Tekil İleti gösterimi
Alt 02.09.2007, 16:23   #9 (İleti Bağlantısı)
Barbaros
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 27.08.2007
Yaş: 27
İletiler: 61
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
tunas_turan adlı Üyeden Alıntı İletiyi göster
Irak'ın kuzeyine girmek şart, ama öyle göstermelik falan değil. 1 haftada dümdüz edecek şekilde, merhamet göstermeksizin 1 tanesi sağ kalmayacak şekilde girmeliyiz.
Iyi günler,
Nihai hedef budur. Ancak hazir degiliz. 8-12 Milyon kürdten bahsediyoruz. Gizli listelerin yapilmasi bile 5-10 seneyi bulur, kanser her yere yayilmis durumda. Bir de, "uluslararasi kamuoyu" diye bir gercek var. Eger dünyada bir basimiza bu savasi(ki BM 1948 tarihli soykirim tanimina girer) yürütmek istiyorsak, bati koalisyonlarinlardan olusan hava akinlarina ülkemizi dümdüz ettirmeden karsi koyacak güce erismek durumundayiz.

Kürdleri nasil def edecegimizi düsünürken hiddetle bende keselim/sürelim diyorum ama bu bugün imkansiz olmasa bile gercekten 20 senelik bir hazirlik ister. Sorun kürdler degil onlari korumaya ve bizi "cezalandirmaya" gelecek bati ve onun finolari.

Iktisadi dengesizlikleri bir yana birakalim, teknik sorunlar da sözkonusu:
a) Hava savunmamiz avci ucaklarina dayali bir konsept. Ucaklarimiz komsularimiza nefes aldirmaz, tehdit algisina göre en iyi cözümlere sahibiz. Hava savunma füzelerimiz daha cok soguk savas doktrinlerine göre tasarlanmis yüksek-orta irtifaya yönelik ABD veya Ingiliz yapimi miadini doldurmak üzere olan füzeler. Sovjet tehdidine göre düzenlenmistir ama ABD ucakgemilerinden gelecek hava akinlarina göre degil. Cografi nedenlerle orta-alcak irtifada tam radar kapsamasi saglanamiyor bile, bunun icin havadan erken uyari ucagi alinmistir. [Eklemek gerekir: Okudugum haberlere göre ve sayet bir sey degismediyse, orta-alcak irtifa hava savunma füzeleri icin teklife cagri yapilmis durumda. Ayrica devlet, Ege adalarinin arkasina gizlenecek ucaklari ve gemileri görecek pasif radar teknolojisinde de atilimlar yapmistir, buda son derece sevindirici bir husustur] Saddam'inda hava savunma füzeleri vardi, bir tane ABD ucagi düsüremediler, neden? Bilmiyorum ancak füzeler ingiliz yapimiydi ve radarlari gizli kodlarla kilitlemek mühendislik bilimi acisindan imkansiz birsey degil. Tabii bizim Aselsan'da mühendislerimiz suikastlere kurban gitmeseler cok bu sorunlari cözerler ama ülkede iki ayakli zararlilar sinifinda ajandan bol bir tek kürd var. Ancak yine konuya odaklanalim: Bugünki tehditler agir bombardiman ucaklarinin hava sahamiz üzerindeki hedeflerin üzerinde ucarak bombar birakmasindan cok daha degisik sekilde tezahür etmektedir. Sayalim:
--> Ufuk ötesi hedef tesbit radarlarina sahip ucar ve yüzer araclardan atilan uydu güdümlü füzeler.
--> Seyir füzeleri, lazer güdümlü akilli bombalar, bunlar atildimi hedef imha oranlari 90%'larda, tek cikar yol attirtmamak.
Bunlari yakalamak cok zor. ABD bile ancak 2005'te böyle bir teknoloji gelistirdi (yüksek enerjili bir lazer, adi THELS) ki bu bile kacinma hareketlerinde bulunmayan düz taktik füzelerde ancak %30 imha oranina sahip, düsük tabii. Kacinma hareketlerinde bulunan füzeleri ise vurmak zaten ancak son bir kac saniyelik son seyir durumu halinde mümkün. Bizim savas gemilerimizde de mevcut olan otomatik radar veya baska tür güdümlü toplarin, son seyir durumuna gecen ve bu nedenle 3 boyutlu bakildiginda kacinma hareketlerinin giderek daha dar 3 boyutlu acilara sigmak zorunda kalan akilli füzeleri vurmalari mümkün. Bu sistemler karmasik yüksek matematik hesaplari milisaniyede devamli tekrarlamak zorunda olan bilgisayarlara muhtac. Ben yüksek teknoloji ürünü projeler yapan bir Avusturya firmasinda satin alma bölümünde calisiyorum. Bilgisayar parcasi aldigimiz zaman tedarikcilerin bizden istedigi ilk belge ABD'nin ambargo koymus oldugu bir ülkeye satis yapilmadigina dair teminat vermek. Yani günümüzde olmazsa olmaz bir ürün cesidi olan bilgiislem ürünleri, NATO üyesi bile olmayan, anayasasinda tarafsizlik ilkesini zikreden bir ülkede bile ABD'nin ipotegi altinda. Özellikle islemci konusunda en azindan ticari degilde tamamiyle askeri konulara yönelik bir gelistirme programina ihtiyacimiz var.
--> Tabii bir de uydu teknolojileri ayri bir konu. BM antlasmalarina göre uzayda silah bulundurmak yasak. Ama ABD artik kendi imzasini takmadigi icin uzaya silah yerlestirmeye coktan basladi bile. Bizim uydularimizi düsürebilir. Bu tehlikeye karsi mesela Cin kendisinin olan eski bir uydusunu satihtan-uzaya bir füzeyle vurarak ABD'ye bu konuda gözdagi verdi. Bizimkiler inaniyorum ki bu konu üzerinde calismalar yapmistir. Anlayacaginiz havadan saldiri halinde olan dengesiz bir üstünlüge geciyor.
Görüldügü üzere, siyasilerin tembellik hatta özellikle hainliklerinden dolayi bir kac sene öncesine kadar müttefik bildigimiz bir imparatorlugun cikari degisince ne kadar tehlikeli bir düsman haline gelebilecegini görmek istemedikleri icin iktisaden ve teknolojik olarak o zamanin günlük cikari icin sebeb olduklari bosluk ve disa bagimliligi görebiliyorsunuz herhalde.

Bize "insancil operasyon" yapacaklarin ucaklarini, tanklarini, füzelerini kullanmadigimizi varsayip kendi ürettigimiz silahlari kullandigimizi düsünelim. Öyle veya böyle her iki tarafta kayip ve kirim olacaktir. Bati imparatorlugunun bize oranla ezici bir üretim kapasitesi üstünlügü var, bu kayiplari cok cabuk yerine koyarlar. Bizim böyle bir kapasitemiz simdilik yok.

Yani sorun teknolojik olmaktan cok iktisadi. Iste bütün cikmaz su denklemden ötürü ileri geliyor:
Eldeki kisitli kaynaklardan askeri-sivil AR-GE'ye pay ayirdiginiz zaman, egitimden, adaletten, sagliktan kesiyoruz, AR-GE calismalari sonuc verene kadar ordunun elindeki silahlarin modeli geciyor. Yok orduya simdiye kadar yaptigimiz gibi silahlari "müttefiklerimizden" temin ettigimiz zaman hem hep geriden takip ettigi icin AR-GE bosa gidiyor hemde o gün ki "müttefiklerimizin" yani gercek düsmanlarimizin AR-GE calismalarinin bir kismini finanse etmis oluyoruz. Bize silahlari adapte etmek kaliyor. F-16'lara yaptigimiz milli yazilim güncellemesi gibi. Ayrica egitime, adalete az pay ayirdigimiz icin, egitim dincilerin eline, adalet ülkücü mafyanin eline düstü. Devlet hic farkina varmadan temel görevlerini yeterince yerine getiremez oldu. Bunun nedeni üretken olmayan nüfusun, üretken olupda vergi veren nüfusa oranla cok artmasidir. Genc nüfusumuz var diye cok övünmeyelim, egitim veremeyip üretken hale getiremezsek, avantaj degil yük olur. Gercek su ki kanimca Türkiye nüfusu gereksiz yere cok artmistir. Peki bunda Türkiye nüfusu dedigimizde Türk'lermi sözkonusu? Isin derinine indigimiz zaman tabii ki öyle degil. Ben Gelibolu yarimadasinda dalis icin Saroz kiyisindaki köylere giderim. 2-3 cocukludan fazlasi cok ama cok nadirdir. Nüfus sabit, tarla fazla bölünmüyor, topluca göc edecek kadar gecim sikintisi yok. Tabii maalesef yine kahvehane-cay-muhabbeti yapilirken afedersiniz bok yolun ortasindan akiyor ama baska kirsal yerlere oranla yine Ege-Bati Marmara cok iyi; onlar cok aydin köylüdür, yobazin isi orda cok zor. Tarihlerini benden iyi bilirler. Gelgelelim kürd maymunlarinin halini cok iyi biliyoruz. 10 cocuktan asagi düsmezler, "kizlari saymadik ki" derler; okul, saglik, yol, elektrik, su bedava derken bizim vergilerimizi yiyip sonra bize kursun sikarlar. Kürdleri su anda süremiyorsak, kesemiyorsak mutlaka üremelerini önlemek gerekir. Türkiye cografyasinda Türk'ün gelecegine cevre sorunlarindan da önce bu mahlukatlarin üremesi tehdittir. Cumhuriyet kuruldugunda kürd nüfusu %5 kadardi, simdi %12-15% kadar bir nüfustan bahsediliyor. Korkunc bir sey, tam tahmin edemiyoruz bile sicanlarin sayisini.

Peki mahlukatlarin sayisini, dünyanin gözünü üzerimize cevirmeden nasil düsürebiliriz? Iste bu konuyu cözdügümüzde Kürd-Islam kanserini yenmis sayiliriz. Kanimca cözülecek ilk sorun bu cünkü cok zaman alacaga benziyor, hemen baslamak lazim.

Saygilar,
Barbaros
Barbaros Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla