Konu: ENVER PAŞA
Tekil İleti gösterimi
Alt 07.08.2007, 13:50   #5 (İleti Bağlantısı)
Jöntürk
Türkçü
 
Jöntürk adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 29.07.2007
Yaş: 26
İletiler: 365
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Evet haklısın temir_tav ırkdaşım.


Enver Paşa bilgisiz ve art niyetli tarihçilerin yazıp çizdiği gibi Alman hayranı biri değildi. Sadece Almanların savaş stratejisini beğenen biri idi. Osmanlıda o zamana kadar kullanılan ama devamlı yenildiğimiz ve sonucunda da toprak kaybettiğimiz Fransız tarzı orduyu o dönem daha güçlü olan Almanların tarzına döndürmek istemiş. Orduda ıslahatlar yapmış orduyu gençleştirmiş ve orduya ilerici-milliyetçi mektepli subayları katmıştır.

Savaşa Almanlar yanında girilmiştir. Çünkü O ve arkadaşlarıda biliyordu ki Osmanlı savaşa girmese girdiğinden 2 kat daha zarar göreceklerdi. Teklif önce İngilizlere sunulmuş onlar tarafından kabul görmemiş sonrasında Almanlar bizi yanlarına çekmişlerdir. O dönem Enver ve Talat Paşalar'ın amacı Osmanlı'nın kendi dönemlerinden önce kaybedilen topraklarını savaşı Almanların kazanacağına güvenip tekrar geri alma isteğidir. Başka hiçbir art niyet bulunmamaktadır. Yani kısaca İngiltere yanında savaşa girseydikte bu seferde o zamanın ileri gelenleri İngiliz hayranı olucaklardı...


Yine aynı tarihçiler yakın tarihten söz açmak icap ettiğinde resmi tarih yazımının papağanı olmaktan ileri gidemezler. Ama geveledikleri klişe lafları sanki kırk yıl araştırıp düşünerek bulmuş gibide satmayı iyi bilirler.
Atatürk ile Enver Paşa'ya kavgalı idiler,birbirlerini sevmezlerdi derler ve Enver Paşa'yı da genelde hep kötülenir. Resmi tarihin uydurduğu balonların başlıcası Başbuğ Atatürk ve Enver Paşaların gençliklerinden beri rekabet içinde oldukları, birbirleriyle kavga ettikleri yalanıdır.


Yaşça akran olmalarından ve sırayla ülkenin mukadderatı üzerinde söz sahibi olduklarından dolayı iki lider şahsiyetin birbirleriyle rekabet halinde olmaları ve bu meyanda “kavga etmeleri” ilk bakışta “olabilir” gibi görünüyor. Ama işin aslı başka.

Enver "Paşa" Harbiye Nazırı ve Başkumandan vekili iken Mustafa Kemal o zaman "Bey" olarak binbaşı rütbesini taşıyordu. O zaman mı kavga ettiler?

Mareşal Son Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Paşa İstiklal Harbi’nden sonra ülkenin mukadderatına hâkim tek adam haline geldiğinde ise Enver Paşa hem iktidar mevkilerinin hem de vatan topraklarının çok uzağındaydı. Yoksa o zaman mı kavga ettiler?


Yine aynı papağan tarihçiler Atatürk'ün Askerin siyasete karışmasının Türkiye’yi nasıl felakete sürükleyeceğini Balkan Savaşı’nda görmüş ve İttihat ve Terakki Fırkası’ndan bu yüzden istifa etmişti derler.

Atatürk Ayrıca 1909’daki İttihat ve Terakki Fırkası Büyük Kongresi'ne Trablus delegesi olarak katılmış, sonrasunda ise parti faaliyetleri içinde kendi isteğiyle aktif olarak yer almamıştır.


İşin esasına bakacak olursak, yüce önder Atatürk’ün askerin siyasete karışmasına karşı olduğu doğru. Ne var ki İttihatçılarla bu konuda fikir ayrılığı içinde oldukları iddiası pek inandırıcı değil.

Resmi tarih yazımının bu iddiasına en dikkate değer cevabı Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı, "ikinci adam" İsmet İnönü veriyor. "Hatıralar"ının birinci cildinde, 1908’den sonra ordu mensuplarının siyasetle meşguliyetine Enver Paşa’nın son verdiğini; siyasete iyice bulaşmış olanların ordudan ayrılmasını sağladığını; siyaseten en yakınında bulunan kişileri bile bu konuda kayırmadığını ayrıntılarıyla anlatıyor.

Ordu mensupları tarafından da itirazsız kabul edilen bu uygulamanın Enver Paşa’nın ciddi başarılarından ve hizmetlerinden biri olduğunu da ekliyor İnönü.

Muhtemelen yüce önder Atatürk'ün 1909’dan sonra parti işleriyle meşgul olmaktan geri durması da, söz konusu kararla ilgili olmalıdır.


Kemal Paşa ile Enver Paşa'nın ilişkilerine geri dönersek;

Vaktiyle aynı sınıfı paylaşan bu iki idealist gençten ilki Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ve ilk yöneticisi olmuş; ve milleti O'na "ATATÜRK" demiştir..

Yüce önder Atatürk 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi sırasında görev aldığı her cephede, şartlar elverdiğince başarılı olmuş, Trablusgarp mücahidi, Çanakkale kahramanı, Ordu Komutanı, TBMM Reisi ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı ve tartışmasız çokbüyük bir komutandır...

Enver Paşa, ise Teşkilat-ı Mahsusa gibi bir kurumu kurmuş içindeki kişilerle çok önemli mücadeler vermiş. Genelkurmay Başkanlığı ve Harbiye Nazırlığı, Başkomutan Vekilliği yapmış İttihat ve Terakki'nin Talat Bey ile birlikte 1 numaralı, 1.Dünya Savaşı sırasında ise bir numaralı adamıdır.

Enver Paşa papağan ve bilgisiz tarihçilerimizin yazıp çizdiği gibi akılsız ve görüşsüz biri değil. Kendisi Askeri Okulda yüce Atamızın yedinci olarak bitirdiği sınıfı o ikinci olarak bitirmiştir. Ardından Makedonya'daki çete savaşlarında büyük başarılar elde etmiş ve yıldızı daha o günlerden parlamaya başlamıştır. Edirne'nin istirdadı ve Bingazi savunmasında önemli başarılar elde ederek liyakatini kanıtlamış, çok önemli bir kumandandır.

Burada aktarmak istediğim bir şey var.

Ziya Nur Aksun'un "Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı" kitabının , Nevzat Kösoğlu'nun yazdığı önsözünden bir bölüm:

Daha önce Türkistan'daki durumu incelemek üzere gönderdiği Hacı Sami Kuşçubaşı'ndan gelen mektupta, buralardaki dağınıklık ve iç düşmanlıklara da işaret edilerek, bir şey yapabilmenin , yani buraları toparlayıp bir millî mücadele yürütmenin imkansız olduğu anlatılıyordu.Bu durum Enver Paşa'nın kararını değiştirmedi, ve ebediyyen her Türk çocuğunun hafızasında taşıması gereken şu müthiş cevabı verdi:

"Yazdıklarınız doğrudur. Ancak Türkistan ile Osmanlı Türklüğünü arasındaki bağ uzun yıllardır kopmuştur. Eğer ben , Osmanlı ordularının baş komutanı ve Padişahının damadı olarak gelir ve Türkistan'ın istiklali davası uğruna orada ölürsem , bu köprüyü kurmuş oluruz.."


Her türlü tartışmanın ve siyasetin ötesinde, unutulmaması gereken bir şey var kanımca.

Mustafa Kemal Atatürk ve Enver Paşa, aynı amacın, aynı sevdanın çocuklarıdır...

Yine Kösoğlu'nun ifadesiyle, "Gerilimleri yüksek ve bağlanışları derin, Osmanlı'nın son neslinin birer ferdidirler. Vatan -millet gibi kavramlar bu neslin kendini veriş güzelliği ile Cumhuriyet nesillerine aktarılmıştır..."

Biri Anadolu toprağında Oğuz Türklüğünün son büyük devleterinden birini kurmuş, Türk'ü diriltmiş, sancağı yerde bırakmamıştır..

Öteki ise sancağı yerde olan diğer Türkleri diriltmek için Türkistan'a geçmiş, bu uğurda ölmüştür...

Ve bu iki insandan birini çok sevmek için, diğerinden nefret etmek gerekmemektedir!..
Jöntürk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla