Tekil İleti gösterimi
Alt 11.10.2007, 21:58   #6 (İleti Bağlantısı)
Buğra Şad
Otağ Yöneticisi
 
Buğra Şad - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
Yaşadığı Yer: Kemal Paşa'nın Ruhu
İletiler: 1.317
Buğra Şad Rss Beslemesi
Her ülkede bir asli unsur olur. Geçmişten günümüze bu böyledir. Türk yurtlarında asli unsur her zaman Türkler olmuştur. Örneğin Gök Türkler. Gök Türklerde, Türklerin Türk olmayanlarla evlenmesi yasaktı. Bu evliliği yapabilme hakkı sadece Kağan'lara aitti ama yabancı (Türk olmayan) bir kadınla evlenen Kağan'ın çocuğu tahta çıkıp Türk Yurduna baş olamıyordu. Türklerin arasına, Türk kökenli olmayan hiç bir düşünce, görüş, anlayış, felsefe vs. giremiyordu. Fakat Orta Asya'dan buralara gelip yabancılarla içli dışlı olunca işler değişti.

Bu değişikliğin bedelini ödeyenlerin başında, Osmanlı zamanında yaşayan alevi Türkmenler gelmektedir. Alevi Türkmenler, özünde şu felsefeyi benimsemişlerdir; "müslümanlık Türk kökenli değildir, Türk töresinde de Türk kökenli olmayan bir din kabul edilemez." Bu anlayışla bir nevi müslümanlığın Türkçesi olarak adlandırılabilecek olan alevilik inancını benimsemişlerdir. İbadetleri Türkçedir, kendilerinden olmayana (Türk olmayana) da kız vermezler. Kız da almazlar.

Osmanlı'da asli unsur müslümanlıktır. Din, lastik gibi sünebilen, her yola yollanabilen ve her yöne çekilebilen bir kavram olduğundan, her göze uyan camsız bir gözlüğe benzer. Osmanlı'da da bu sayede ne kadar arap, acem, fars, gürcü vs. varsa baş tacı ilan edilmiş ve sırf müslümanlığın sünnilik kolundan olmadığı için çok Türk'e zulmedilmiştir. Şimdi bunları unutmak mümkün değildir.

Eğer Ulu Önder Atatürk, ümmet anlayışını yıkıp millet esasına dayanan bu devleti kurmasaydı, öyle görünüyor ki daha çok ceremesini çekecektik.
Buğra Şad adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla