kitabın 29. sayfasında da, sanki Cumhuriyetin Türkçülüğü reddi olmuş gibi (!) cahilce bir açıklama yapıyor Mahir bey...
" Kürtçülüğü kendi güvenliği için, Türkçülüğü de Orta Asya'ya yönelik bir tavır sergilemediğini göstermek için bertaraf ediyordu. Yani " yurtta sulh, cihanda sulh" diyerek şunu ilan ediyordu ki, biz osmanlı gibi genişleme hayallleri kurmuyoruz. Kaybettiğimiz yerler üzerinde de herhangi bir hak talep etmiyoruz."
Bir kere Türkçülüğü reddedip, Dış Türkleri umursamayan, kaybettiğimiz topraklar üzerinde hak iddia edemeyen kişi Atatürk değil İnönü'nün ta kendisidir. 12 adaları yunana peşkeş çeken İnönü'dür ama "Yurtta sulh, cihanda sulh" dedikten sonra da, İngiliz Komutanın yüzüne,
"Ege'deki adaları, Batı Trakyayı, Selanik'i, Musul ve Kerkük'ü geri alacağım" diyen kişi de Başbuğ Atatürk'tür.
Kısacası Mahir Kaynak Türkçülerin, Türkiye'nin hasmı olduğunu neresinden uydurdu bilemeyiz. Bu adamın Türkçülüğü bilmediği, biliyorsa da iyi bir Türklük düşmanı olduğunu söyleyebiliriz.
2 - Kitabın 32. sayfasında
" Milliyetçi duygular, bir inancın ifadesi olmaktan çok, savunma içgüdüsünün yansımasıdır" denilerek, Türk Milliyetçiliğinin psikolojik tahlili yapılarak, Milliyetçiliğin ilkel bir davranış olduğu vurgulanıyor.
Milliyetçiliğe, milliyeti olmayanlar ile çeşitli dış fikirlerin etkisine kapılmış akıl hastaları karşı çıkar. Sanırım Kaynak bu iki seçenekten birinde gizli.
Öyle ki Atatürk'ün " Ben herşeyden evvel Türk Milliyetçisiyim" dediğini bilmiyor.
Mahir Kaynak, Türkiye Cumhuriyeti'ni 1938'de İnönü tarafından kuruldu diye biliyor olmalı.
Türkiye'de böyle sefilane düşünen memurlar görev yaptıysa vay memleketin haline.
Mahir Kaynak... Türkiye Cumhuriyeti'nde senin gibiler yaşadığı için, bir Türk olarak utanıyorum.