Derneğe adını veren
Heinrich Böll, İkinci Dünya Savaşı'nda askerlikten kaçmak için türlü numaralar yapmış, bizi ilgilendirmese de tam anlamıyla vatansız bir haindi.Böyle bir ailenin kurduğu dernekten hainlik ve düşmanlık dışında ne beklenebilir ki?
Bu "
hain ve
düşmanların" sitelerine girildiğinde tüm bağlantılar çözülüyor.Biraz "uyanmış" durumda olduğumuzda bunlara destek veren tüm hainlerin listesini görürüz.
Cepheler bellidir:
Hainler, işbirlikçiler, başta kürtler ve ermeniler olmak üzere diğer azınlıklar, etnik döküntüler (kırmalar) kısaca kendimizden olmayanlar.
Bunlara karşılık ise:
Ulu Türk ırkı..
Tüm hainler aynı anda saldırıya geçiyor, biz ise bırakın hazırlığı daha saldırının farkında değiliz.
Türkiye'deki halk dünyayı pembe görüyor.Sloganlar muhteşem (!)
"...kürtler ve ermeniler,lazlar vs'ler bizim kardeşimiz.Hepimiz kardeşiz."
Başbuğ'umuzun "Ne mutlu Türküm diyene!" sözünü de kendilerine çevirerek:
" Bakın Atatürk ne güzel demiş: Ne mutlu Türküm diyene! .. Yani senin etnik kökenin ne olursa olsun bu ülkede Türksün!Hepimiz TÜRKİYELİYİZ"
Bu ilginç sözcükler ve kavramlar içeren sloganlar tutmadığı zaman din araya giriyor:
" .. kürtler,araplar vs-vs'ler bizim din kardeşlerimiz,hepimiz müslümanız."
Elbet biri tutuyor.Tutmazsa "milliyetçilik ve din" bir araya katılıp sentezleniyor.İnanılmaz bir
dizi ve yarışma bombardımanı var.Bunlar halka her şeyi iki günde unutturuyor.Korkum o ki: bu ülke bir gün işgal edilse, halk 1 hafta sonra işgali de unutacak bu gidişle.
Binlerce kez söylüyoruz,yazıyoruz; ama bunun dışında bir şey yapamıyoruz.Herkeste bir tembellik ve gevşeklik hakim.İşin kötüsü ne yapacağımızı da bilmiyoruz.
Yavaş yavaş alıştırıyorlar.Bakınız Malezya nasıl alışıyor.Kendi ağızlarından
(Kadına Yardım Örgütü’nün kurucusu) Ivy. (...) :
"Uyuyorduk.Güzellik yarışmasını protesto ettiklerinde, kadınların elini sıkmamaya başladıklarında, devlet dairelerine kapalı giysilerle gelmemizi söylediklerinde, hatta haklı buluyorduk bir yanıyla. Doğru, devlet dairesine ’düzgün’ kıyafetle gidilmeliydi. Ama sonra o düzgün yani kapalı kıyafetleri zorunlu hale getirdiler. Bu yavaş yavaş oldu. (...)"
Biz de uyuyoruz hala!!
Yavaş yavaş ülkenin temellerine dinamit yerleştiriyorlar.Günü geldiğinde ateşlenecek ve yıkılacak hale getirebilmek için!
Daha da kötüsü bir "ırk" elden gidebilir.