|
Şavaş günlerinde, yokluk ve çaresizlik o denli ileri düzeydedir ki, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisine milletvekili olarak seçilmiş olanlardan kimileri bu yokluk ve çaresizliğin etkisinde kalarak, Meclisi terk edip, geldikleri yerlere dönmüşlerdir. Meclisin bütünü ile dağılma tehlikesi bile söz konusu olmuştur. İşte böylesi bir ortamda, her çaresizliğe çözüm bulma niteliğinde olan BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL, TBMM'de şu konuşmayı yapmıştır.
"Efendiler, kimi arkadaşların, yoksulluk içinde büyük davanın başarılamayacağını zannederek, memleketlerine dönmek isteğinde olduklarını duydum.
Arkadaşlar, ben sizleri bu ulusal davaya silah zoru ile davet etmedim. Görüyorsunuz ki, sizleri burada tutmak için silahım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketinize dönmekte özgürsünüz. Hatta hepiniz de bu kararda olabilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki, bütün arkadaşlarım, beni yalnız bırakıp gitseler, ben bu yüce Mecliste tek başıma kalmaya ant içtim. Düşman, adım adım her tarafı işgal ederek Ankara'ya kadar gelecek olursa, ben bir elimde silahım, bir elimde de kutsal TÜRK bayrağı olduğu halde Elma Dağına çıkacağım. Orada, tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra bu kutsal bayrağı, göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak, kanımı sindire sindire içerken, ben de yaşama veda edeceğim. Huzurunuzda buna ant içiyorum. Ben öleyim vatan sağ olsun."
Bütün olusuzluklara karşın, BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL'in öncülüğünde başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucunda; Savaş kazanıldı.
__________________
Ey TÜRK!
Yukarıda gök çökmedikçe
Aşağıda yağız yer delinmedikçe
Senin İl'ini, Töreni
Kim bozabilir....?
BİLGE KAĞAN
|