|
1400 yıl öncesinin Arap şuurunu, giyim kuşam tarzını, bilgi birikimini, doğa ve çevre koşullarını kısacası o dönemin yaşantısını bu devre taşımaya veya uyarlamaya çalışmak, kendini sürekli değiştiren, geliştirip, eğiten insanlığa ve Tanrı'ya en büyük hakarettir!!!
Araplar'ın din olgusu üzerindeki baskısı, bitmek tükenmek bilmeyen para ve güç hırsının neticesidir. Hepimize din doğmatiktir diye yutturulan durum aslında dini sorgulayıp eksik, kısır taraflarının ortaya çıkmasına karşı alınan bir önlemdir. Özellikle Türkler'in bu tip davranışlar gösterebilme olasılığına karşın en şiddetli kurallar konup, kılıçla bükemedikler Türklerin bileklerini, din olgusuyla kendilerine bağlamışlardır. Hatta bazı Türkler(!) müslümanlık konusunda Araplar'a bile taş çıkartacak hale gelmişlerdir.
İşte bu tip Türkler'in(!) Kurtuluş savaşı dönemine Atatürk'ün önüne ne gibi engeller çıkarttığını ve sayısız isyanla rejime karşı çıktıklarını tarih kitapları sayfalarca yazmıştır.
Son olarak, kendine güveni olmayan, ümmet bilincine sahip insanlara savaş dönemini sorarsak, söyleyecekleri ilk şey;
-Cavurlar evleri yakıp yıkarken evliyaların, erenlerin ruhları mezardan kalkıp, düşmanın üzerine yürümüş, onlarda korkup atlarına binip kaçmışlar.
olacaktır. Kafalara bu derece derin kazınmış bir düşüncenin uzantıları bugün vardır, yarın da olacaktır...
|