|
Türkiye'de Olacaklardan AKP Kadar MHP' de Sorumludur
Türkiye 22 Temmuzda neden seçime gitti?
Sayın Başbakanın kendi başına Cumhurbaşkanı atamak istemesinden dolayı.
22 Temmuz öncesi AKP nin demokrasi dışı davranışı sonucu, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu durum karşısında hayatında hiç MHP’ye oy vermemiş, belki de bir daha asla vermeyecek insanlar MHP’nin Meclise girmesi için çalıştılar.
Onları MHP’ye destek olmaya iten ana düşünce artık sağ sol kavramlarının kalmadığı, küreselleşmeden Türkiye’yi korumanın tek yolunun kendilerini Milliyetçi ve Ulusalcı olarak tanımlayan partilerin parlamentoda yer almalarıydı.
Bunun için ortak paydaları ise ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, Anayasa da esasları belirlenmiş Cumhuriyetin korunması, Kıbrıs gibi, Sözde Ermeni Soykırımı gibi, Amerika ile ilişkiler gibi, Kuzey Irak’ta bir Kürt Devletinin kurulması gibi, Türkmenler’in asgari insan haklarına sahip olarak güvenlik içinde yaşamaları gibi, AB’nin ikiyüzlü dayatmalarına karşı olma gibi, ABD’nin BOP politikasına karşı olmak gibi dış konularda, bölücü terör örgütüne karşı yapılacak mücadele gibi, Cumhuriyet karşıtlarının devleti ele geçirilmesinin önlenmesi gibi, Türk ekonomisinin borç batağından kurtarılması gibi temel iç konularda ki öngörülen tutumlarıydı.
22 Temmuz seçimleri öncesi yapılan propaganda döneminde AKP yaptığı açık hava toplantılarında Başbakan, DTP ile MHP’yi aynı kefeye koymuş hatta DTP’ in Meclise girmesine itiraz etmezken MHP için
“Bunlar meclise girerse kavga olur bunlara oy vermeyin diye propaganda yapmış ve saldırıyı o kadar ileri götürmüştür ki MHP için bunlara Mecliste selam bile vermeye değmez”
diyecek kadar demokrasi dışı davranmıştı.
Seçim günü akşamı ERDOĞAN tek başına iktidarı kazanmasına rağmen Cumhurbaşkanlığında istediği sonucu alamadığını görünce bildiği en iyi şeyi yaparak eski fikirlerinden çark etmiş, Cumhurbaşkanlığı için bütün partileri kapsayacak şekilde diyalog geliştireceğini açıklamış, parti liderlerini arayarak en kısa zamanda kendileri ile görüşeceklerini belirterek uzlaşma ortamı yaratmıştır.
Hatta haklı olarak Bahçeli Erdoğan’la telefonla dahi görüşmemiştir.
AKP de GÜL aday olduğu takdirde uzlaşmanın sağlanamayacağını gören başta Erdoğan olmak üzere bazı partililer ve onların güdümündeki medya Gül’ün adaylıktan çekilmesi kampanyasını başlatmak üzereyken MHP’nin açıklaması gelmiştir.
Biz meclise gireceğiz.
AKP kimi isterse Cumhurbaşkanı seçsin.
Şüphesiz Siyasi Partilerin asli görevleri meclise girip ülke yararları doğrultusunda politikalar üretilmesine katkıda bulunmaktır. Ancak bu ne olursa olsun biz meclise gireriz demek yerine bazen de Ülke çıkarları açısından girmeyerek te sağlanabilir.
MHP Meclise girmekle Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına koltuk değneği olmuştur.
Oy vermemek bir şey ifade etmez. Çünkü onların ihtiyacı olan MHP nin oyları değildi. MHP oy vermese bile meclise girerek Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasının yolunu açmış, Bahçeli’nin açıklamasından sonra Başbakan bir daha uzlaşma lafını ağzına almamış, yine en iyi bildiği şeyi yapmış millet önünde verdiği sözden çark etmiştir.
MHP Meclise girerek Gül’ün Dışişleri Bakanı olarak izlediği AB politikalarına, Irak politikalarına, Annan planına, ABD karşısında izlenen teslimiyetçiliğe, Kuzey Irak’ta bir Kürt Devletinin kurulmasına, PKK ya karşı izlenen politikalara dolaylı destek vermiştir.
Şimdi televizyonlarda çıkıp "bizim ilkelerimiz var" diye yaptıkları hatayı telafi etmeye çalışıyorlar.
Aynı hatayı 2002 öncesi idam cezasının kaldırılmasında da yapmışlardı.
Biz idamın kaldırılmasına oy vermeyiz siz istiyorsanız kaldırın. Kaldırdılar. Günahı kime kaldı? MHP’ne.
Hâlbuki milliyetçiliği kendisine şiar edinmiş parti kurum ve kişiler "ben oy vermedim" diyerek sorumluluktan kurtulamazlar.
Ülke ve millet yararına olmayan konularda sadece oy vermemek yetmez onun gerçekleşmemesi için de gerekli çabaları göstermek zorundadır.
Aslında Gül veya başka AKP linin seçilmesinin sistemin çalışması açısından pek bir farkı olmayacaktı.
Köksal Toptan Meclis Başkanı seçildi de ne oldu?
Cumhurbaşkanı kabineyi onaylamayınca Meclis Başkanlık Divanın Cumhurbaşkanını ziyaret programını iptal etti.
Felsefe aynı, oyuncular farklı. Ama burada Gül’ün durumu biraz farklıydı.
Bu farkı yaratan yaklaşık 1970’lerden beri yürütülen karşı devrimin içinde ve öncü kuvvet olarak bulunan Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasının, onlar açısından bütün kalelerin zapt edilmesi ve son kalenin fethedilmesi anlamı taşıyordu.
İşte MHP bunu sağladı. Yarın seçim meydanlarında yine karşısına çıkarılacaktır. Tıpkı idam cezasının kaldırılması gibi.
Sayın Başbakan MHP sayesinde hedefe ulaşmanın rahatlığı içinde televizyonlarda yine saldırıya başlamıştır.
Çankaya kimin kalesi ki kim ele geçirdi diye sormakta bu kaleyi bize millet verdi demektedir. Başbakanın demokrasi anlayışının tramvay demokrasisi olduğunu biliyorduk ancak Türk Milliyetçiliğinin temsilcisi olduğunu iddia eden ve geçmişte bu mücadelede binlerce can veren bir partinin AKP nin koltuk değneği olacağını düşünemedik.
Benim Milliyetçilikten veya ulusalcılıktan anladığım ilk şey ülke ve millet menfaatleri söz konusu olduğu zaman bireysel menfaatler veya kurumsal menfaatlerin göz önüne alınmamasıdır.
Devlet Bahçeli gerek 2002 seçimlerine giderken, gerekse Meclise girme konusunda hiçbir yetkili kurulları toplamadan kendisi karar alıp açıklamakta ve beyni özgür diye düşündüğümüz ve milliyetçiliği siyasal anlamda temsil etmekle sorumlu Milletvekilleri ve parti yöneticileri aynen uygulamaktadırlar.
Yoksa ben mi milliyetçiliği anlamadım?
Milliyetçilik biat kültürümü yoksa; ülkenin, milletin ve o milletin huzur ve refahını sağlamak için ilkeleri önder kabul etmek mi?
Yoksa Bahçeli yanlış örnek mi zaman gösterecek. Sayın Bahçeli çiçek bahçesini sever Gül bin bir renge ve kokuya sahip bir çiçektir.
Bahçeli’ye ve ağzını açamayan emir erlerine hayırlı olsun.
Sayın Başbakan, Çankaya Türk milliyetçiliğinin, Çağdaşlığın, Türk birliğinin Türk Sancağının, Sakaryaların, Kocatepelerin vatan için can veren binlerce şehidin bu uğurda yaralanarak kanını bu topraklar için akıtan binlerce gazinin kalesiydi.
Sayın GÜL Cumhurbaşkanı olunca neleri ele geçirdiğinizi sizde biliyorsunuz.
Sayın BAHÇELİ;
Bundan sonra toprağa düşecek her şehitte sizinde sorumluluğunuz olacak.
Annan planın uygulanmasında, Irakta bir Kürt Devletinin kurulmasında, ABD’nin talep ettiği ılımlı İslam Cumhuriyetinin temellerine siz de harç taşımış olacaksınız. Türk ekonomisinin borç batağında sürüklenerek bağımsızlığını kaybetmesinin hesabı da sizden sorulacak, tıpkı terörist başının asılmamasının hesabının sizden sorulduğu gibi.
Sayın Bahçeli ve onun direktiflerinden çıkamayan Türk Milliyetçilerinin Parlamentodaki temsilcileri olan Sayın Milletvekilleri, CHP ile aynı saflarda olmamak için ülkenin son 25 yılında binlerce askerin, polisin, öğretmenin, savcının, hakimin, yine binlerce yurttaşımızın öldürülmesinden sorumlu bebek katillerinin siyasi uzantıları ile aynı saflarda olmak sizlere onur getirmediği gibi, tarihte sizleri bu sıfatlarınızla değerlendirecektir.
Özet olarak AKP nin ve özellikle Cumhurbaşkanının her hatasında sizin sorumluluğunuz olacak.
Türk Milliyetçileri için ne büyük talihsizlik.
Devletin başına Devlet geçecek diye bağıran insanlardan AKP’ne koltuk değneği olacağınızı anlatarak mı oy istediniz?
|